Yeni kurananalitigi.com sitemizi ziyaret ettiniz mi?
22 Ekim 2018

 İletişim
 Özgeçmişim
 Kur'an Araştırmaları
 Basında 2001 Yayınları
 Meal-Tefsirimizin Ayrıcalıkları
 Bize Göre Tartışmalı Konular
 Kur'an'da Psikoloji
 Kur'an'da Ekoloji
 Kur'anda Kimya
 Siyasî İslam Önderleri
 Bir Sivil Toplum Örgütü: Tarikatler
 Kur'anda Belediyecilik
 Yâ. Sîn. Tefsiri ve Ashab-ı Karye
 Kur'anda Kelam
 İslam'da Nikah ve Kadın Hakları
 İslam'da Hılafet Merkezi
 KUTLU DOĞUM
 Erbakan Din Anlayışı
 İdeoloji ve Dinî Gelişim
 LAİKLİK VE İDEOLOJİ
 Münafık Vatandaş Kavramı
 KADER VE CİHAD
 Bu Görüşüme Katılır mısınız?
 FİZİK ve Teorik Fizikçiler
 KİTAP
 EVLİLİK-BOŞANMA
 TESETTÜR-ÇIPLAKLIK
 SPORUN SİYASİLİĞİ
 Şakî-Saîd Çatışması
 NİMET VE KARİZMA
 KISSALARIN ANLATTIĞI
 MİRAC VE IŞINLAMA
 RUH VE NEFS
 YARATILIŞ VE EVRİM
 ŞİRK VE TRAGEDYA
 ÖLÜMSÜZ KULLAR
 BÜYÜK PATLAYIŞ veya BİG BANG
 UZAY VE UZAYLILAR
 FATİHA SÛRESİ Tefsiri
 CUMU'A NAMAZI, tatil
 âidiyet ve din
 KUR'AN HAKKINDA GENEL BİLGİLER
 Rahmet ve Tasavvufî Bilgi
 HACC VE İSLAMÎ MEDYA
 ÇAĞ AÇAN İNSANLARIN YAŞAMI
 ZİNA VE GENELEV GERÇEĞİ
 Kitaplarımız
 Sık Sorulan Sorular
 Resim Galerisi

E-Posta
info@2001yayinlari.com
salihparlak@2001yayinlari.com


DUYURULAR

2. baskı Kur'an-ı Kerim Meal-Tefsiri'miz çıktı
1. Baskı Meal-Tefsirimizdeki bazı yeni ve yabancı kavramlar biraz fazla eleştirilmişti.

Meal-Tefsirimizin 2. Baskısında, özellikle bu alışılmamış kavramlar meal metninden çıkarılmıştır. Dipnot bölümünde değerlendirilmişlerdir.

Bazı ayet-i kerimelerin 1. baskıdaki tercümesi biraz karışık gözükmekteydi. farkedilen bu karışık anlamlar, 2. baskıda yeniden düzenlenmiştir.

1. baskıda uzun ve anlamsızlaşan cümleler farkedilmiş, yeniden değerlendirilmiş, parçalanarak akıcılık sağlanmıştır.

1. baskıda meallerdeki açıklayıcı ve anlamsız uzatmalara neden olan bazı sözcükler, 2. baskıda çıkartılarak meale daha kolay anlaşılırlık ve sadelik sağlanmıştır.


* * *

BİLGİ TOPLUMUNUN CUM'A TATİL KÜLTÜRÜ

Artık

BİLGİ TOPLUMUNUN CUM'A TATİL KÜLTÜRÜ

adlı kitabımız yayınlanmıştır.

Biz, bir toplum içinde yaşarız; öyleyse sosyal yaratığız ve sosyalleşmek zorundayız.

Biz, "Ümmet-i Muhammed" olmakla övünürüz; ama ümmet olabilmek ve toplum içinde sosyal bir organ olabilmek için bazı temel özellikleri yaşatmamız ve taşımamız gerektiğini unutmuşuz.

