Yeni kurananalitigi.com sitemizi ziyaret ettiniz mi?
10 Aralık 2018

 İletişim
 Özgeçmişim
 Kur'an Araştırmaları
 Basında 2001 Yayınları
 Meal-Tefsirimizin Ayrıcalıkları
 Bize Göre Tartışmalı Konular
 Kur'an'da Psikoloji
 Kur'an'da Ekoloji
 Kur'anda Kimya
 Siyasî İslam Önderleri
 Bir Sivil Toplum Örgütü: Tarikatler
 Kur'anda Belediyecilik
 Yâ. Sîn. Tefsiri ve Ashab-ı Karye
 Kur'anda Kelam
 İslam'da Nikah ve Kadın Hakları
 İslam'da Hılafet Merkezi
 KUTLU DOĞUM
 Erbakan Din Anlayışı
 İdeoloji ve Dinî Gelişim
 LAİKLİK VE İDEOLOJİ
 Münafık Vatandaş Kavramı
 KADER VE CİHAD
 Bu Görüşüme Katılır mısınız?
 FİZİK ve Teorik Fizikçiler
 KİTAP
 EVLİLİK-BOŞANMA
 TESETTÜR-ÇIPLAKLIK
 SPORUN SİYASİLİĞİ
 Şakî-Saîd Çatışması
 NİMET VE KARİZMA
 KISSALARIN ANLATTIĞI
 MİRAC VE IŞINLAMA
 RUH VE NEFS
 YARATILIŞ VE EVRİM
 ŞİRK VE TRAGEDYA
 ÖLÜMSÜZ KULLAR
 BÜYÜK PATLAYIŞ veya BİG BANG
 UZAY VE UZAYLILAR
 FATİHA SÛRESİ Tefsiri
 CUMU'A NAMAZI, tatil
 âidiyet ve din
 KUR'AN HAKKINDA GENEL BİLGİLER
 Rahmet ve Tasavvufî Bilgi
 HACC VE İSLAMÎ MEDYA
 ÇAĞ AÇAN İNSANLARIN YAŞAMI
 ZİNA VE GENELEV GERÇEĞİ
 Kitaplarımız
 Sık Sorulan Sorular
 Resim Galerisi

E-Posta
info@2001yayinlari.com
salihparlak@2001yayinlari.com


DUYURULAR

2. baskı Kur'an-ı Kerim Meal-Tefsiri'miz çıktı
1. Baskı Meal-Tefsirimizdeki bazı yeni ve yabancı kavramlar biraz fazla eleştirilmişti.

Meal-Tefsirimizin 2. Baskısında, özellikle bu alışılmamış kavramlar meal metninden çıkarılmıştır. Dipnot bölümünde değerlendirilmişlerdir.

Bazı ayet-i kerimelerin 1. baskıdaki tercümesi biraz karışık gözükmekteydi. farkedilen bu karışık anlamlar, 2. baskıda yeniden düzenlenmiştir.

1. baskıda uzun ve anlamsızlaşan cümleler farkedilmiş, yeniden değerlendirilmiş, parçalanarak akıcılık sağlanmıştır.

1. baskıda meallerdeki açıklayıcı ve anlamsız uzatmalara neden olan bazı sözcükler, 2. baskıda çıkartılarak meale daha kolay anlaşılırlık ve sadelik sağlanmıştır.


* * *

BİLGİ TOPLUMUNUN CUM'A TATİL KÜLTÜRÜ

Artık

BİLGİ TOPLUMUNUN CUM'A TATİL KÜLTÜRÜ

adlı kitabımız yayınlanmıştır.

Biz, bir toplum içinde yaşarız; öyleyse sosyal yaratığız ve sosyalleşmek zorundayız.

Biz, "Ümmet-i Muhammed" olmakla övünürüz; ama ümmet olabilmek ve toplum içinde sosyal bir organ olabilmek için bazı temel özellikleri yaşatmamız ve taşımamız gerektiğini unutmuşuz.

