Yeni kurananalitigi.com sitemizi ziyaret ettiniz mi?
10 Aralık 2018

 İletişim
 Özgeçmişim
 Kur'an Araştırmaları
 Basında 2001 Yayınları
 Meal-Tefsirimizin Ayrıcalıkları
 Bize Göre Tartışmalı Konular
 Kur'an'da Psikoloji
 Kur'an'da Ekoloji
 Kur'anda Kimya
 Siyasî İslam Önderleri
 Bir Sivil Toplum Örgütü: Tarikatler
 Kur'anda Belediyecilik
 Yâ. Sîn. Tefsiri ve Ashab-ı Karye
 Kur'anda Kelam
 İslam'da Nikah ve Kadın Hakları
 İslam'da Hılafet Merkezi
 KUTLU DOĞUM
 Erbakan Din Anlayışı
 İdeoloji ve Dinî Gelişim
 LAİKLİK VE İDEOLOJİ
 Münafık Vatandaş Kavramı
 KADER VE CİHAD
 Bu Görüşüme Katılır mısınız?
 FİZİK ve Teorik Fizikçiler
 KİTAP
 EVLİLİK-BOŞANMA
 TESETTÜR-ÇIPLAKLIK
 SPORUN SİYASİLİĞİ
 Şakî-Saîd Çatışması
 NİMET VE KARİZMA
 KISSALARIN ANLATTIĞI
 MİRAC VE IŞINLAMA
 RUH VE NEFS
 YARATILIŞ VE EVRİM
 ŞİRK VE TRAGEDYA
 ÖLÜMSÜZ KULLAR
 BÜYÜK PATLAYIŞ veya BİG BANG
 UZAY VE UZAYLILAR
 FATİHA SÛRESİ Tefsiri
 CUMU'A NAMAZI, tatil
 âidiyet ve din
 KUR'AN HAKKINDA GENEL BİLGİLER
 Rahmet ve Tasavvufî Bilgi
 HACC VE İSLAMÎ MEDYA
 ÇAĞ AÇAN İNSANLARIN YAŞAMI
 ZİNA VE GENELEV GERÇEĞİ
 Kitaplarımız
 Sık Sorulan Sorular
 Resim Galerisi

E-Posta
info@2001yayinlari.com
salihparlak@2001yayinlari.com


DUYURULAR

2. baskı Kur'an-ı Kerim Meal-Tefsiri'miz çıktı
1. Baskı Meal-Tefsirimizdeki bazı yeni ve yabancı kavramlar biraz fazla eleştirilmişti.

Meal-Tefsirimizin 2. Baskısında, özellikle bu alışılmamış kavramlar meal metninden çıkarılmıştır. Dipnot bölümünde değerlendirilmişlerdir.

Bazı ayet-i kerimelerin 1. baskıdaki tercümesi biraz karışık gözükmekteydi. farkedilen bu karışık anlamlar, 2. baskıda yeniden düzenlenmiştir.

1. baskıda uzun ve anlamsızlaşan cümleler farkedilmiş, yeniden değerlendirilmiş, parçalanarak akıcılık sağlanmıştır.

1. baskıda meallerdeki açıklayıcı ve anlamsız uzatmalara neden olan bazı sözcükler, 2. baskıda çıkartılarak meale daha kolay anlaşılırlık ve sadelik sağlanmıştır.


* * *

BİLGİ TOPLUMUNUN CUM'A TATİL KÜLTÜRÜ

Artık

BİLGİ TOPLUMUNUN CUM'A TATİL KÜLTÜRÜ

adlı kitabımız yayınlanmıştır.

Biz, bir toplum içinde yaşarız; öyleyse sosyal yaratığız ve sosyalleşmek zorundayız.

Biz, "Ümmet-i Muhammed" olmakla övünürüz; ama ümmet olabilmek ve toplum içinde sosyal bir organ olabilmek için bazı temel özellikleri yaşatmamız ve taşımamız gerektiğini unutmuşuz.

Resûlüllah'ın AS ümmetiyiz. Bu doğru! Amma Resûlüllah AS da beşer olarak fânîdir ve göçmüştür.

Her çağda o çağın insanı bir "Yaşayan Resûl" ve "Yaşayan İmam" aramalı ve bulmalıdır. O İmam'a kılavuzlanmak ve bir onunla âidiyet içinde olmak farz-ı ayndır.

Yaşayan İmam olmadan, ümmet olunmaz ki!

Resûlüllah SAV de beşerdir ve beşer olarak fânîdir ve dünyadan göçmüştür. Ümmetine "Kitap" ve "Sünnet"ini emanet etmiştir.

Her çağda, bu emâneti taşıyan, kılavuzluğunu yapan ve kendini Asr-ı Saâdet döneminde yaşatan "Büyük Adamlar" zincirinden bir zâtı seçmek ve ona tabi olmak ve o zâtı örnek almak ümmet olmanın ön koşuludur ve farzıdır.

Öyle bir zatı örnek almadan ve ona tabi olmadan ümmet olmak mümkün değildir.

İşte bu sosyalleşmeye, "cemâatleşme" denmektedir.

Bir cemâatin üyesi olmadan ümmet olmak nasıl düşünülebilir?
Allah CC, sosyalleşmemiz için üç büyük tatil anlayışını ve dinî ritüelini bizlere farz kılmıştır. a) Birincisi Cum'a Günü tatilidir. b) İkincisi mevsimlerin içine yayılmış "Haram Aylar"dır. c) Üçüncüsü de yıllık tatil olan "Hacc" mevsimidir.

İşte bu kitapta bu üç tatil gerçeğinin araştırılmasını bulacaksınız.

