Yeni kurananalitigi.com sitemizi ziyaret ettiniz mi?
10 Aralık 2018

 İletişim
 Özgeçmişim
 Kur'an Araştırmaları
 Basında 2001 Yayınları
 Meal-Tefsirimizin Ayrıcalıkları
 Bize Göre Tartışmalı Konular
 Kur'an'da Psikoloji
 Kur'an'da Ekoloji
 Kur'anda Kimya
 Siyasî İslam Önderleri
 Bir Sivil Toplum Örgütü: Tarikatler
 Kur'anda Belediyecilik
 Yâ. Sîn. Tefsiri ve Ashab-ı Karye
 Kur'anda Kelam
 İslam'da Nikah ve Kadın Hakları
 İslam'da Hılafet Merkezi
 KUTLU DOĞUM
 Erbakan Din Anlayışı
 İdeoloji ve Dinî Gelişim
 LAİKLİK VE İDEOLOJİ
 Münafık Vatandaş Kavramı
 KADER VE CİHAD
 Bu Görüşüme Katılır mısınız?
 FİZİK ve Teorik Fizikçiler
 KİTAP
 EVLİLİK-BOŞANMA
 TESETTÜR-ÇIPLAKLIK
 SPORUN SİYASİLİĞİ
 Şakî-Saîd Çatışması
 NİMET VE KARİZMA
 KISSALARIN ANLATTIĞI
 MİRAC VE IŞINLAMA
 RUH VE NEFS
 YARATILIŞ VE EVRİM
 ŞİRK VE TRAGEDYA
 ÖLÜMSÜZ KULLAR
 BÜYÜK PATLAYIŞ veya BİG BANG
 UZAY VE UZAYLILAR
 FATİHA SÛRESİ Tefsiri
 CUMU'A NAMAZI, tatil
 âidiyet ve din
 KUR'AN HAKKINDA GENEL BİLGİLER
 Rahmet ve Tasavvufî Bilgi
 HACC VE İSLAMÎ MEDYA
 ÇAĞ AÇAN İNSANLARIN YAŞAMI
 ZİNA VE GENELEV GERÇEĞİ
 Kitaplarımız
 Sık Sorulan Sorular
 Resim Galerisi

E-Posta
info@2001yayinlari.com
salihparlak@2001yayinlari.com


DUYURULAR

2. baskı Kur'an-ı Kerim Meal-Tefsiri'miz çıktı
1. Baskı Meal-Tefsirimizdeki bazı yeni ve yabancı kavramlar biraz fazla eleştirilmişti.

Meal-Tefsirimizin 2. Baskısında, özellikle bu alışılmamış kavramlar meal metninden çıkarılmıştır. Dipnot bölümünde değerlendirilmişlerdir.

Bazı ayet-i kerimelerin 1. baskıdaki tercümesi biraz karışık gözükmekteydi. farkedilen bu karışık anlamlar, 2. baskıda yeniden düzenlenmiştir.

1. baskıda uzun ve anlamsızlaşan cümleler farkedilmiş, yeniden değerlendirilmiş, parçalanarak akıcılık sağlanmıştır.

1. baskıda meallerdeki açıklayıcı ve anlamsız uzatmalara neden olan bazı sözcükler, 2. baskıda çıkartılarak meale daha kolay anlaşılırlık ve sadelik sağlanmıştır.


* * *

BİLGİ TOPLUMUNUN CUM'A TATİL KÜLTÜRÜ

Artık

BİLGİ TOPLUMUNUN CUM'A TATİL KÜLTÜRÜ

adlı kitabımız yayınlanmıştır.

Biz, bir toplum içinde yaşarız; öyleyse sosyal yaratığız ve sosyalleşmek zorundayız.

Biz, "Ümmet-i Muhammed" olmakla övünürüz; ama ümmet olabilmek ve toplum içinde sosyal bir organ olabilmek için bazı temel özellikleri yaşatmamız ve taşımamız gerektiğini unutmuşuz.

Resûlüllah'ın AS ümmetiyiz. Bu doğru! Amma Resûlüllah AS da beşer olarak fânîdir ve göçmüştür.

Her çağda o çağın insanı bir "Yaşayan Resûl" ve "Yaşayan İmam" aramalı ve bulmalıdır. O İmam'a kılavuzlanmak ve bir onunla âidiyet içinde olmak farz-ı ayndır.