Resûlüllah'ın AS ümmetiyiz. Bu doğru! Amma Resûlüllah AS da beşer olarak fânîdir ve göçmüştür.

Her çağda o çağın insanı bir "Yaşayan Resûl" ve "Yaşayan İmam" aramalı ve bulmalıdır. O İmam'a kılavuzlanmak ve bir onunla âidiyet içinde olmak farz-ı ayndır.

Yaşayan İmam olmadan, ümmet olunmaz ki!

Resûlüllah SAV de beşerdir ve beşer olarak fânîdir ve dünyadan göçmüştür. Ümmetine "Kitap" ve "Sünnet"ini emanet etmiştir.

Her çağda, bu emâneti taşıyan, kılavuzluğunu yapan ve kendini Asr-ı Saâdet döneminde yaşatan "Büyük Adamlar" zincirinden bir zâtı seçmek ve ona tabi olmak ve o zâtı örnek almak ümmet olmanın ön koşuludur ve farzıdır.

Öyle bir zatı örnek almadan ve ona tabi olmadan ümmet olmak mümkün değildir.

İşte bu sosyalleşmeye, "cemâatleşme" denmektedir.

Bir cemâatin üyesi olmadan ümmet olmak nasıl düşünülebilir?
Allah CC, sosyalleşmemiz için üç büyük tatil anlayışını ve dinî ritüelini bizlere farz kılmıştır. a) Birincisi Cum'a Günü tatilidir. b) İkincisi mevsimlerin içine yayılmış "Haram Aylar"dır. c) Üçüncüsü de yıllık tatil olan "Hacc" mevsimidir.

İşte bu kitapta bu üç tatil gerçeğinin araştırılmasını bulacaksınız.

* * *

Nasıl Bir Kader Anlayışı
"BİLGİ TOPLUMUNUN KADER ANLAYIŞI"

adlı kitabımız yayınlanmıştır.

Bu kitapta, kader anlayışımıza yeni bir bakışla: "hayır-şerr Allahtandır" temel tanımlanması noktasından girilmiştir.

Kader anlayışı, sadece Müslümanlara özgü değildir. Her dinde ve her felsefî akımda, her millette, her dinde kader tartışması vardır.

Bizim kadere getirdiğimiz yenilik, konuyu güncelleştirmektir.

Kader gerçeğinin, modern devlet felsefesine eş değer bir konu olduğunu aşılamaktır.

Kader konusunu beyinlere, özellikle genç beyinlere öyle nakşedeceğiz ki Müslüman gençler veya İslamî düşünceyi sorgulayan gençler, anayasal siyasî devlet politikasını iyi-kötü değerler sistemi açısından irdelesin.

Kur'an mesajındaki iyi-kötü değer yargı düzenini öğrensin.

Devlet-Sivil Toplum Örgütlenmesi açısından İslam'ın da nasıl sivilleşeceğini, nasıl siyasallaşabileceğini, tartışılır duruma getirilebileceğini yalnız bu kitapta görmüş olsun.

Bu kitapta Kur'anın vitrini olan Fâtiha Sûresinde kaderin nasıl işlendiğini, hayır-şerr yargı düzeninin hidayet-dalâlet ikilisi biçiminde nasıl özetlendiğini bulacaksınız.

Bu kitapta; iyi sosyal düzeni de, kötü sosyal düzeni de kuran siyasî iradenin karizmatik halk kahramanını "Kurtuluş Savaşı"na taşıması için siyasî Müslüman'ın oylarıyla desteklemesi gerektiğini bulacaksınız.

Bu kitapta, ancak o siyasî tercih ile kaderde saîd veya şakî olduğu planlamasının dünya yaşamında kaza edileceğini bulacaksınız.

Evet bu kitapta, siyasî İslam'ın da kader olayıyla nasıl yakından ilgili olduğunu da, evet; bu kitabın ilerleyen sayfalarında görecek ve ilgiyle okuyacaksınız.