* * *

Nasıl Bir Kader Anlayışı
"BİLGİ TOPLUMUNUN KADER ANLAYIŞI"

adlı kitabımız yayınlanmıştır.

Bu kitapta, kader anlayışımıza yeni bir bakışla: "hayır-şerr Allahtandır" temel tanımlanması noktasından girilmiştir.

Kader anlayışı, sadece Müslümanlara özgü değildir. Her dinde ve her felsefî akımda, her millette, her dinde kader tartışması vardır.

Bizim kadere getirdiğimiz yenilik, konuyu güncelleştirmektir.

Kader gerçeğinin, modern devlet felsefesine eş değer bir konu olduğunu aşılamaktır.

Kader konusunu beyinlere, özellikle genç beyinlere öyle nakşedeceğiz ki Müslüman gençler veya İslamî düşünceyi sorgulayan gençler, anayasal siyasî devlet politikasını iyi-kötü değerler sistemi açısından irdelesin.

Kur'an mesajındaki iyi-kötü değer yargı düzenini öğrensin.

Devlet-Sivil Toplum Örgütlenmesi açısından İslam'ın da nasıl sivilleşeceğini, nasıl siyasallaşabileceğini, tartışılır duruma getirilebileceğini yalnız bu kitapta görmüş olsun.

Bu kitapta Kur'anın vitrini olan Fâtiha Sûresinde kaderin nasıl işlendiğini, hayır-şerr yargı düzeninin hidayet-dalâlet ikilisi biçiminde nasıl özetlendiğini bulacaksınız.

Bu kitapta; iyi sosyal düzeni de, kötü sosyal düzeni de kuran siyasî iradenin karizmatik halk kahramanını "Kurtuluş Savaşı"na taşıması için siyasî Müslüman'ın oylarıyla desteklemesi gerektiğini bulacaksınız.

Bu kitapta, ancak o siyasî tercih ile kaderde saîd veya şakî olduğu planlamasının dünya yaşamında kaza edileceğini bulacaksınız.

Evet bu kitapta, siyasî İslam'ın da kader olayıyla nasıl yakından ilgili olduğunu da, evet; bu kitabın ilerleyen sayfalarında görecek ve ilgiyle okuyacaksınız.

Kur'an-ı Kerimde bu bilgiler de var mıydı? diyeceksiniz ve hayranlığınızı gidereceksiniz.

Yine bu kitapta; Hz Ali-Muaviye çekişmelerinde, siyasî iradeyi, hayır-şerr sosyal düzeni için "Kurtuluş Savaşı" verme konusunda nasıl kullandıklarını bulacaksınız.

Bu kitapta, karşıt iki, iyi-kötü karizmatik halk kahramanı savaşında kader planlamasının nasıl kazaya dönüştüğünü göreceksiniz.

Yine bu kitapta, Şîa'nın "Oniki İmam Hareketi"nin kader konusunda ne anlam belirttiğini göreceksiniz. Hz Musa'nın, Hz Îsâ'nın ve Hz Muhammed'in "kendini ifade etme özgürlüğü" ve özel yetisi konusundaki karizmalarını da yeni bir anlayışta okuyacaksınız.

Yine bu kitapta, kaderi tartışmanın hangi yönden veya yönlerden yasaklandığını da göreceksiniz. Eğer kaderi tartışmak; kayıtsız şartsız yasak olsaydı, bugün her önüne gelenin kader konusunda neden kitap yazmakta olduklarının cevabını bulamayacaktınız.

Eski mezheplerin kaderi kendi siyasî yapılanmaları kapsamında ele aldıklarını, bugünkü siyasî yapılanmaya o eski mezhep görüşlerinin tam ışık tutmadığını, aynı görüşler hiç değiştirilmeden alındığında, zor anlaşılır veya hiç anlaşılmaz bir kader anlayışıyla karşı karşıya kalacağımızı ve bugünkü siyasî yapılanmalar ışığında yeniden gözden geçirmelerin gerekeceğini ve kadere iyi bir sosyal bilimci, iyi bir siyaset bilimcisi olmadan cevap verilemeyeceğini de bu kitapta anlayacaksınız. Saygılarımla.

"Bilgi Toplumunun Kader Anlayışı" adlı kitabımız yayınlanmıştır. Bu kitapta, kader anlayışımıza yeni bir bakışla: "hayır-şerr Allahtandır" temel tanımlanması noktasından girilmiştir. Kader anlayışı, sadece Müslümanlara özgü değildir. Her dinde ve her felsefî akımda, her millette, her dinde kade vardır. Bizim kadere getirdiğimiz yenilik, konuyu güncelleştirmektir. Modern devlet felsefesine eş değer bir konu olduğunu aşılamaktır. Kader konusunu beyinlere, özellikler genç beyinlere öyle nalşedeğiz ki Müslüman gençler veya İslamî düşünceyi sorgulayan gençler, anayasal siyasî devlet politikasını iyi-kötü değerler sistemi açısından irdelesin. Kur'an mesajındaki iyi-kötü değer yargı düzenini öğrensin. Devlet-Sivil Toplum Örgütlenmesi açısından İslam'ın da nasıl sivilleşeceğini, nasıl siyasallaşabileceğini, tartışılır duruma getirilebileceğini yalnız bu kitapta göreceksiniz.

Bu kitapta Kur'anın vitrini olan Fâtiha Sûresinde kaderin nasıl işlendiğini, siyasî İslam'ın da kader olayıyla nasıl yakından ilgili olduğunu da bu kitabın ilerleyen sayfalarında görecek ve ilgiyle okuyacaksınız. Kur'an-ı Kerimde bu bilgiler de var mıydı? diyeceksiniz ve hayranlığınızı gidereceksiniz.