Yaşayan İmam olmadan, ümmet olunmaz ki!

Resûlüllah SAV de beşerdir ve beşer olarak fânîdir ve dünyadan göçmüştür. Ümmetine "Kitap" ve "Sünnet"ini emanet etmiştir.

Her çağda, bu emâneti taşıyan, kılavuzluğunu yapan ve kendini Asr-ı Saâdet döneminde yaşatan "Büyük Adamlar" zincirinden bir zâtı seçmek ve ona tabi olmak ve o zâtı örnek almak ümmet olmanın ön koşuludur ve farzıdır.

Öyle bir zatı örnek almadan ve ona tabi olmadan ümmet olmak mümkün değildir.

İşte bu sosyalleşmeye, "cemâatleşme" denmektedir.

Bir cemâatin üyesi olmadan ümmet olmak nasıl düşünülebilir?
Allah CC, sosyalleşmemiz için üç büyük tatil anlayışını ve dinî ritüelini bizlere farz kılmıştır. a) Birincisi Cum'a Günü tatilidir. b) İkincisi mevsimlerin içine yayılmış "Haram Aylar"dır. c) Üçüncüsü de yıllık tatil olan "Hacc" mevsimidir.

İşte bu kitapta bu üç tatil gerçeğinin araştırılmasını bulacaksınız.

* * *

Nasıl Bir Kader Anlayışı
"BİLGİ TOPLUMUNUN KADER ANLAYIŞI"

adlı kitabımız yayınlanmıştır.

Bu kitapta, kader anlayışımıza yeni bir bakışla: "hayır-şerr Allahtandır" temel tanımlanması noktasından girilmiştir.

Kader anlayışı, sadece Müslümanlara özgü değildir. Her dinde ve her felsefî akımda, her millette, her dinde kader tartışması vardır.

Bizim kadere getirdiğimiz yenilik, konuyu güncelleştirmektir.

Kader gerçeğinin, modern devlet felsefesine eş değer bir konu olduğunu aşılamaktır.

Kader konusunu beyinlere, özellikle genç beyinlere öyle nakşedeceğiz ki Müslüman gençler veya İslamî düşünceyi sorgulayan gençler, anayasal siyasî devlet politikasını iyi-kötü değerler sistemi açısından irdelesin.

Kur'an mesajındaki iyi-kötü değer yargı düzenini öğrensin.

Devlet-Sivil Toplum Örgütlenmesi açısından İslam'ın da nasıl sivilleşeceğini, nasıl siyasallaşabileceğini, tartışılır duruma getirilebileceğini yalnız bu kitapta görmüş olsun.

Bu kitapta Kur'anın vitrini olan Fâtiha Sûresinde kaderin nasıl işlendiğini, hayır-şerr yargı düzeninin hidayet-dalâlet ikilisi biçiminde nasıl özetlendiğini bulacaksınız.

Bu kitapta; iyi sosyal düzeni de, kötü sosyal düzeni de kuran siyasî iradenin karizmatik halk kahramanını "Kurtuluş Savaşı"na taşıması için siyasî Müslüman'ın oylarıyla desteklemesi gerektiğini bulacaksınız.

Bu kitapta, ancak o siyasî tercih ile kaderde saîd veya şakî olduğu planlamasının dünya yaşamında kaza edileceğini bulacaksınız.

Evet bu kitapta, siyasî İslam'ın da kader olayıyla nasıl yakından ilgili olduğunu da, evet; bu kitabın ilerleyen sayfalarında görecek ve ilgiyle okuyacaksınız.

Kur'an-ı Kerimde bu bilgiler de var mıydı? diyeceksiniz ve hayranlığınızı gidereceksiniz.

Yine bu kitapta; Hz Ali-Muaviye çekişmelerinde, siyasî iradeyi, hayır-şerr sosyal düzeni için "Kurtuluş Savaşı" verme konusunda nasıl kullandıklarını bulacaksınız.

Bu kitapta, karşıt iki, iyi-kötü karizmatik halk kahramanı savaşında kader planlamasının nasıl kazaya dönüştüğünü göreceksiniz.