Resûlüllah'ın AS ümmetiyiz. Bu doğru! Amma Resûlüllah AS da beşer olarak fânîdir ve göçmüştür.

Her çağda o çağın insanı bir "Yaşayan Resûl" ve "Yaşayan İmam" aramalı ve bulmalıdır. O İmam'a kılavuzlanmak ve bir onunla âidiyet içinde olmak farz-ı ayndır.

Yaşayan İmam olmadan, ümmet olunmaz ki!

Resûlüllah SAV de beşerdir ve beşer olarak fânîdir ve dünyadan göçmüştür. Ümmetine "Kitap" ve "Sünnet"ini emanet etmiştir.

Her çağda, bu emâneti taşıyan, kılavuzluğunu yapan ve kendini Asr-ı Saâdet döneminde yaşatan "Büyük Adamlar" zincirinden bir zâtı seçmek ve ona tabi olmak ve o zâtı örnek almak ümmet olmanın ön koşuludur ve farzıdır.

Öyle bir zatı örnek almadan ve ona tabi olmadan ümmet olmak mümkün değildir.

İşte bu sosyalleşmeye, "cemâatleşme" denmektedir.

Bir cemâatin üyesi olmadan ümmet olmak nasıl düşünülebilir?
Allah CC, sosyalleşmemiz için üç büyük tatil anlayışını ve dinî ritüelini bizlere farz kılmıştır. a) Birincisi Cum'a Günü tatilidir. b) İkincisi mevsimlerin içine yayılmış "Haram Aylar"dır. c) Üçüncüsü de yıllık tatil olan "Hacc" mevsimidir.

İşte bu kitapta bu üç tatil gerçeğinin araştırılmasını bulacaksınız.

* * *

Nasıl Bir Kader Anlayışı
"BİLGİ TOPLUMUNUN KADER ANLAYIŞI"

adlı kitabımız yayınlanmıştır.

Bu kitapta, kader anlayışımıza yeni bir bakışla: "hayır-şerr Allahtandır" temel tanımlanması noktasından girilmiştir.

Kader anlayışı, sadece Müslümanlara özgü değildir. Her dinde ve her felsefî akımda, her millette, her dinde kader tartışması vardır.

Bizim kadere getirdiğimiz yenilik, konuyu güncelleştirmektir.

Kader gerçeğinin, modern devlet felsefesine eş değer bir konu olduğunu aşılamaktır.

Kader konusunu beyinlere, özellikle genç beyinlere öyle nakşedeceğiz ki Müslüman gençler veya İslamî düşünceyi sorgulayan gençler, anayasal siyasî devlet politikasını iyi-kötü değerler sistemi açısından irdelesin.

Kur'an mesajındaki iyi-kötü değer yargı düzenini öğrensin.

Devlet-Sivil Toplum Örgütlenmesi açısından İslam'ın da nasıl sivilleşeceğini, nasıl siyasallaşabileceğini, tartışılır duruma getirilebileceğini yalnız bu kitapta görmüş olsun.

Bu kitapta Kur'anın vitrini olan Fâtiha Sûresinde kaderin nasıl işlendiğini, hayır-şerr yargı düzeninin hidayet-dalâlet ikilisi biçiminde nasıl özetlendiğini bulacaksınız.

Bu kitapta; iyi sosyal düzeni de, kötü sosyal düzeni de kuran siyasî iradenin karizmatik halk kahramanını "Kurtuluş Savaşı"na taşıması için siyasî Müslüman'ın oylarıyla desteklemesi gerektiğini bulacaksınız.

Bu kitapta, ancak o siyasî tercih ile kaderde saîd veya şakî olduğu planlamasının dünya yaşamında kaza edileceğini bulacaksınız.