Yine bu kitapta, kaderi tartışmanın hangi yönden veya yönlerden yasaklandığını da göreceksiniz. Eğer kaderi tartışmak; kayıtsız şartsız yasak olsaydı, bugün her önüne gelenin kader konusunda neden kitap yazmakta olduklarının cevabını bulamayacaktınız.

Eski mezheplerin kaderi kendi siyasî yapılanmaları kapsamında ele aldıklarını, bugünkü siyasî yapılanmaya o eski mezhep görüşlerinin tam ışık tutmadığını, aynı görüşler hiç değiştirilmeden alındığında, zor anlaşılır veya hiç anlaşılmaz bir kader anlayışıyla karşı karşıya kalacağımızı ve bugünkü siyasî yapılanmalar ışığında yeniden gözden geçirmelerin gerekeceğini ve kadere iyi bir sosyal bilimci, iyi bir siyaset bilimcisi olmadan cevap verilemeyeceğini de bu kitapta anlayacaksınız. Saygılarımla.

* * *


ZİYARET TRAFİĞİ
 Aktif Ziyaretçi 5
 Bugünkü Ziyaret 465
 Toplam Ziyaret 1100785

  Geri Dön

BÜYÜK ORTADOĞU
MEHDİ TAYYİP ERDOĞAN
Mehdi, kurtarıcı demek... Ezilen Müslümanlarınhaklarını savunmak demek... Ezilmiş Müslümanları iktidara taşımak demek... Ezilmiş Mustazafları silkelemek ve harekete geçirmek demek...

Kuru bir Ehl-i Sünnet savunmacılığıyla, kendini yenleyemeyen Mısırlı İhvan hareketiyle Ezilmiş Müslümanlar iktidar olamaz... İslam'ı yeniden yorumlamak; çağımızın modern devler anlayışına göre Kur'an kültürünü yenilemek gerek... İcma'-ı Ümmet kurumunu harekete geçirmek demk... İcmâ'-ı Ümmet, İslam ulemasının Kur'an kültürünü uluslarası bilimsel Kur'an Geliştirme Konferansları, Sempozyumları düzenleyerek dünyanın dikkatine sunmsı gerekiyor.

Ama aşağıdaki alıntı yorum yazıları içinde eytişenler, ancak Kur'an kültürünün aktığı ırmağın suyunu başından bulandırır. Püslü havada kurtların vahşilerin avlanmasını sağlarlar.

İslam dinini ve Kur'an kültürünü sadece sakallı, cübbeli, kulakları her türlü Kur'an gelişmelerine kapalı... sağır, kör ve dilsiz şeytanlar gibi sadece akşamın abdestiyle sabah namazlarını kılan Allahlıklar anlar. ALlah cc, sadece rüyalarıyla onlara seslenmiş. Hz Muhammed SAV, rüyalarında, Ravza'sının yanında aylarca uyuklayarak sabahlayanlara Kur'anı tefsir etme yetkisini verdiğini iddia edenler anlar.

bu Müslümanlar gitmedikçe ve yerlerini Tayyip Erdoğan gibi diplomatik, askeri, siyasi, ekonomik çalışmalarıyla İslam dünyasında gezinerek, ezilimişlerine şiirleriyle Kur'andan seslenerek dünya Müslümanlarının uluslararası arenalarda ödüllerini alanların süreci tamamlanmadıkça Müslümanlar iktidar olamaz.

Panislamist İkinci Abdulhamitler... Necmettin Erbakanlar... Numan Kurtulmuşlar... Recep Tayyip Erdoğanlar süreci tamamlanmadıkça Müslümanlar iktidar olamaz.


Ortadoğu Erdoğan'ı lider olarak görüyor

Ortadoğu Erdoğan'ı lider olarak görüyor

TESEV’in 7 Arap ülkesi ve İran’da yaptığı araştırmada halkın yüzde 85’inin Türkiye için olumlu düşündüğü ortaya çıktı.

Bu ülkelerdeki lider eksikliğini Erdoğan’ın doldurduğu belirtildi . Mısır'da İşler KarıştıTürkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) Dış Politika Programı’nın 8 bölge ülkesinde yaptığı “Ortadoğu’da Türkiye Algısı 2010” araştırmasında Türkiye hem en sevilen ülke çıktı; hem de kimliği, demokrasisi, ekonomisi ve Filistin meselesindeki duruşu nedeniyle ‘model’ olarak görüldüğü belirlendi. TESEV’in 2009’da yayınladığı rapora göre Türkiye hakkındaki olumlu düşünme oranının yüzde 75’ten 85’e çıktığı görüldü. Mısır, Ürdün, Filistin, Lübnan, Suudi Arabistan, Suriye ve İran’da telefonla, Irak’ta ise yüzyüze görüşülen 2 bin 267 kişiyle yapılan araştırma 25 Ağustos - 27 Eylül 2010 arasında eş zamanlı olarak 8 ülkede gerçekleştirildi. Araştırmanın duyurulduğu basın toplantısına TESEV Başkanı Can Paker, TESEV Dış Politika Program Yöneticisi Sabiha Senyücel Gündoğar, Gökçe Perçinoğlu ve ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Meliha Benli Altunışık katıldı. Raporun sunumu yapan Gökçe Perçinoğlu, araştırmanın öne çıkan sonuçlarını şöyle sıraladı:

Türkiye çok eksenli ilerliyor

• TESEV Başkanı Paker, şunları söyledi: “Türkiye bölgede üstlendiği arabulucuk rolü ve yürüttüğü dış politika nedeniyle bir değişim yaşıyor ama bu değişim Türkiye’nin eksen kayması yaşadığı anlamına gelmemeli. Çünkü artık eskiden olduğu gibi sadece Doğu-Batı eksenli değil, çok eksenli bir dünyada yaşıyoruz. Türkiye’de bu nedenle sadece Batı eksenli değil, birden fazla eksenle, geniş bir vizyonla ilerliyor. Araştırma Türkiye’nin bölgede kabul gördüğünü, büyük sempatiyle karşılandığını gözler önüne seriyor.” Paker, “Bölgede son günlerde Tunus, Lübnan, Mısır, Cezayir ve Ürdün’de yaşananların gösterdiği gibi dengelerin heran değişebileceği gözönünde bulundurulmalı” dedi.