Yine bu kitapta, Şîa'nın "Oniki İmam Hareketi"nin kader konusunda ne anlam belirttiğini göreceksiniz. Hz Musa'nın, Hz Îsâ'nın ve Hz Muhammed'in "kendini ifade etme özgürlüğü" ve özel yetisi konusundaki karizmalarını da yeni bir anlayışta okuyacaksınız.

Yine bu kitapta, kaderi tartışmanın hangi yönden veya yönlerden yasaklandığını da göreceksiniz. Eğer kaderi tartışmak; kayıtsız şartsız yasak olsaydı, bugün her önüne gelenin kader konusunda neden kitap yazmakta olduklarının cevabını bulamayacaktınız.

Eski mezheplerin kaderi kendi siyasî yapılanmaları kapsamında ele aldıklarını, bugünkü siyasî yapılanmaya o eski mezhep görüşlerinin tam ışık tutmadığını, aynı görüşler hiç değiştirilmeden alındığında, zor anlaşılır veya hiç anlaşılmaz bir kader anlayışıyla karşı karşıya kalacağımızı ve bugünkü siyasî yapılanmalar ışığında yeniden gözden geçirmelerin gerekeceğini ve kadere iyi bir sosyal bilimci, iyi bir siyaset bilimcisi olmadan cevap verilemeyeceğini de bu kitapta anlayacaksınız. Saygılarımla.

"Bilgi Toplumunun Kader Anlayışı" adlı kitabımız yayınlanmıştır. Bu kitapta, kader anlayışımıza yeni bir bakışla: "hayır-şerr Allahtandır" temel tanımlanması noktasından girilmiştir. Kader anlayışı, sadece Müslümanlara özgü değildir. Her dinde ve her felsefî akımda, her millette, her dinde kade vardır. Bizim kadere getirdiğimiz yenilik, konuyu güncelleştirmektir. Modern devlet felsefesine eş değer bir konu olduğunu aşılamaktır. Kader konusunu beyinlere, özellikler genç beyinlere öyle nalşedeğiz ki Müslüman gençler veya İslamî düşünceyi sorgulayan gençler, anayasal siyasî devlet politikasını iyi-kötü değerler sistemi açısından irdelesin. Kur'an mesajındaki iyi-kötü değer yargı düzenini öğrensin. Devlet-Sivil Toplum Örgütlenmesi açısından İslam'ın da nasıl sivilleşeceğini, nasıl siyasallaşabileceğini, tartışılır duruma getirilebileceğini yalnız bu kitapta göreceksiniz.

Bu kitapta Kur'anın vitrini olan Fâtiha Sûresinde kaderin nasıl işlendiğini, siyasî İslam'ın da kader olayıyla nasıl yakından ilgili olduğunu da bu kitabın ilerleyen sayfalarında görecek ve ilgiyle okuyacaksınız. Kur'an-ı Kerimde bu bilgiler de var mıydı? diyeceksiniz ve hayranlığınızı gidereceksiniz.

Yine bu kitapta, kaderi tartışmanın hangi yönden veya yönlerden yasaklandığını da göreceksiniz. Eğer kaderi tartışmak; kayıtsız şartsız yasak olsaydı, bugün her önüne gelenin kader konusunda neden kitap yazmakta olduklarının cevabını bulamayacaktınız.

Eski mezheplerin kaderi kendi siyasî yapılanmaları kapsamında ele aldıklarını, bugünkü siyasî yapılanmaya o eski mezhep görüşlerinin tam ışık tutmadığını, aynı görüşler hiç değiştirilmeden alındığında, zor anlaşılır veya hiç anlaşılmaz bir kader anlayışıyla karşı karşıya kalacağımızı ve bugünkü siyasî yapılanmalar ışığında yeniden gözden geçirmelerin gerekeceğini ve kadere iyi bir sosyal bilimci, iyi bir siyaset bilimcisi olmadan cevap verilemeyeceğini de bu kitapta anlayacaksınız. Saygılarımla.