Evet bu kitapta, siyasî İslam'ın da kader olayıyla nasıl yakından ilgili olduğunu da, evet; bu kitabın ilerleyen sayfalarında görecek ve ilgiyle okuyacaksınız.

Kur'an-ı Kerimde bu bilgiler de var mıydı? diyeceksiniz ve hayranlığınızı gidereceksiniz.

Yine bu kitapta; Hz Ali-Muaviye çekişmelerinde, siyasî iradeyi, hayır-şerr sosyal düzeni için "Kurtuluş Savaşı" verme konusunda nasıl kullandıklarını bulacaksınız.

Bu kitapta, karşıt iki, iyi-kötü karizmatik halk kahramanı savaşında kader planlamasının nasıl kazaya dönüştüğünü göreceksiniz.

Yine bu kitapta, Şîa'nın "Oniki İmam Hareketi"nin kader konusunda ne anlam belirttiğini göreceksiniz. Hz Musa'nın, Hz Îsâ'nın ve Hz Muhammed'in "kendini ifade etme özgürlüğü" ve özel yetisi konusundaki karizmalarını da yeni bir anlayışta okuyacaksınız.

Yine bu kitapta, kaderi tartışmanın hangi yönden veya yönlerden yasaklandığını da göreceksiniz. Eğer kaderi tartışmak; kayıtsız şartsız yasak olsaydı, bugün her önüne gelenin kader konusunda neden kitap yazmakta olduklarının cevabını bulamayacaktınız.

Eski mezheplerin kaderi kendi siyasî yapılanmaları kapsamında ele aldıklarını, bugünkü siyasî yapılanmaya o eski mezhep görüşlerinin tam ışık tutmadığını, aynı görüşler hiç değiştirilmeden alındığında, zor anlaşılır veya hiç anlaşılmaz bir kader anlayışıyla karşı karşıya kalacağımızı ve bugünkü siyasî yapılanmalar ışığında yeniden gözden geçirmelerin gerekeceğini ve kadere iyi bir sosyal bilimci, iyi bir siyaset bilimcisi olmadan cevap verilemeyeceğini de bu kitapta anlayacaksınız. Saygılarımla.

"Bilgi Toplumunun Kader Anlayışı" adlı kitabımız yayınlanmıştır. Bu kitapta, kader anlayışımıza yeni bir bakışla: "hayır-şerr Allahtandır" temel tanımlanması noktasından girilmiştir. Kader anlayışı, sadece Müslümanlara özgü değildir. Her dinde ve her felsefî akımda, her millette, her dinde kade vardır. Bizim kadere getirdiğimiz yenilik, konuyu güncelleştirmektir. Modern devlet felsefesine eş değer bir konu olduğunu aşılamaktır. Kader konusunu beyinlere, özellikler genç beyinlere öyle nalşedeğiz ki Müslüman gençler veya İslamî düşünceyi sorgulayan gençler, anayasal siyasî devlet politikasını iyi-kötü değerler sistemi açısından irdelesin. Kur'an mesajındaki iyi-kötü değer yargı düzenini öğrensin. Devlet-Sivil Toplum Örgütlenmesi açısından İslam'ın da nasıl sivilleşeceğini, nasıl siyasallaşabileceğini, tartışılır duruma getirilebileceğini yalnız bu kitapta göreceksiniz.

Bu kitapta Kur'anın vitrini olan Fâtiha Sûresinde kaderin nasıl işlendiğini, siyasî İslam'ın da kader olayıyla nasıl yakından ilgili olduğunu da bu kitabın ilerleyen sayfalarında görecek ve ilgiyle okuyacaksınız. Kur'an-ı Kerimde bu bilgiler de var mıydı? diyeceksiniz ve hayranlığınızı gidereceksiniz.

Yine bu kitapta, kaderi tartışmanın hangi yönden veya yönlerden yasaklandığını da göreceksiniz. Eğer kaderi tartışmak; kayıtsız şartsız yasak olsaydı, bugün her önüne gelenin kader konusunda neden kitap yazmakta olduklarının cevabını bulamayacaktınız.

