Yeni kurananalitigi.com sitemizi ziyaret ettiniz mi?
12 Aralık 2018

 İletişim
 Özgeçmişim
 Kur'an Araştırmaları
 Basında 2001 Yayınları
 Meal-Tefsirimizin Ayrıcalıkları
 Bize Göre Tartışmalı Konular
 Kur'an'da Psikoloji
 Kur'an'da Ekoloji
 Kur'anda Kimya
 Siyasî İslam Önderleri
 Bir Sivil Toplum Örgütü: Tarikatler
 Kur'anda Belediyecilik
 Yâ. Sîn. Tefsiri ve Ashab-ı Karye
 Kur'anda Kelam
 İslam'da Nikah ve Kadın Hakları
 İslam'da Hılafet Merkezi
 KUTLU DOĞUM
 Erbakan Din Anlayışı
 İdeoloji ve Dinî Gelişim
 LAİKLİK VE İDEOLOJİ
 Münafık Vatandaş Kavramı
 KADER VE CİHAD
 Bu Görüşüme Katılır mısınız?
 FİZİK ve Teorik Fizikçiler
 KİTAP
 EVLİLİK-BOŞANMA
 TESETTÜR-ÇIPLAKLIK
 SPORUN SİYASİLİĞİ
 Şakî-Saîd Çatışması
 NİMET VE KARİZMA
 KISSALARIN ANLATTIĞI
 MİRAC VE IŞINLAMA
 RUH VE NEFS
 YARATILIŞ VE EVRİM
 ŞİRK VE TRAGEDYA
 ÖLÜMSÜZ KULLAR
 BÜYÜK PATLAYIŞ veya BİG BANG
 UZAY VE UZAYLILAR
 FATİHA SÛRESİ Tefsiri
 CUMU'A NAMAZI, tatil
 âidiyet ve din
 KUR'AN HAKKINDA GENEL BİLGİLER
 Rahmet ve Tasavvufî Bilgi
 HACC VE İSLAMÎ MEDYA
 ÇAĞ AÇAN İNSANLARIN YAŞAMI
 ZİNA VE GENELEV GERÇEĞİ
 Kitaplarımız
 Sık Sorulan Sorular
 Resim Galerisi

E-Posta
info@2001yayinlari.com
salihparlak@2001yayinlari.com


DUYURULAR

2. baskı Kur'an-ı Kerim Meal-Tefsiri'miz çıktı
1. Baskı Meal-Tefsirimizdeki bazı yeni ve yabancı kavramlar biraz fazla eleştirilmişti.

Meal-Tefsirimizin 2. Baskısında, özellikle bu alışılmamış kavramlar meal metninden çıkarılmıştır. Dipnot bölümünde değerlendirilmişlerdir.

Bazı ayet-i kerimelerin 1. baskıdaki tercümesi biraz karışık gözükmekteydi. farkedilen bu karışık anlamlar, 2. baskıda yeniden düzenlenmiştir.

1. baskıda uzun ve anlamsızlaşan cümleler farkedilmiş, yeniden değerlendirilmiş, parçalanarak akıcılık sağlanmıştır.

1. baskıda meallerdeki açıklayıcı ve anlamsız uzatmalara neden olan bazı sözcükler, 2. baskıda çıkartılarak meale daha kolay anlaşılırlık ve sadelik sağlanmıştır.


* * *

BİLGİ TOPLUMUNUN CUM'A TATİL KÜLTÜRÜ

Artık

BİLGİ TOPLUMUNUN CUM'A TATİL KÜLTÜRÜ

adlı kitabımız yayınlanmıştır.

Biz, bir toplum içinde yaşarız; öyleyse sosyal yaratığız ve sosyalleşmek zorundayız.

Biz, "Ümmet-i Muhammed" olmakla övünürüz; ama ümmet olabilmek ve toplum içinde sosyal bir organ olabilmek için bazı temel özellikleri yaşatmamız ve taşımamız gerektiğini unutmuşuz.