* * *


ZİYARET TRAFİĞİ
 Aktif Ziyaretçi 2
 Bugünkü Ziyaret 442
 Toplam Ziyaret 1100762

 
GİRİŞ
Sayın Davutoğlu İslam Düşüncesi Tarih adlı eserin “Takdim” bölümünde diyor ki: “Bilimsel Devrimlerin Yapısı” adlı kitabın sahibi Kuhn: Carî bilimsel paradigma ile eğitimde kullanılan kitaplar arasındaki belirleyicilik ilişkisini gösterdikten sonra her bilimsel devrimin bir yan sonucu olarak bu kitapların değişmek zorunda olduklarını söyler. Gerçekten belli bir bakış açısının ortaya koyduğu eserler, herhangi bir bilim dalında klasikleştikten sonra gelecek nesil araştırmacılarının önünde gerçekleri görebilmeyi engelleyen bir imge perdesi oluşturmaktadır. Herhangi bir araştırmacı bir konuda yeni bir araştırmaya yöneldiğinde kendisine miras kalan birikimin oluşturduğu metodoloji kalıplarından hareket etmek zorunda kaldığı için yeni açılımlara yönelmek çoğa zaman yapılamamaktadır. Bu durum kendi içinde oturmuş bir kavramsal çerçeveye, metodolojik araçlara ve teorik birikime sahip bilimsel bir paradigmayı daha da güçlendirici bir etki yapabilir.

Meal-Tefsirimizin Ayrıcalıkları kategorisindeki yazının Devamı


BİR AKADEMİK MEAL - TEFSİR
Uygarlık deyip geçmeyelim. Her şey onun uğrunda yapılmıştır. Arındırma, etnik temizlik ve dinsel homojenleştirme, topyekün kıyım, katliam ve gerekirse sürgün... tümü uygarlık uğruna yapılmaktadır. Eski uygarlığı koruma uğruna dalkavukluk, adam kaydırma, rüşvet, enflasyon, yağmalama, devlet çeteleri, uluorta infaz kurumları, adaletsizlik ve dinin devletleştirilmesi... İşte bu iktidar mücadelesi, her dilin aynı zamanda bir iktidar biçimi olduğunu ve her iktidarın yıkımı için “dilsel köksökümü” gerektiğini anlatmaktadır.

Meal-Tefsirimizin Ayrıcalıkları kategorisindeki yazının Devamı


TEPKİLER
Bir çığır açma çok zor!

ve bir anatominin yeni sistematiğini kurmak yıllar alacak!

Kur'an kültürünün yeni bütünlük içinde yeniden düzenlenmesi olan bu çalışma zor anlaşılacak; ama anlaşılacak!

bu iddialar elbette birgün genç ve okumuş Ulünnuhalara; ulü'l-Elbablara elbette ulaşacak!

Kur'an kültürünün yeni bir açılımını ve görünümünü güden bu dava elbette bir gün birilerinin omuzlarında umduğu yere varacak!

tepkilerin çok yavaş ve uzun vadeli bir süreçte birilerinin kucaklamasıyla izleyen hedef kütlesini bulacak!

bu uzun soluklu davanın 21. yy görünümü inşallah bizim çabalarımız ve siz okuyucuların ilgi göstermesiyle beklenen hedefe ulaşacaktır.

gün gibi âşikâr! Öyleyse bu zor iddianın tepkilerini de sabırla bekleyelim ve acımasız saldırılara temkinli bakalım...

Gönül ister ki yargısız infaz yapılmasın; yeniden yorumlanan ve yeniden tanımlanan, çağın cevapsız kalan sorularına, tortulaşmış meselelerine peşin fikirlilikle karşılık bulmaya çalışmadan...

bilimsel teknik terimlerle karşılık verilmesini şimdilik ve kurgulanan düzen bütün yönleriyle anlaşılmadan yadırgamayalım.

bu bir iddiadır elbette, ama bütünün parçaları tam yerine oturtulmadan hakkında hüküm verilmesin.

Kurgucunun seminerlerine, çay-pastalı salon sohbetlerine, çınaraltı mehtaplı toplantılarına çağrıldığınızda lütfen katılın; süreç tamamlanmadan yıkıcı olmayalım...