Eski mezheplerin kaderi kendi siyasî yapılanmaları kapsamında ele aldıklarını, bugünkü siyasî yapılanmaya o eski mezhep görüşlerinin tam ışık tutmadığını, aynı görüşler hiç değiştirilmeden alındığında, zor anlaşılır veya hiç anlaşılmaz bir kader anlayışıyla karşı karşıya kalacağımızı ve bugünkü siyasî yapılanmalar ışığında yeniden gözden geçirmelerin gerekeceğini ve kadere iyi bir sosyal bilimci, iyi bir siyaset bilimcisi olmadan cevap verilemeyeceğini de bu kitapta anlayacaksınız. Saygılarımla.

* * *


ZİYARET TRAFİĞİ
 Aktif Ziyaretçi 9
 Bugünkü Ziyaret 470
 Toplam Ziyaret 1100790

  Geri Dön

SOHBET 10
KÜRESEL KRİZ VE SONRASI
Dünya, bugünlerde Amerika Birleşik Devletlerinin "Küresel Kriz"ini konuşmaktadır.

Klasik ve düzene köleleşmiş, mütedeyyin Müslümanlar, "kapitalizmin sonu geldi" bayramını yapmaktadır.

"Ataların Dini" ne sımsıkı bağlanmış ve Asr-ı Saâdet dönemini o çağda yaşamak isteyen ve o "Eskilerin Dini"ne toz kondurmayan ve o Gün'ün Büyük Adamlarının karşısında resmî duruş, el pençe duran Müslüman'ın sevinci kursağında kalacaktır.

İcmâ'-ı Ümmet fikrini yeniden canlandırıp ve şahlandırıp, İslam şeriatini 21. yüzyıl iletişim teknolojisiyle siyasallaştırarak ve kılavuz edineceği iyi karizmatik halk kahramanını seçerek, Asr-ı Saâdet dönemini bugüne getiren Müslüman; küresel krizi iyi değerlendirecektir.

Devlet nedir bilmeyen, devlet'i yemek dualarındaki: "İslamî devlet"ten ibaret sanan, "devlet ve hükümet" denen siyasî kavramlara göre dinini siyasallaştıramayan Müslüman'ın sevinci kursağında kalacaktır.


KÜRESEL KRİZ, KAPİTALİZMİN SONU MU?

Aynı krizi Amerika Birleşik Devletleri, 1929'da da yaşamış ve atlatmış. Bunu da atlatabilir. Ancak Allah'ın cc gazabına da uğrayabilir; Irak ve Afganistan devletlerini yerle bir etmek için ve vatandaşlarına sorumsuzca işkenceler ettiği için...

 Öyleyse ettiğini çeksin... Küresel kriz ne demektir? Nasıl gelişti? Büütn dünyaı etkiler mi? Türkiye ekonomisini etkileyebilir mi? Avrupa Birliği'ne etkisi ne olur?

Biraz bu konuları Müslamanca ardeleyelim. Yani Müslüman'ı ilgilendirdiği kadar...

Bugün için batıl, küresel krizdir. Hakk düzen de Allah'ın cc insanlık için parasal konularda koyduğu zekât düzenidir:

" Ve ekle: "Geçerli Hak düzen geldi; geçersiz düzen yok oldu. Geçersiz düzen zaten devlet olsa da can çekişme noktasındadır." Demek ki biz Kur'an düzeninden, müminler için rûhen sağaltıcı, rahmet ağı olan güçleri ardışık indiririz. Zalim kişiler ise bunalımlara sürüklenmenin ötesine asla geçemezler. Biz düşünen canlı insana özel yetiler verdiğimizde homurdanır ve yan bakar. Ama ona kötü güçler dokunduğunda iyice ümitsizliğe kapılır. De ki: "Herkes, alınyazısı karakter yapılarına göre sosyal etkinlik gösterir; Rabbiniz, kimlerin en mefküreci olduğunu yaradılış bilgisiyle en iyi bilendir." İsrâ' Sûresi: 81-84
Bu 5 âyet-i kerimede görüldüğü gibi, ilâhî zekat düzenini çağına göre güncelleyici ulema kurulları oluşturulamazsa batıl düzen egemen olur ve ABD düzen kurmada dünyayı avucunun içine alır. Müslümanları da kıvrandırır.