TÜRKİYE SEVGİSİ YÜZDE 85’İ BULDU

• Ortadoğu’da Türkiye’ye karşı duyulan sempati 2009 yılında yüzde 75 iken, 2010 yılında yüzde 80’e ve İran’ın da çalışmaya dahil olmasıyla birlikte yüzde 85’e yükseldi.

• Katılımcıların 3’te 2’si Türkiye’yi model olarak görüyor, İslam ve demokrasisinin başarılı bir birleşimi olduğunu düşünüyor.

• Tüm Ortadoğu ülkeleri en büyük sorunun İsrail-Filistin olduğunu söylerken, Türkiye’nin bu sorundaki arabulucuk rolünü yüzde 78 oranında desteklediklerini belirttiler.

• Araştırmaya katılan 8 ülke de Türkiye’nin Ortadoğu’da barışı sağlamasına yüzde 75 oranında katkı sağladığını söylerken, yüzde 78 oranında da ‘Türkiye Ortadoğu’da daha büyük bir rol oynamalıdır’ dedi.

• Katılımcıların yüzde 66’sı Türkiye’nin bölge ülkeleri için bir model teşkil ettiğini belirtirken, bunun nedenlerinin de Türkiye’nin Müslüman kimliği, ekonomisi, demokratik bir rejime sahip olması ile Filistinliler ve Müslümanların hakkını koruması olarak sıraladı.

• Türkiye’nin nükleer kriz konusunda ki arabuluculuğu İran tarafından yüzde 61 olumlu karşılandı.

• Türkiye ekonomisi Suudi Arabistan’dan sonra bölgenin en büyük ikinci ekonomisi olarak görülürken, katılımcıların yüzde 27’si Türkiye’nin 10 sene içinde bölgenin en önemli ekonomik gücü olacağını belirtti.

• Katılımcıların yüzde 78’i Türk yapımı bir diziyi izlediğini belirtirken, bölgede tatil için tercih edilen ülkenin de Türkiye olduğunu belirtti.

Türkiye 8 yılda Arap dünyasının gönlünü kazandı

• ODTÜ’den Meliha Benli Altunışık da kaynayan Ortadoğu’daki ülkelerin bir lider ve siyasi iktidar eksikliği yaşadıklarını belirterek, Türkiye’nin bu eksikliği gideren bir model olduğunu söyledi. Altunışık, “2002’de Arap dünyasında Türkiye, İsrail, ABD ve İngiltere’den sonra en sevilmeyen ülkeyken, şimdi en sevilen ülke sıralamasına yükseldi. Türkiye’nin 2003’teki Irak savaşına katılmaması, Filistin meselesinde takındığı tutum ve başarılı kimliği, ekonomisi ve dış politikaları etkili oldu. Bölgede eskiden İran daha etkili görülürken şimdi onun yerini daha yapıcı, bütünleştirici ve yumuşak bir güç olan Türkiye aldı.”

Mübarek gitmeli açıklaması büyük puan getirdi

• Sabiha Senyücel Gündoğar değerlendirmesinde Türkiye’nin bölgedeki çıtasını giderek yükselttiğinin altını çizerken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Hüsnü Mübarek artık gitmeli’ açıklamasının önemine değindi. Gündoğar, şunları söyledi:

“Türkiye’yi hem lider hem de siyasi irade anlamında örnek alan bu bölge Erdoğan’ın açıklamasını bekliyordu. Erdoğan’ın çok yerinde ve zamanında yaptığı Mübarek’e resmen git çağrısı bölgede büyük beğeni topladı. Erdoğan ve Türkiye bölgeye yaptıkları açıklamalarla bu şekilde destek olmaya devam ederlerse, bölgenin Türkiye’ye olan bakışı daha da güçlenerek olumlu bir tabloya dönüşecektir.”

 

 

 

ERDOĞAN'IN MÜBAREK ÇIKIŞI DÜNYADA!.

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın bugün AK Parti Meclis Grubu'nda Hüsnü Mübarek'e seslenmesi başta Ortadoğu kanalları olmak üzere dünya basınında birinci haber oldu. Haberlerde bölgenin 'model' ülkesinin ayaklanmalar konusunda 'nihayet' sesini çıkardığı belirtildi.
02 Şubat 2011 Çarşamba

EL CEZİRE:

Başbakan Erdoğan’dan Mısırlı protestoculara destek

Türkiye’de birçok önde gelen gazetenin hükümetin sessizliğini eleştirmesinin ardından Ankara nihayet Mısır kriziyle ilgili sessizliğini bozdu.

Parlamentoda Ak Parti grubuna seslenen Başbakan Tayyip Erdoğan, Mısır’daki protestoculara tam destek verdi. Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’e “Güvenlik ve istikrar sağlamak için halkın dileklerini dinlemek zorundasın. İlk önce Mısır’ın iyiliği için adım atmalısın, halkı memnun etmek için adımlar atmalısın” diye seslendi.

Erdoğan ayrıca önümüzdeki hafta Mısır’ın başkenti Kahire’ye yapacağı geziyi ertelediğini de belirterek, durum normale dönünce ziyaretini yapacağını söyledi.