Meal-Tefsirimizin Ayrıcalıkları kategorisindeki yazının Devamı


USÛL VE YÖNTEM
Piyasaya sunulma sonrası ilk okumalar sonucu yukarıdaki eleştiri noktalarına bir ciddî konu daha eklendi:

Birinci eleştiri üzerinde biraz daha ciddî durmak zorundayız. Esas sancı, büyük düşünce devlerinin otoritesini sarsmaktan kaynaklanmaktadır. Üniversite gençliği üzerinde hayli etkinliği olan ve bu mesleği öğretmenliğe yeğleyen bir genç yayıncı kardeşime bu eserimle ilgilenmesini, satış ve tanıtımıyla ilgilenmesini önerdiğimde kesin tavırla ilk ifadesi: "Ben bu eseri rafıma asla koymam” biçiminde oldu ve ekledi: “Ben İmam Nesefî tefsirini Türkçe’ye çevirtiyorum ve yakında yayınlayacağım."

Meal-Tefsirimizin Ayrıcalıkları kategorisindeki yazının Devamı


KAYNAKÇA ve KAYNAK ESERLER
İkinci eleştiri “Kaynakça” bölümüne gelmektedir ve en başa rastlayan “Arzdan Arş’a” adlı kitap ve yazarı konusundan gelmektedir. Evet bu kitabın yazarı ve eseri konusunda kullandığım ifadeler eleştiri öncesi çok çekincelerle seçilmiştir: “Filancanın ...adlı eseri” yerine, “Filanca diye tanınan kişinin ...eseri” denmiştir. Yani ismi konusundaki şaibe: “diye tanınan” deyimiyle dile getirilmiştir. Öte yandan: “çok titiz taranması sonucu ilgili bölümlerini kendi yorumlamalarımın doğrultusunda kaynak gösterdim” cümlesi de nasıl kaynak alındığı konusunda yeterli açıklama olmaktadır. Şunu da eklemekte yarar vardır ki biz dinî temel kavramların en güzel biçimde kim tarafından dile getirilmişse, sadece o deyimleri alıp kendi potamızda yeniden değerlendirmemiz o kişiyi olduğundan çok abartmak ve yüceltmek anlamını asla taşımaz. Ama bir buluş ve bizim düşüncemizin aktarımına aracı olacak kişilerin adını anmadan geçmemiz de insan anlayışımıza sığmamaktadır.

Meal-Tefsirimizin Ayrıcalıkları kategorisindeki yazının Devamı


ARAPÇA DİLBİLGİSİ VE USÛL
“Arapça dilbilgisine sıkı sıkıya bağlı, titiz bir Türkçe meal göremedim. Teknik özellikler zorlamadıkça dilbilgisi kurallarını titizlikle uyguladım ve yıllardır yerleşmiş bir kısım inançları değişik bir dilde anlattım. Bu değişikliklerin gerekçelerini çoğunlukla dipnotlarda aktarma gereğini duymadım ve kompozis-yonun veya o âyet-i kerimenin gidişatı ve önü-arkasıyla kendisini daha iyi tanıtacağına inandım.. Kur’ân-ı Kerim bilgisi, vahiy sonsuz bilgisi olduğundan bilimsel bilgi ve felsefî bilginin de ötesindedir. Bu gerekçeyle Kur’ân-ı Kerim sözlük anlamlarının dar kalıplarına sıkıştırılamaz. Bu nedenle her temel kavram bilimsel kuşkuculuk ışığında yeniden değerlendirilirken sözlük anlamı ötesinde teknik terim olması ve semantik yapısı da göz önünde tutulmuştur.

Meal-Tefsirimizin Ayrıcalıkları kategorisindeki yazının Devamı


İLETİŞİMDE DİLBİLGİSİ, DİL VE KÜLTÜR BİRLİĞİ
Birleştirmek ve bütünleştirmek bir mealcinin temel ilkesidir. Alp dağlarında gezintiye çıkan bir sanatkâr ile bir ekonomist, aynı manzaraları birbirinden apayrı değerlendirmişler: sanatkâr şelâlelerin güzelliğine hayran olurken ekonomist bu şelâlelerdeki enerjiden yararlanmayı düşünmüştür. İnsanlar, bu dünyadaki olaylara, daima kendi açılarından, yani tek gözle bakmak alışkanlığındadır. Fakat mealciler, her hangi bir olayı tek değil bütün yönlerden dikkate almağa çalışan kimselerdir. Bu nedenle mealci, ilimlerin birleştirilmesi demek olan küllî ilime ulaşan, yüksek bir kuleden bütün şehri kuşbakışı temâşâ eden kişi olacaktır. Bu kulenin birçok pencereleri vardır; her pencereden şehrin ancak belli bir bölümü görünür, ama kulenin en üst noktasındaki Arş penceresinden tüm şehri temâşâ edebilir. Bütüne ulaşmanın veya “mana etrafında bütünleşme”nin anlamı, dağınık kavramları birleştirmektir.