Batıl olan küresel krizin karşısında, ancak Müslüman ekonomist ulema kurulu egemen olabilir.

"Devlet olsa da çekişme noktasındadır" cümlesine iyi bakın; bugün bâtıl olan kapitalist rejim, tüm dünya devletlerinin, Müslüman ülkeler de içinde, anayasalarının ikinci maddesindeki faiz ekonomisi temel ilkesi olarak baş köşeyi kapmıştır. Çünkü Müslüman ülkelerinin içindeki ulemâ kesimi, birbirleriyle sıdık yarışına girdiğinden batıl olan Amerikan düzenini devletinin bankalarında egemen kılmıştır, ama böyle 40-50 yılda bir sıfırlanır ve yeniden başlar. Müsüman vatandaşalr da içinde ezilir gider.

"Kur'an düzeninden, müminler için rûhen sağaltıcı, rahmet ağı olan güçleri ardışık indiririz" cümlesine bakın... Ne kadar anlamlı... Müslümanca yaşamasını bilenleri tepesinde durmadan rahmet melekleri dolaşmakta ve gül çiçekleri kokusunda hoş rayihalar göndermekte ve Müslüman ülkelerde rejim bunalımı ve ekonomik kriz bulunmamaktadır. Ama Allah cc:
"Potansiyel suçlu ve saldırgan olmakta, dolayısıyla rüşvet, kara para vb kaçak malı hortumlamada yarış düzenlediklerini görürsün. O toplumsal etkinliklerin sonu ne kötü! Keşke Rabbani ve Ahbar, toplumlarının suçlara alışkın olarak yetişip yıkıma götüren kazancı yutmalarına engel olsalardı ya! Onların ve toplumlarının dine uydurdukları bu etkinlikler ne kötü!" Mâide Sûresi:  60-63. buyurmaktadır.

Bu âyet-i kerimedeki Rabbanî ve Ahbar kimdir; dersiniz? Bana göre elbetteki çağına göre kur'an mesajının emirlerini ve burada ekonomik ve malî Kur'an ahkamını güncelleyemeyen ulema kurullarıdır.