Başbakan Erdoğan, hükümet karşıtı protestoculardan şiddetten kaçınmalarını ve ülkenin kültürel mirasını korumalarını da istedi. Erdoğan, “Herkesin özgürlük hakkı var, ancak şiddet kabul edilemez” dedi.

Ortadoğu’da reform konusuna da değinen Erdoğan, “Bizim Mısır’da ve Tunus’ta en büyük dileğimiz reformların mümkün olduğunca çabuk hayata geçirilmesinin yanında barış ve güvenliğin sağlanmasıdır” dedi.

A PRESS:

Türkiye Mübarek’ten değişim çağrılarına yanıt vermesini istedi
Başbakan Tayyip Erdoğan, Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’e halkını dinlemesi ve demokratik değişim taleplerine yanıt vermesini istedi.
Arap ve Müslüman dünyasında popüler bir figür olan Erdoğan Mübarek’in hızla devreye girerek “durumdan faydalanmak isteyecek kötü emelli kişilerin harekete geçmesini önlemesini” istedi. Ancak Erdoğan bu grupların kim olduğunu açıklamadı.
Erdoğan, “Çok samimi bir tavsiyem, uyarım var. Halkın çağrılarına ve fazlasıyla insani olan taleplerine bir kulak verin. Tereddüt etmeden insanların değişim arzusuna yanıt verin” dedi.

Erdoğan’ın bu çağrısı çok önemli çünkü Başbakan Arap ve Müslüman ülkelerinin halkları arasında çok seviliyor. Bunun da en önemli sebebi Erdoğan’ın Gazze saldırısından bu yana İsrail’e yönelik eleştirel bir tutum geliştirmesi.

Erdoğan, “Hiçbir otorite halka rağmen iktidarda kalamaz. Hepimiz faniyiz, hiçbirimiz kalıcı değiliz. Mühim olan arkamızda hoş bir anı bırakmaktır” dedi.

REUTERS:

Erdoğan, Mübarek’ten Mısır halkını dinlemesini istedi

Erdoğan Ak Parti milletvekillerine yaptığı ve televizyonda da yayınlanan konuşmasında, “Halkın çağrılarına ve fazlasıyla insani taleplerine kulak verin. Halkın taleplerini şüpheye yer bırakmayacak şekilde karşılayın” dedi.
“Sayın Hüsnü Mübarek, çok samimi bir tavsiye vermek, samimi bir uyarıda bulunmak istiyorum. Hepimiz öleceğiz ve arkamızda bıraktıklarımızla sorgulanacağız. Müslümanlar olarak hepimizin gittiği yer iki metreküplük bir delik” diyen Erdoğan şüpheye yer bırakmadan halkın değişim taleplerinin karşılanmasını istedi.
Ülkesi çoğu zaman Müslüman ülkelere demokrasi modeli olarak gösterilen Erdoğan siyasi sorunların çözümünün sandıkta olduğunu da söyledi.
Erdoğan, “Türkiye bu kritik dönemde Mısır ve Tunus halklarıyla omur omuzadır” dedi.

AFP:

Başbakan Erdoğan’dan Mübarek’e: Değişim çağrısına yanıt ver

Başbakan Tayyip Erdoğan Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’ten halkının “değişim arzusuna” yanıt vermesini isterken, Mısır ziyaretini de ertelediğini açıkladı.
İsrail’e yönelik çıkışlarıyla Arap dünyasının genelinde büyük bir popülarite kazanan Erdoğan, Mübarek’e öldükten sonra nasıl hatırlanacağını hatırlatarak konuşmasına duygusal bir boyut da kattı.
“Hepimiz faniyiz. Önemli olan saygıyla anılmaktır. Vicdanımızın ve haklımızın sesini dinlemeli ve onların dualarına ya da beddualarına hazır olmalıyız” diyen Erdoğan Tunus geçici hükümete de reform çağrısı yaparak “Türkiye bu kritik süreçte Tunus’un ve Tunus halkının yanında olacaktır” dedi.

BLOOMBERG:

Başbakan Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin Mısır halkının yanında olduğunu ve baskıcı hükümetler devrinin kapandığını söyledi.

Erdoğan, AK Partili milletvekillerine yaptığı konuşmada, “Hiçbir hükümet halkının iradesine karşı hayatta kalamaz. Baskı hükümetleri devri sona ermiştir” dedi.

Erdoğan, “Hepimiz faniyiz ve arkamızda bıraktıklarımızla yargılanacağız” dedi.
Erdoğan, “Biz Türkiye’de Arap halkının bunu hak etmediğine inanıyoruz. Türkiye Mısır ve Tunus halkının yanında olacak” dedi.

VOICE OF AMERICA:
Türk Başbakan, Mısır liderinden değişim çağrılarına yanıt vermesini istedi Başbakan Tayyip Erdoğan, Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’ten halkının “insani taleplerini” dinlemelerini istedi.
WALL STREET JOURNAL:
Türkiye, Mübarek'in Mısırlıların taleplerini dinlemesi gerektiğini söyledi

İngiliz Financial Times gazetesi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşmasını değerlendirdi.

İngiliz Financial Times gazetesi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'e yaptığı çağrının 'Bölgedeki en güçlü müdahalelerden biri olduğunu' yazdı.
Gazetenin internetsitesinde Ankaramuhabiri Delphine Strauss imzasıyla yer alan haberde, 'Türkiye'nin Başbakanı, Hüsnü Mübarek'i protestocuların değişim taleplerini dinlemeye çağırdı. Bu, şimdiye kadar bölgedeki herhangi bir liderin yaptığı en güçlü müdahalelerden biriydi' denildi.
Haberde, bazı eleştirmenlerin, 'Türkiye'nin, Lübnan'daki krizde arabuluculuktan çekilmesinin ve Mısır'daki krizde genelde sessiz kalmasının, bölgedeki etkisinin limitlerini ortaya koyduğu' yorumu yaptığına dikkat çekildi. 