Meal-Tefsirimizin Ayrıcalıkları kategorisindeki yazının Devamı


SONUÇ
Bu eserle verilmek istenenler ve elle tutulur, gözle görülür sonuçları birkaç maddeyle şöyle sıralayabiliriz:

1- Dinlerarası Hoşgörü Ortamını Hazırlamak:

Bugün en başta gerek duyduğumuz önlem, sosyal barış ortamıdır. Sosyal gerilimi azaltacak, insanları kavgaya ve silahlı mücadeleden uzaklaştıracak ortamı hazırlamak, en başta din görevlilerinin başaracağı iştir.

Meal-Tefsirimizin Ayrıcalıkları kategorisindeki yazının Devamı


BAZI KONULAR
HAŞR KONUSU

"Sizler kabirlerden yalınayak, vücudunuz çıplak ve sünnetsiz olarak haşrolunacaksınız." buyurduktan sonra: "Sizleri ilk enerjiden soğurttuğumuz bi-çimde soğurttuğumuz gün: sözümüz söz! sözümüzün eriyiz" âyetini okudu.

Kıyamet günü ilk giydirilecek kişi İbrahim'dir. Daha sonra ashabımdan bir grup havuz başında yolunu yitirmiş develerin kovulduğu gibi sağa sola alınıp götürülecekler. Bu durum karşısında:

- Onlar benim ashabım!

- Senin ayrılışından itibaren bunlar gerisin geri dönüp mürtedd olmuşlardır. denecektir.

Meal-Tefsirimizin Ayrıcalıkları kategorisindeki yazının Devamı


SEMANTİK YAPILAR
Dini söylemde "semantik yapılar" çok önemlidir. Ancak biz bu kavramı, pek anlamış değiliz. Aşağıdaki bilgisayarla ilgili makale, anlatmak istediğimizi çok güzel aktarmaktadır.

Her Kur'an kavramını, Hz Peygamberimizin çağına ve Asr-ı Saâdet dönemine indirmek zorunda değiliz veya sahabenin çağında bırakmak ve ona bir sözcük eklemeden aynısını almak zorunda değiliz.

Hz Peygamberimize Arapça olarak inen Kur'anı her çağda yetişen çeyrek yüzyıl veya yarım yüzyıl içindeki seçkin ulemanın dilini kullanarak anlatmak zorundayız. Burada çağımızdaki Allah'ın kanaat önderlerinin ve günümüzdeki din sosyal baskı gruplarının kullandığı dil ve mantığa göre Kur'anı yeniden yorumlamamız gerekmektedir.

Meal-Tefsirimizin Ayrıcalıkları kategorisindeki yazının Devamı


KUR'AN KÜLTÜRÜ BİR BÜTÜNDÜR
Karşılaştığım en ağır suçlanma: "metodsuzluk...

Kur'anı başıboş ve rasgele yorumlamak!

Bilim ve Teknik Dergisi'nş fazla karıştırmak ve Kur'an meal-tefsirinin içine sokmak ve karıştırmak...

işte bu bulandırmanın tedavisi, aşağıdaki alıntı soru ve cevabında bulunmaktadır.

Metodsuzluk...

başıboşluk...

Rastgelelik...

Kafanın estiği gibi meal-tefsir hazırlamak...

Bilim ve Teknik Dergisi'ni fazla okumak ve Kur'an meal-tefsirine karıştırmak...

işte bu gibi uydurma suçlamaları bizi yıldırmak istemektedir. oysa biz Kur'an kültürünü bir bütün olarak görmekteyiz. Din ile bilimin, din ile felsefenin arasında, hadis-i şerifle ayetler arasında asla bir çelişki olamaz. eğer çelişki ortaya çıkmışsa muhakkak bir tarafta yanlışlık yapılmaktadır. ya ayetin anlamı yanlış verilmiştir veya hadisin anlamında aykırılık vardır. hadis, uydurmadır veya rivayet zincirinde aykırı isimler bulunmaktadır. yoksa ayet-hadis çelişkisi asla olamaz.