Kur'an-ı Kerimde bu bilgiler de var mıydı? diyeceksiniz ve hayranlığınızı gidereceksiniz.

Yine bu kitapta; Hz Ali-Muaviye çekişmelerinde, siyasî iradeyi, hayır-şerr sosyal düzeni için "Kurtuluş Savaşı" verme konusunda nasıl kullandıklarını bulacaksınız.

Bu kitapta, karşıt iki, iyi-kötü karizmatik halk kahramanı savaşında kader planlamasının nasıl kazaya dönüştüğünü göreceksiniz.

Yine bu kitapta, Şîa'nın "Oniki İmam Hareketi"nin kader konusunda ne anlam belirttiğini göreceksiniz. Hz Musa'nın, Hz Îsâ'nın ve Hz Muhammed'in "kendini ifade etme özgürlüğü" ve özel yetisi konusundaki karizmalarını da yeni bir anlayışta okuyacaksınız.

Yine bu kitapta, kaderi tartışmanın hangi yönden veya yönlerden yasaklandığını da göreceksiniz. Eğer kaderi tartışmak; kayıtsız şartsız yasak olsaydı, bugün her önüne gelenin kader konusunda neden kitap yazmakta olduklarının cevabını bulamayacaktınız.

Eski mezheplerin kaderi kendi siyasî yapılanmaları kapsamında ele aldıklarını, bugünkü siyasî yapılanmaya o eski mezhep görüşlerinin tam ışık tutmadığını, aynı görüşler hiç değiştirilmeden alındığında, zor anlaşılır veya hiç anlaşılmaz bir kader anlayışıyla karşı karşıya kalacağımızı ve bugünkü siyasî yapılanmalar ışığında yeniden gözden geçirmelerin gerekeceğini ve kadere iyi bir sosyal bilimci, iyi bir siyaset bilimcisi olmadan cevap verilemeyeceğini de bu kitapta anlayacaksınız. Saygılarımla.

"Bilgi Toplumunun Kader Anlayışı" adlı kitabımız yayınlanmıştır. Bu kitapta, kader anlayışımıza yeni bir bakışla: "hayır-şerr Allahtandır" temel tanımlanması noktasından girilmiştir. Kader anlayışı, sadece Müslümanlara özgü değildir. Her dinde ve her felsefî akımda, her millette, her dinde kade vardır. Bizim kadere getirdiğimiz yenilik, konuyu güncelleştirmektir. Modern devlet felsefesine eş değer bir konu olduğunu aşılamaktır. Kader konusunu beyinlere, özellikler genç beyinlere öyle nalşedeğiz ki Müslüman gençler veya İslamî düşünceyi sorgulayan gençler, anayasal siyasî devlet politikasını iyi-kötü değerler sistemi açısından irdelesin. Kur'an mesajındaki iyi-kötü değer yargı düzenini öğrensin. Devlet-Sivil Toplum Örgütlenmesi açısından İslam'ın da nasıl sivilleşeceğini, nasıl siyasallaşabileceğini, tartışılır duruma getirilebileceğini yalnız bu kitapta göreceksiniz.

Bu kitapta Kur'anın vitrini olan Fâtiha Sûresinde kaderin nasıl işlendiğini, siyasî İslam'ın da kader olayıyla nasıl yakından ilgili olduğunu da bu kitabın ilerleyen sayfalarında görecek ve ilgiyle okuyacaksınız. Kur'an-ı Kerimde bu bilgiler de var mıydı? diyeceksiniz ve hayranlığınızı gidereceksiniz.

Yine bu kitapta, kaderi tartışmanın hangi yönden veya yönlerden yasaklandığını da göreceksiniz. Eğer kaderi tartışmak; kayıtsız şartsız yasak olsaydı, bugün her önüne gelenin kader konusunda neden kitap yazmakta olduklarının cevabını bulamayacaktınız.