DÜNYA LİDERLERİNİN TEPKİSİ

Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek'in 30 yıllık iktidarını devirmek için başlayan isyan sekizinci gününe girerken, dünya liderleri, Ortadoğu başta olmak üzere küresel alanda etkisini gösteren isyanı yorumladı.

NETANYAHU: BÖLGESEL İSTİKRAR KORUNMALI

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Mısır’da yaşanan isyana yönelik olarak, “bölgesel istikrar ve güvenliğin korunması gerektiği” uyarısında bulundu. Müttefiki olan Mısır’da yaşananlardan endişeli olan Netanyahu, Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’in yerine, İsrail’le barışa karşı olan birisinin gelmesinden çekiniyor.
Mısır’ın, İran’daki gibi İslami bir rejime dönüşmesinden endişe duyan Netanyahu, “Bizim endişemiz… İran dahil birkaç ülkede gerçekleştiği gibi Mısır’daki durumun baskıcı radikal İslam rejimini ortaya çıkarması” ifadesini kullandı.
Netanyahu, “Yaşananları, barış ve istikrarın korunacağına yönelik endişe ve umutla takip ettiklerini” söyledi.
PERES: MÜBAREK'E OLAN SAYGIMIZ BİTMEYECEK
İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile bir araya geldiği gün yaptığı açıklamada, “Mübarek’e her zaman büyük saygı besledik ve bu devam edecek” dedi.
Peres, Mübarek için, “Yaptığı her şey doğru değildi. Ancak yaptığı bir şeyden dolayı ona minettarız. O Ortadoğu’daki barışın arabulucusu” dedi.
İRAN:

İSYAN DAHA İSLAMCI BİR ORTADOĞU YARATACAK

İran, Mısır’da yaşanan hükümet karşıtı eylemlerin, Ortadoğu’da ABD ve İsrail’e karşı daha güçlü duran İslamcı bir yapının oluşmasına hizmet edeceğini belirtti.

İran Dışişleri Bakanı Ramin Mehmanparast, Tunus ve Mısır’ın, İran benzeri bir duruş sergileyerek ABD’nin desteklediği hükümetlere kafa tuttuğunu, bu durumun yabancı devletleri şaşkına çevirdiğini belirtti. Mehmanparast, “Bölgenin yeni bir şekle girdiği ve gelişmelerin yaşandığı günlerde, biz daha İslamcı, güçlü ve Siyonist işgalcilere karşı duran bir Ortadoğu görmeyi umuyoruz” dedi.

OBAMA:

HÜKÜMET DEĞİŞİM GEÇİRMELİ

Washington, Ortadoğu’daki önemli müttefiklerinden Mısır’da yaşanan gelişmeleri endişeyle takip ediyor. ABD Başkanı Barack Obama, Mübarek’e yaşanan krizi sona erdirmesi çağrısında bulundu. Obama, “Mısır hükümetinde halkın ihtiyaçlarına cevap verecek sistemli bir dönüşüm yapılması” gerektiğini belirtti.

CAMERON: MISIR'DA REFORMA İHTİYACIMIZ VAR
İngiltere Başbakanı David Cameron, Mısır’da yaşanan isyanın, “halkın kederli ve sıkıntı içinde olduğunu” ortaya koyduğunu belirtti. Şiddeten uzak kalınması gerektiğini belirten Cameron, “Mısır’da ihtiyacımız olan şeyin reform olduğuna inanıyorum. Reformu, demokrasinin güçlendirilmesini, insan haklarını ve hukukun üstünlüğünü destekliyoruz” dedi.
İngiltere Başbakanı, “Karşınızda kederleri ve sıkıntılarına cevap isteyen insanlar olduğu zaman, bu ülkelerde hukukun üstünlüğünün, insan haklarının ve demokrasinin daha güçlü olması ilgilendiğimiz bir husustur” dedi.
KRAL ABDULLAH:

YABANCI PROVOKATÖRLER MISIR’A SIZDI

Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’e destek veren Suudi Arabistan Kralı Abdullah, Mısır’da yaşanan protestocuları eleştirdi ve protestoların “ülkeye sızan provokatörler tarafından körüklendiğini” belirtti.

Abdullah, protestocuların “nefretlerini yıkımla sergilemek istediklerini… kötü niyetli tahriklerde bulunduklarını” ifade etti ve yabancı ülkelerden gelen provokatörlerin “Mısır’ın istikrarını bozmak için ülkeye sızdıklarını” söyledi.

Abdullah, “Hiçbir Arap veya Müslüman, ifade özgürlüğü adı altında Mısır’a sızanların, Arap dünyasının veya Mısır’ın güvenliği ve istikrarına müdahale etmesine göz yumamaz” yorumuna bulundu.

ESAD:

ORTADOĞU’DA YENİ BİR DÖNEMİN İŞARETİ

Suriye Devlet Başkanı Beşir Esad, Wall Street Journal’a verdiği röportajda, Mısır’da yaşanan isyan hareketinin ardından reform kararı verdiğini belirtti. Esad, Tunus’ta başlayan ve Mısır’a sıçrayan isyan hareketine yönelik olarak, “Mısır ve Tunus’ta yaşananların öncesinde reform ihtiyacını fark etmediyseniz, reform yapmakta çok geç kalmışsınız demektir” ifadesini kullandı.

Esad, Ortadoğu ülkelerinde yaşanan protestoların, bölgede yeni bir “dönemin” yol göstericisi olduklarını ve Arap liderlerin halklarının artan politik ile ekonomik isteklerini karşılamaları gerektiğini söyledi.