İslam ülkelerinde veya halkı Müslüman ülkelerdeki ulema kurulları kendilerini İslam'a mal edememektedirler. Kendilerini uluorta boşluğa bırakmaktadırlar ve kendilerini İslam dışı odaklar ve mahfiller kapmaktadırlar ve kendi özel televizyonlarında kobay olarak kullanmaktadırlar.
"Onların ve toplumlarının dine uydurdukları bu etkinlikler ne kötü!"
Şu cümleyi inceden gördünüz mü hiç! düzene ayak uyduran ve dininin temel ilkelerini ayaklar altına seren ulema kurulları, topulmlarını uyarmadıklarından bir suç da onlarınkilerden yüklenmektedirler. Kur'anı çağa göre güncellemediklerinden işlerine geldiği biçimde kavramlar uyduruyorlar. Yarısı İslam ve yarısı kapitalizm ve yarısı sosyalizm kokmaktadır. İsalm içinde maalesef bulunmamaktadır. Çünkü basın medyası kartelindeki ağa babalarının dinine ve hışmına uğramamak için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Bu nedenle Allah katında kötülenmek için: "Rabbânî-Ahbar" adını almaktadırlar. İşte "keşke" ile başlayan ayet bölümü bu hışmı ve serzenişi açık seçik dile getirmektedir.
Küresel kriz deyiminin batıl düzen oalarak Kur'an-ı kerimde nasıl dillendidirildiğini âyetlerden biraz daha irdeleyelim:
"Böylece Gerçek aynen yaşandı ve emekleri boşa çıktı. Sonuçta oradakiler yenik düştü ve küçük düşerek insan boyutuna çekildiler." A'raf: 118-119. 
İslamî ekonomi düzenini yıkmak için büyücülerini toplayan ve büyü gösterileriyle kamuoyunu kendilerine çeken Fravun karşısında Hz Musâ'nın göz kamaştırıcı Asâ gösterileri; büyücüleri ve büyücülerin gösterilerinden olumlu etkilenen halkı heyecandan heyecana sürükleyince durum yüzseksen derece tersine döndü ve Hz Musa kazanmış oldu.
İşte bugün de büyücülerin dini üzerine çalışan yalancı ABD rejiminin mumu da küresel kriz biçiminde yerlere serilmiş bulunmaktadır.  
"Allah da Gerçek düzeni kendi yaptırımları uyarınca, layık olduğu yere oturtmasını, derken düzen tanımazların moral güçlerinin kesilip, o organize suç elebaşıları istemese de, Gerçek düzenin toplumdaki yerini almasını ve geçersiz düzenin kendiliğinden yok olmasını arzu ediyor." Enfal Sûresi: 7-8
Burada da görüldüğü gibi, küresel krizi başlarına bela ederek Allah cc; ilahî düzeni tanımazlıktan gelen Amerika şahinlerinin moral güçlerini sıfırlamakta ve kendisini yetiştirmekte olan çağdaş güncelleyici ulema kurulları kararları ile gerçek düzen olan faizsiz İslam zekat düzeninin hakkettiği  yere getirilmesini istemektedir.
 

ABD, zor durumdaki şirketleri iflastan kurtarmak için Kongre’ye 700 milyar dolarlık bir paket önerdi. Bush yönetiminin hazırladığı taslak planda iki yıl içinde, herhangi bir mali kuruluşun ödenemeyen borçlarının devralınması için hükümete geniş yetki veriliyor. Bunun, 1929 yılında yaşanan Büyük Buhran’dan bu yana en büyük mali kurtarma planı olduğu belirtiliyor. Ancak krizin ABD’ye toplam maliyetinin bu tutarla sınırlı kalmayacağı ve 1.8 trilyon dolara ulaşabileceği kaydediliyor.

Fed’in eski Başkanı Alan Greenspan: “Bu 50 yılda, hatta muhtemelen yüzyılda bir yaşanabilecek olay. ABD’nin bir ekonomik durgunluğa girmeden kurtulma ihtimali yüzde 50’nin altında, krizin daha da devam etmesini bekliyorum” dedi.

 2008'de emlak fiyatlarında yüzde 20 ila 30 oranında düşüş bekleniyor. Bu da sektörün 4 ila 6 trilyon dolar zarar etmesi demek. Bu olumsuz havanın aralarında bankalar ve emeklilik fonlarının da olduğu tahvil yatırımcılarını milyarlarca dolarlık zarara sokabilir.

Konut sektöründe yaşanan kriz, ticari emlakçilerin ofis, mağaza, alış veriş merkezi gibi binaları yapma konusundaki cesaretlerini kırabilir. Nakit girişinin az olduğu piyasalarda hisselerin değerinin altında işlem görmesi ekonomideki kredi sorunlarının daha da büyümesine neden olur.

Bana göre bu açıklamalar, bir sosyal bunalımın habercisidir. Er geç Müslümanlar Kur’an mesajını dünya toplumlarına ulaştırmakta öncülük edeceklerdir. Ama İslam’ın ekonomisini yaşarlar ve dünya insanlarına da örnek olurlarsa… Yüce dinimiz, bizden yorganımıza göre ayak uzatmamızı ve “bir lokma, bir hırka” anlayışını egemen kılmamızı istemektedir. Böyle yapmazsak biz de bu bunalım seline er geç kapılırız.