Allah Taala bu Kur'an-ı Kerimi kolay anlaşılsın diye inzal buyurmuşken biz onu zorlaştıramayız. Profesörlük adayı bir ilahiyata kademisyeni, "Kur'an Kılavuzu-Mutlak Vahyin Sesi" adlı kitabında, bakın ne kadar aykırı yorumlar yapmaktadır:

"Vahiy zincirinin son ve en parlak halkası olan bu kutsal Kitap, hiçbir kitaba benzemeyen türü kendisiyle sınırlı bir şaheserdir. Giriş, gelişme ve sonuç bölümleri yoktur". sh:/ 13

"Ele aldığı konuları sistematik olarak işlememektedir"

işte bizim tefsir anlayışımıza taban tabana karşı olan cümleler...

Kur'an kültürü bilim, fen, felsefe, tasavvuf ile bir bütün olarak ele alınacaktır. her ayetler topluluğunun kesinkes bir girişi, bir gelişmesi ve bir sonucu vardır. aYETLER ARASINDA İLİŞKİ VARDIR.

Kur'an kültürünün bir sistematiği vardır.

Ne Hz Peygamberimiz ne O'nun güZİDE ASHABI kUR'AN-I kERİMİN KESİN VE BAĞLAYICI TEFSİRİNİ YAPMIŞLARDIR. kUR'AN TEFSİRİNE KUTSAL BAĞLAYICILIK EKLEMEMEİŞLERDİR. kUR'AN TERCÜME VE YORUMUNUN İLERİSİNİ AÇIK BIRAKMIŞLAESIE. aMA BİZİM SIĞINMACI ZİHNİYETTEKİLER, RÜYALARA VE İSTİHARELERE yatarak kutsallıklar ve icazetler türetmeye çalışmışlardır.

Meal-Tefsirimizin Ayrıcalıkları kategorisindeki yazının Devamı


ÖMER HAYYAM VE DÜNYASI
Ömer Hayam'ı hiç ilgilenmedim. Ama şiirlerini okuyunca kendisine hayranlık duydum ve yaşam öyküsünü kendi sayfama almayı çok uyugn buldum.

Ömer Hayyam, hiç mryhanelerden çıkmamış; doğrudur ama neden çıkmamış? Çünkü insanlarla hemhal olmamış... Rabbisiyle başbaşa yaşamayı yeğleniş. Rabbinden ve O'nun rahmetinden asla ümit kesmemiş... Rbbiyle bir olmuş... Rabbiyle başbaşa kalmış ve yazmış...

Hele şu şiirelrine bakın... İnsanı çok iyi yazmış ve kendisini iyi tanıtmış. Ömer hayyam bir derya! Ömer Hayyam bir umman! Ucu bucağı belli olmayan bir umman!

Ömer Hayyam, içki şişesinden bakmış ve şu sonsuz evreni incelemiş ve o kaşnatın derinlikleirnde Yüce Mevla'sını görmüş... Gördükçe daha derinlere dalmış... dalmış.... dalmış ve yazmış! Hiç konuşmamış.

Ömer Hayyam aklını hiç kullanmamış... Ama ferasetiyle her an hemhal olmuş.

Meal-Tefsirimizin Ayrıcalıkları kategorisindeki yazının Devamı





 
SİPARİŞ VER

Kitaplarımızdan temin etmek isterseniz tıklayınız


ANKET
Lütfen
anketimizi oylayınız.


Hergün beş vakit namazımızı camide, bir imamın eşliğinde kılmaktayız. Acaba cami nedir ve imam kimdir?
Cami namaz kılma yeri ve İmam memurdur
Cami, imamın evi ve İmam sadece namazı kıldırandır
Cami, sivil toplum kurumu ve İmam STK önderidir.
Cami, bahçesiyle eğitim yuvası, İmam eğitimcidir.

ÇOK OKUNAN 5 YAZI
Yazı Hit
2001 YAYINLARI VE SALİH PARLAK 9011
SEBE' IRKI VE GEZEGENLERDEN SÜRGÜN 6165
FATİHA SURESİ 5846
KUR'AN HAKKINDA GENEL BİLGİLER 4943
BİR AKADEMİK MEAL - TEFSİR 3956

ZİYARETÇİ DEFTERİ
Deftere Yaz Defteri Oku
86 mesaj var.