Eski mezheplerin kaderi kendi siyasî yapılanmaları kapsamında ele aldıklarını, bugünkü siyasî yapılanmaya o eski mezhep görüşlerinin tam ışık tutmadığını, aynı görüşler hiç değiştirilmeden alındığında, zor anlaşılır veya hiç anlaşılmaz bir kader anlayışıyla karşı karşıya kalacağımızı ve bugünkü siyasî yapılanmalar ışığında yeniden gözden geçirmelerin gerekeceğini ve kadere iyi bir sosyal bilimci, iyi bir siyaset bilimcisi olmadan cevap verilemeyeceğini de bu kitapta anlayacaksınız. Saygılarımla.

* * *


ZİYARET TRAFİĞİ
 Aktif Ziyaretçi 2
 Bugünkü Ziyaret 110
 Toplam Ziyaret 1092087

 
SEBE' IRKI VE GEZEGENLERDEN SÜRGÜN
Yaradılış sahnesi, sadece Hz Âdem ile bitmemektedir. Kur'an-ı Kerimde dört tane daha yaradılış sahnesi vardır. Öteki yaradılış destanlarına Gılgamış Destanında olduğu gibi, Nuh Tuıfanı denmektedir. Nuh Tufanı da göklerden veya bir gezegenden kovulmanın ve yıldızlar savaşını andıran uzun bir kovalamacanın adıdır. Nuh AS'dan sonra bir de aynı özelliği taşıyan Sebe' ırkının kovalamaca Tufanı bulunmaktadır. İşte burada Sebe' Tufanını bulacaksınız.

15 Andolsun Sebe' ülkelerinde bir simge âyet var: Kızılötesi Atlantisden tutun da morötesi Mu'ye kadar iki bahçe! Onlara: "Rabbinizin rızkından yiyip ona şükrediniz. Işte temiz toplumlu bir ülke16 ve çok yarlığayıcı Rabb!"17 denildi. 16 Derken orayı beğenmediler ve derhal üzerlerine dağ taş demeyen sel Tufan gönderdik.18 O iki bahçelerini götürdük ve yerlerine buruk yemişli çöven, acı ılgınlı hünnap ve içinde birkaç sedir ağacı bulunan iki bahçeyi verdik.19 17 Işte tanrıtanımazlıkları yüzünden kendilerini böyle cezalandırdık. Biz sadece o kökten cehennemlik olanları öyle cezalandırırız.20 18 Biz onlarla, sanallaştırdığımız21 o silik ülke arasında iki boyuta da çalan, silinecek bir ülke daha ayarladık. Orada dolaşımı planladık; artık orada, geceler-gündüzler demeden sosyal güvence içinde dolaşınız. 19 Neden sonra: "Rabbimiz! Turlarımızın arasını ırak eyle"22 dediler. Kendilerini böyle dev aynasında gördüklerinden onları destanlaştırıp dünyanın her yönüne savurduk. Kuşkusuz bu olayda her kökten sabırlı ve her kökten şükredici için pek çok âyet var. 20 Andolsun ki Iblis, tasarladığı planını üzerlerinde aynen tutturdu;23 inanmış küçücük bir kesim dışında tümü onun yanında yer aldı. 21 Aslında onun, üzerlerinde hiçbir otoritesi olamazdı. Ama kimlerin âhirete24 inandığını, kimlerin onu kuşku içinde karşıladığını belgesel olarak ayırt edelim; senin Rabbin, her şeyin üstünde kollayıcıdır.25 (el - Baqarah: 61, el - A'râf: 17, el -Isrâ': 62, el - Hicr:39, 42, Ibrahim: 22, Sâd: 26)

16 *“Temiz toplum ülkesi” deyimi, Âdem’in Şeytanının, dolayısıyla Iblis’in kirlettiği ülke değil, denmektedir. Yani olay, tamamen Hz Âdem’in cennetten kovuluş öncesini sezinletmektedir.