Bu genel açıklamalardan sonra, konunun Türkiye açısından getireceği risk de şöyle açıklanmaktadır:

Fiyatları yükselmekte olan emtianın net ithalatçısı olması, cari açığının yükselmesi ve artan dış borcu ile Türkiye bu sürecin yara alan ekonomilerinden biri olma riskini taşıyor. Yalçındağ, "Ancak çok tedirginiz. Ekonomik krizin ciddiyetle ele alınması gerekiyor" dedi.

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin krizden en az etkilenecek ülkelerden biri olacağı inancında olduğunu belirterek, ''ama eğer panik yaparsak en çok etkilenen biz oluruz'' diyor.

Şu cümleler ne kadar güzel! Acaba bizler neden böyle olamıyoruz? İyi düşünmemiz gerekmektedir:

Bugün dünya ekonomisinin motoru görevini iki gelişmekte olan ülke: Çin ve Hindistan oluşturuyor. Çin Merkez Bankası rezervlerini 875,1 milyar dolara çıkartarak dünyanın en büyük döviz rezervine sahip ülkesi oldu.

Bir de madalyonun öteki yüzüne bakalım:

Yeni bir Asya krizi yaşanır mı? "Yeni bir küresel kriz yaşanmaz" diyenlerin gerekçeleri de doğru ve bilimsel. Dünya ekonomisi yeni bir trende girdi.

Mali sermaye; uluslararası banka - sermaye - medya kompleksidir. Küresel sermaye, dalgalanma başladığında ya da başlatıldığında, riskli ülkelerdeki menkul kıymetlerini satıp dövize çevirerek okyanus ötesine kanat açar. Cari açıkları yüksek olan ülkeler, riskleri oranında yüksek faiz ödeyerek yabancı sermayeyi geri çağırırlar. Ekonomi bilimi, son zamanlarda yasadığımız küresel çalkantıyı bu şekilde açıklıyor. Döviz-faiz-borsa şeytan üçgeninde inanılmaz oranda paralar, gelişmekte olan ülkelerin piyasaları, ekonomi bilimine ters gelmeyen inandırıcı  hikayeler esliğinde dalgalandırılarak kazanılmıyor mu?

Borsamızın (IMKB) yüzde 70'i, bankalarımızın yüzde 50'si yabancı sermayenin "kontrolüne" geçti. Ortaklıklar yoluyla ulusal şirketlerde bu payın hangi oranlara ulaştığı bilinmiyor. Ne dersiniz, bu tabloyu göz önüne aldığımızda, "yeni bir küresel kriz olmaz" diyenler haklı mı? Genelde haklı gibi görünüyorlar, fakat yeryüzünde yağmalanacak "mal" henüz bitmedi ki.. Çeşitli "hikayeler" esliğinde küresel talanın sona erdiğini söyleyebilir miyiz? M.Kemal SALLI

Mortgage sıkıntılarının bulaştığı ilk piyasa, dünya çapında trilyon dolarlık şirket alımlarına imza atan ve bu yüzden 'şirket avcısı' olarak adlandırılan “özel sermaye fonları” oldu.

Son 2 yıldır karşılarına çıkan hemen her şirketi yutan ve satın almalar sırasında mali performansı ikinci plana atan fonların para musluğu kuruma aşamasına geldi. Para muslukları kapandı.

Dev fonların şirket satın almada kullandıkları parayı bulmak için çıkardıkları borçlanma tahvillerine talep bir anda kesildi. Bu amaçla ihraç edilen yaklaşık 32 milyar dolarlık tahvil elde kaldı. Fatura, satışa aracılık eden 8 ayrı uluslararası yatırım bankasına çıktı ve müşterilerine satamadıkları bu kağıtları riskli kredi olarak kendi kasalarına koymak zorunda kaldı.