 

xxxxxxxxxx

Başbakan’a Tunus’u Hatırlatmak


  

Önce Tunus’ta iktidar sahipleri apar topar kaçmak zorunda kaldı. Şimdi aynı rüzgar Mısır’da esiyor. Kuvvetle muhtemel Hüsnü Mübarek’in günleri sayılı. Diğer yandan Ürdün’den Cezayir’e, Lübnan’dan Suriye’ye ve elbette Filistin’e kadar geniş bir alanda benzer bir sürecin yaşanabileceğine dikkat çekiliyor.

Bu ülkelerde yaşanan ve yaşanması beklenen gelişmeleri, iktidar değişimlerini aynı paranteze alıp okumak ne kadar doğru; bu ayrı bir tartışma konusu. Üstelik böyle bir okuma, bu ülkelerin iç dinamiklerini hafife almak gibi bir zaafı  da beraberinde getiriyor.

Şu günlerde ister dünyada, isterse Türkiye’de yapılan değerlendirmelere bakınca, bir nokta çok dikkat çekici. Bu geniş coğrafyada ortaya çıkan değişim sürecini destekleyenler, olup bitenin İslam’ı ve Müslümanları öne çıkarmasından bir hayli kaygılı. ‘Yıkılan otoriter rejimlerin yerine acaba radikal İslamcılar mı geliyor’ gibi soruların anlamı bu aslında.

***

Yüzyıl önce İslam dünyasında bir dizi yeni ‘devlet’i ortaya çıkaran güçler, destekledikleri rejimlerle, orada yaşayanların değerleri arasına mesafe koymayı başardılar.

Elbette onlar da bu coğrafyada herhangi bir değişim hareketinin ‘din’den bağımsız başarısı şansının olmadığını biliyordu. Ancak bunu denemekten başka çareleri de yoktu.

Şimdi o dönemde dikilen deli gömleklerinin dikişleri birer birer patlıyor.

2002’nin sonundan itibaren iktidarda olan Tayyip Erdoğan’a çok farklı başlıklar altında bir çok eleştiri getirmek mümkün. Ancak bu sekiz yıllık dönemin demokrasi ve özgürlükler açısından sürekli ileri giden ve yeni adımlar atan özelliğini yok saymak cidden büyük bir haksızlık. Hele bunu ‘Demirelleşmek’ ya da ‘Mübarek gibi olmak’ diye adlandırmak insafa sığmıyor.

***

Şu günlerde ısrarla gözden kaçırılmak istenen çok yalın ve anlaşılabilir bir gerçeği hatırlatalım: Tayyip Erdoğan, milleti temsil ediyor. Bu durum sömürge döneminde ortaya çıkan ‘modernleştirme’ projelerinden ve onun ortaya çıkardığı kukla aktörlerden çok farklı bir tabloya işaret ediyor. Onun için Tunus ya da Mısır hatırlatmalarının ne yeri, ne de karşılığı var.

Umuyor ve diliyorum ki, Başbakan Erdoğan’a Tunus’ta olup biteni hatırlatanlar başka bir hesabın ve kaygının parçası olmasınlar. Yine umuyorum ki, daha fazla demokrasi ve daha fazla özgürlük adına ortaya atılan bu eleştiriler, bu toprakların değerleriyle üstü örtülü bir hesaplaşmanın yansıması olmasın.

Erdoğan’ı üçüncü iktidar dönemine taşıyan yegane özelliği, milletle olan sahici bağı. İnsanların bu kadar gri propagandaya rağmen hala onu kendisine yakın bulması, verilen geniş destek, hiç te sanıldığı gibi alternatifsiz olmasından kaynaklanmıyor.

Bunu böylesine açık ifade etmek istemezdim; lakin artık zamanıdır. Bu ülkede, bu bölgede ve şu günlerde adından bahsedilen tüm ülkelerde, İslam’dan ve Müslümanlardan bağımsız bir özgürlük ve demokrasi mücadelesi mümkün değildir. Bunun dışında herhangi bir kesimin ya da sınıfın, böyle bir mücadeleyi yürütmesi, taşıması ya da inşa etmesi imkansızdır.

Yol yakınken inattan vazgeçmek herkesin hayrına.

Tunus, Mısır ve bizim darbeciler... Tunus, Mısır ve bizim darbeciler...

Prof. Nevzat TARHAN 31 Ocak 2011
Mübarek’in elinde İhvanı Müslimin hareketine yönelik senaryolar mutlaka vardı, fakat direniş dini gerekçelerle başlamadığı için senaryolar işlemedi. Ve olaylar bir şey daha öğretti...
2004’lü yıllarda Balyoz planlarının uygulanamamasının  gerekçeleri şimdi daha iyi ortaya çıkıyor “Erat  faktörü”.

Dünya sosyolojik değişimin sonuçlarını görüyor. 1910’lu yıllarda dünyanın gelişen yapısında özgürlük ve refah talebine “özgürlük ve modernlik” cevabını veren ittihat ve terakki kadroları cevap verdi Cumhuriyeti kurdu.

1980’li yıllarda Turgut Özal’ın serbest piyasa ekonomisi ile model Türkiye’yi ortaya çıkarması demirperde ülkelerinde özgürlük, onurlu yaşama ve refah taleplerinin çıtasını yükseltti.  Glasnost ve Perestroika hareketleri ile açıklık yolu ile yeniden yapılanma başladı.

2010’lu yıllarda Ortadoğu coğrafyasında özgürlük, onurlu yaşama ve refah talepleri yükselmişti. Türkiye gibi bir model vardı. Demokrasinin en iyi yönetim yöntemi olduğu darbelere rağmen halkın rızasına dayalı yönetimlerin başarılı olabileceği İslam dünyasınca görüldü.