17 *Yani ülke temiz toplum ülkesi olarak kullanıldığı sürece “Ğafûr Rabb” ile karşılaşacaktır. Ama Iblis’in etkisiyle “kirletilen ülke” olduğu takdırde “Kahhâr Rabb” olacaktır.

18 *Iblis’in etkisine kapıldıklarında “Cennetten Kovulma” anlamında Nuh Tufanı benzeri ve yıldızlar savaşını andıran Tufan olayıyla karşılaştılar.

19 *Kovuldukları ve şeytan, dolayısıyla Iblis tarafından kirletilmiş bu dünya yaşamı anlatılmaktadır. Müfessirlerin sözünü ettikleri yeni bir ülke değildir.

20 *Bu kavim, Isra': 4. insanlaşan cinn Isra-iloğulları olamaz mı? Insanın aklına tarihte okuduğumuz kıraçlaşmış Orta Asya, Mısır ve Hindistan'dan yayılışı gelmektedir. Hele Iblis'in de âyet: 20. söz konusu edilmesi Âdem AS'ın Saffat: 62, Duhan: 43. cennetten kovuluşunu ve Gılgameş Destanını çağrıştırmaktadır.

21 *Meleklerce nur deryasına daldırdığımız ... Bu “mübârek” deyimi tefsirlerde geçtiği bi-çimiyle maddî bolluk ve beketlilik anlamında değildir.

22 *Ölümden sonra dirilme...

23 *Tahmininde yanılmadı, aldattı. Iblîs'in dürtülerine uydular. Ancak Allah, âhirete inananlarla ondan şüphe edenleri ortaya çıkarmak, herkese bildirmek için Iblîs'e bu fırsatı verdi, gönüllerine düşünceler atmasına müsâade etti. Iblîs'in aldatması, Allah'tan bir sınavdır. Melekler insana iyi düşünceler, şeytanlar ise kötü düşünceler atarlar. Insan bu iki düşünce arasında bir seçim yapmak zorundadır. Allah o kimsenin hangi yolu tutacağını bilir ama onun Allah'a karşı bir bahanesi kalmamak için onu böyle sınavdan geçirir. Her işi saklar, bir gün yapanların karşısına çıkarır. S. Ateş Bu anlatılanların Âdem’in cennetten kovulma öncesi kader planlamasından farkı nedir? Neden bu olayı Yemen’le sınırlandırmaya çaba gösterirler? Sebe'lilerin gök ülkelerinde nurdan ülkeleri vardı. Doğuştan şeytan yanlısı olduklarından Tufan sonucu ülkeleri tamamen soldu ve kendi duaları üzerine dünyanın uzak köşelerine kovuldular. Söylentiye göre I.Ö. bin yıllarında Güneybatı Arabistan'da, başkenti Ma'rib olan geniş bir ülke kurmuşlar. Günümüze kadar ulaşabilmiş barajlar, bentler ve sulama kanalları yapmışlar.

24 *Tarihçi Hemedânî, bu ülke halkının ticârî etkinliklere yoğun ilgilerinin bulunduğunu, ta Suriye'den gelen kara ticaret yolunu deniz yolu ticaretiyle Hindistan ve Çin'e kadar uzatan "Baharat Yolu"nun kavşak noktasını bu ülkenin oluşturduğunu yazmaktadır. Gerçekten onlar insanların yapamayacağı ve dünyanın yedi harikasından birkaçını insanlık tarihine yazdıran yarım cinn bir ırktırlar. Burada Gılgamış Destanına konu olan olaylar ve nurdan bir parça ülkelerinden kovuldukları çorak topraklı ülke anlatılmaktadır. Gılgamış Destanı - Kitab-i Mukaddes