İlk sarsıntı atlatılsa bile dünya borsalarını sürükleyen dev şirket alımları dalgası artık yavaşlamış. Fonlardaki kriz, hisse senedi fiyatlarına da yansıyor.

Daha önce Beymen ve Boyner'e de talip olan dünyanın en büyük fonlarından KKR'nin önümüzdeki ay yapılması beklenen halka arzının da zora girdiği belirtiliyor.

Dow Jones'un; büyük günlük düşüşleri ardından Tokyo'dan, Londra'ya kadar tüm piyasalarda kayıplar yaşandı. Avrupa borsalarında ve İMKB'de de endeks geri çekiliyor. Dolardaki yükseliş sürüyor.

1 trilyon dolarlık kredi piyasası sorunu ile karşı karşıya olduklarını belirten Moody's’in ekonomist şefi Mark Zandi, risklerin her geçen gün arttığını belirtirken: “Likidite kuruyor. Tüm riskler yeniden fiyatlanıyor” diye konuştu. Vatan

Bu cümleleri neden alıntı yaptım? Çünkü bizde bir ucuz kahramanlık var: “Kriz varsa ABD’de var, bana ne!” demeyelim. Kriz ve ekonomik bunalım, evrenseldir; tüm dünyayı sarsacaktır.

Dünya artık globalleşti; küreselleşti ve bir köy durumuna geldi. Bir yerden başlayan en küçük bir alev, anında tüm köyü sarabilmekte ve kül edebilmektedir. Ama kül olan kapitalist düzendir.

Benim anladığıma göre Allah cc Müslüman devlet adamlarının yüzünü güldürecektir.

Allah cc fadl sahibidir; insanları dilediği gibi yönlendirir; dün kapitalizm dünyada cirit atarken şimdi de Müslümanlar atar. Yeter ki Müslümanlar; devletine ve dünya devletlerini avucunun içinde oynatacak bilgi birikimine sahip olsun.

Konuşmak ve laf üretmek kolay, ama bilimsel konuşursak o zaman çok ölçülü konuşuruz. Yemek dualarımızda: “İslamî devlet” deriz ama, devletin alfabesinden haberimiz yoksa ve “Öyle bilimsel ifadeler Kur’an kültüründe yoktur, bilimselliği Kur’an kültür ve mealine sokmayın. Kur’an Allah-kul arasında geçen kutsal metindir. Günlük siyaset ve ekonomik ifadeleri Kur’an âyetlerinin yorumuna veya mealine katarak kutsallığını yitirmeyin” dersek o zaman dünya ekonomisini krize sürükleyen yüce Mevla’mın Kur’anını devlet içinde yorumlayacak ve uygulayacak İslam ekonomistleri de yetişmez.

 


 
SİPARİŞ VER

Kitaplarımızdan temin etmek isterseniz tıklayınız


ANKET
Lütfen
anketimizi oylayınız.


Hergün beş vakit namazımızı camide, bir imamın eşliğinde kılmaktayız. Acaba cami nedir ve imam kimdir?
Cami namaz kılma yeri ve İmam memurdur
Cami, imamın evi ve İmam sadece namazı kıldırandır
Cami, sivil toplum kurumu ve İmam STK önderidir.
Cami, bahçesiyle eğitim yuvası, İmam eğitimcidir.

ÇOK OKUNAN 5 YAZI
Yazı Hit
2001 YAYINLARI VE SALİH PARLAK 9011
SEBE' IRKI VE GEZEGENLERDEN SÜRGÜN 6165
FATİHA SURESİ 5846
KUR'AN HAKKINDA GENEL BİLGİLER 4943
BİR AKADEMİK MEAL - TEFSİR 3956

ZİYARETÇİ DEFTERİ
Deftere Yaz Defteri Oku
86 mesaj var.