Fakat Ortadoğu ülkelerinde Türkiye’deki gibi “Aktif Sabır ve Yüksek Bilgelik” tavsiye eden, şiddeti reddeden kanaat önderleri yoktu.

Bu nedenle patlama noktasına gelen direnişler oluyor diktalar sertleşiyordu. Ancak toplumsal basınç artık dikta dinlemedi. Tunus’ta 23 gün süren direniş sonu çok güvendiği Fransa’nın yüz çevirmesi sonucu Bin Ali dönemi bitti. Mübarek direniyor henüz beşinci gündeyiz. ABD şimdiden sattı bile.

Halkın gücüne değil dış odakların gücüne ve siyasi hilelere güvenerek iktidarların süremeyeceğini görmek aşikar oldu. Libya’da Kaddafi daha milli ve halkını tok tutan bir lider o bile korku içinde.

Makyavelli  “Bir iktidar ancak halkın sevgi ve güvenini alırsa iktidarı devam ettirir” demekteydi.

Tunus ve Mısır güvenlik devletleri idi. Çok güçlü polis ve asker yapısı diktatörlerin emrindeydi.

Her iki ülkede de asker  ve polis silahsız halka ateş açmakta isteksiz davrandı. Gençler tanklar üzerinde poz verdiler.

İşte burda bizim darbecilerin elini kolunu bağlayan durum ortaya çıktı. Bilindiği gibi 1997’de EMASYA çerçevesinde Refah partisinin kapatılma kararı ilan edileceği günün gecesi EMASYA birlikleri hazır kıta durumuna geçtiler. Maltepe Zırhlı Tugay Komutanı Silahçıoğlu bütün birliğe” Sultanbeyli’de  yürüyüş yapan bütün sakallılara ateş edilecek” emri veriyor, bir er itiraz ediyor “önce sana ateş ederim komutanım” ve sessizlik…

Balyoz planları işte bunun için uygulanamadı “Erat faktörü”.

JİTEM kurucusu E. Albay Arif Doğan’ın Mehmet Ali Birand’la röportajını izledik. Açıkça faili meçhuller dahil “JİTEM uygulamalarının Genelkurmay’ın bilgisi dahilinde olduğunu ve halen JİTEM’in var olduğunu donmuş durumda beklediğini “ söylüyor.

BBP Başkanı Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopterinin düşmeden önce  F-16’larca taciz edildiği Bilirkişi raporlarında belirtildi.

2003’te rektörlerin “Ordu Göreve”  yürüyüşlerinde Hava Kuvvetlerinin uçaklarının uçuş yaptığı unutulmadı.

2007’de Cumhuriyet mitinglerinde askeri birliklerden servislerle insan taşındığını hepimiz biliyoruz.

Halen yargıda olan Balyoz darbe oyunu iddianamesi incelendiğinde senaryonun şöyle olduğu görülüyor . “İzmit ve Adapazarı’nda 50-60 kişinin öleceği irticai iki kalkışma başlayacak. Bu kalkışmadan hareketle bütün Türkiye’de operasyon yapmak gerekmektedir. Askerin halkın muhtemel tepkisinin bastırabilmesi ve mukavemetin oluşmaması için eşzamanlı Yunanistan’a savaş ilan edilecek. Gerekçe olarak da Ege hava sahası uçuşlarında Türk jetinin düşürülmesi gösterilecek. Böylece halka karşı ateş açmak zorunda kalacak erler itiraz edemeyecekler. Türk-Yunan savaşı gibi bir gerekçe herşeyi yaptırabilir.”

O tarihlerde İstanbul Üniversitesi rektörü Kemal Alemdaroğlu’nu durup duruken “Yunanistanla savaşalım 100 bin kişi feda olsun” sözünü söylemesini  hatırlayalım.

Allah bu millete ”Erat faktörü” nedeniyle  yardım etmiş ki kirli senaryolar uygulamaya geçememişti. Türk toplumunun sağduyusu da darbe planın başlatacak zemini oluşturmamıştı.

Bugün Ortadoğu halkı ve aydınları Gandi gibi  hareket etmeliler.

Bin Ali ve Hüsnü Mübarek’in elinde İhvanı Müslimin hareketine yönelik senaryolar mutlaka vardı, fakat direniş dini gerekçelerle başlamadığı için senaryolar işlemedi. Sivil ve şiddetsiz direnişlerle günümüzde diktatörlükler yıkabilirler bu anlayış unutmamalı.

Bu olaylar bir şey daha öğretti, İran ile 1979’da başlayan irtica paranoyası temelsizmiş. Direnişlerin arka planında “Özgürlük, refah ve onurlu yaşama talebi”  varmış.



 
SİPARİŞ VER

Kitaplarımızdan temin etmek isterseniz tıklayınız


ANKET
Lütfen
anketimizi oylayınız.


Hergün beş vakit namazımızı camide, bir imamın eşliğinde kılmaktayız. Acaba cami nedir ve imam kimdir?
Cami namaz kılma yeri ve İmam memurdur
Cami, imamın evi ve İmam sadece namazı kıldırandır
Cami, sivil toplum kurumu ve İmam STK önderidir.
Cami, bahçesiyle eğitim yuvası, İmam eğitimcidir.

ÇOK OKUNAN 5 YAZI
Yazı Hit
2001 YAYINLARI VE SALİH PARLAK 9011
SEBE' IRKI VE GEZEGENLERDEN SÜRGÜN 6165
FATİHA SURESİ 5846
KUR'AN HAKKINDA GENEL BİLGİLER 4943
BİR AKADEMİK MEAL - TEFSİR 3956

ZİYARETÇİ DEFTERİ
Deftere Yaz Defteri Oku
86 mesaj var.