Yıkıldığı anlatılan bir baraj bulunmayıp bundan amaç onların gezegenlerinde gerçekleşip Gılgamış Destanında da geçen Nuh Tufanıdır. Onların uygarlıklar kuran torunlarının sanayi güçleriyle yaptıkları barajlar olabilir; ama Tufan tarihi bilinmeyen bir ırkın ürünüdür. Bunların işledikleri günah yeryüzünde değil, Iblis’in etkisiyle kendi gezegenlerinde gerçekleşen yıldız savaşları sonucu kovulmakla sonuçlanmıştır. Sebe' ülkesinin Süleyman AS ile birlikte anlatılması, aynı ırktan olmaları, Belkîs’in de bu ırktan ve o az inanmış kesimden olmaları yüzündendir. Burada boyut değiştirip cinn iken insan kılığına girdiklerinden zaman kavramı yeniden ayarlanmış, yeni kimlikleriyle yol alma ve gidiş-geliş hızları ayarlanmıştır.

25 *Birbirlerinden çok uzak bölgelere bırakılmalarını istemişlerdir. Bu isteyiş dünyada değil, kendi cinnler dünyasından insanlığa geçiş sırasında olmuş olabilir.

26 *Belkîs, Kleopatra ve Afrodit gibi adlarla birçok Mısır, Roma ve Yunan efsane, destanlarına konu olurken tanrısal güçlere hanımlık yapmış gözükmektedir. Allah Taâlâ’nın göklerde dolaşan enerjetik düşünen zekâları, destanlarda tanrılaştırılmışlardır. Imam Mevdûdî'nin açıklamalarına göre bu ülkede yapılan kazılarda ele geçirilen kitabelerde "Göklerin Sahibi Melik", "bu mabet, ilah zû semâvîye aittir", "Göklerin ve yerin sahibi ilahın yardım ve rızasıyla!" biçiminde deyimler geçmektedir. Mısır'a ve Mısır üzerinden Roma ve Yunan Uygarlıklarının edebiyatlarını süsleyen tragedya tanrılarının ana kaynakları arasında Sebe' tanrıları vardır: "El-maka" Ay Tanrısı, "Ester" Venüs, "Zat Hamîm" ve "Zât Heman" Güneş Tanrısı, "Herimet" vb tanrıları bulunmaktadır. Krallar o tanrıların gölgesi durumundaydılar. Bu tanrılar adına mabetler yapıldığı ve adlarına sunaklar sunulduğu söylenmektedir.

Ilk Sebe' krallarına, rahip-kral olarak tanrılarla yakın bağı bulunan kişi gözüyle bakılmıştır. Daha sonra Himyerler olarak Arap Yarımada-sına dağılmışlardır. Ebraha bu ırkın son kalıntılarındandır. Diyebiliriz ki ülke insanına ticareti, tarımı, sulamayı, gemi yapım ve kullanımını bu Sebe''liler öğretmiştir. Dünyada ilk gökdelen kaleyi yirmi katlı olarak bir tepeye onlar kurmuşlardır.


Tavsiye et Yorum Yaz Yorum Oku Okunma Sayısı
6136


 
SİPARİŞ VER

Kitaplarımızdan temin etmek isterseniz tıklayınız


ANKET
Lütfen
anketimizi oylayınız.


Hergün beş vakit namazımızı camide, bir imamın eşliğinde kılmaktayız. Acaba cami nedir ve imam kimdir?
Cami namaz kılma yeri ve İmam memurdur
Cami, imamın evi ve İmam sadece namazı kıldırandır
Cami, sivil toplum kurumu ve İmam STK önderidir.
Cami, bahçesiyle eğitim yuvası, İmam eğitimcidir.

ÇOK OKUNAN 5 YAZI
Yazı Hit
2001 YAYINLARI VE SALİH PARLAK 8979
SEBE' IRKI VE GEZEGENLERDEN SÜRGÜN 6136
FATİHA SURESİ 5817
KUR'AN HAKKINDA GENEL BİLGİLER 4920
BİR AKADEMİK MEAL - TEFSİR 3927

ZİYARETÇİ DEFTERİ
Deftere Yaz Defteri Oku
86 mesaj var.