Resûlüllah'ın AS ümmetiyiz. Bu doğru! Amma Resûlüllah AS da beşer olarak fânîdir ve göçmüştür.

Her çağda o çağın insanı bir "Yaşayan Resûl" ve "Yaşayan İmam" aramalı ve bulmalıdır. O İmam'a kılavuzlanmak ve bir onunla âidiyet içinde olmak farz-ı ayndır.

Yaşayan İmam olmadan, ümmet olunmaz ki!

Resûlüllah SAV de beşerdir ve beşer olarak fânîdir ve dünyadan göçmüştür. Ümmetine "Kitap" ve "Sünnet"ini emanet etmiştir.

Her çağda, bu emâneti taşıyan, kılavuzluğunu yapan ve kendini Asr-ı Saâdet döneminde yaşatan "Büyük Adamlar" zincirinden bir zâtı seçmek ve ona tabi olmak ve o zâtı örnek almak ümmet olmanın ön koşuludur ve farzıdır.

Öyle bir zatı örnek almadan ve ona tabi olmadan ümmet olmak mümkün değildir.

İşte bu sosyalleşmeye, "cemâatleşme" denmektedir.

Bir cemâatin üyesi olmadan ümmet olmak nasıl düşünülebilir?
Allah CC, sosyalleşmemiz için üç büyük tatil anlayışını ve dinî ritüelini bizlere farz kılmıştır. a) Birincisi Cum'a Günü tatilidir. b) İkincisi mevsimlerin içine yayılmış "Haram Aylar"dır. c) Üçüncüsü de yıllık tatil olan "Hacc" mevsimidir.

İşte bu kitapta bu üç tatil gerçeğinin araştırılmasını bulacaksınız.

* * *

Nasıl Bir Kader Anlayışı
"BİLGİ TOPLUMUNUN KADER ANLAYIŞI"

adlı kitabımız yayınlanmıştır.

Bu kitapta, kader anlayışımıza yeni bir bakışla: "hayır-şerr Allahtandır" temel tanımlanması noktasından girilmiştir.

Kader anlayışı, sadece Müslümanlara özgü değildir. Her dinde ve her felsefî akımda, her millette, her dinde kader tartışması vardır.

Bizim kadere getirdiğimiz yenilik, konuyu güncelleştirmektir.

Kader gerçeğinin, modern devlet felsefesine eş değer bir konu olduğunu aşılamaktır.

Kader konusunu beyinlere, özellikle genç beyinlere öyle nakşedeceğiz ki Müslüman gençler veya İslamî düşünceyi sorgulayan gençler, anayasal siyasî devlet politikasını iyi-kötü değerler sistemi açısından irdelesin.

Kur'an mesajındaki iyi-kötü değer yargı düzenini öğrensin.

Devlet-Sivil Toplum Örgütlenmesi açısından İslam'ın da nasıl sivilleşeceğini, nasıl siyasallaşabileceğini, tartışılır duruma getirilebileceğini yalnız bu kitapta görmüş olsun.

Bu kitapta Kur'anın vitrini olan Fâtiha Sûresinde kaderin nasıl işlendiğini, hayır-şerr yargı düzeninin hidayet-dalâlet ikilisi biçiminde nasıl özetlendiğini bulacaksınız.

Bu kitapta; iyi sosyal düzeni de, kötü sosyal düzeni de kuran siyasî iradenin karizmatik halk kahramanını "Kurtuluş Savaşı"na taşıması için siyasî Müslüman'ın oylarıyla desteklemesi gerektiğini bulacaksınız.

Bu kitapta, ancak o siyasî tercih ile kaderde saîd veya şakî olduğu planlamasının dünya yaşamında kaza edileceğini bulacaksınız.

Evet bu kitapta, siyasî İslam'ın da kader olayıyla nasıl yakından ilgili olduğunu da, evet; bu kitabın ilerleyen sayfalarında görecek ve ilgiyle okuyacaksınız.

Kur'an-ı Kerimde bu bilgiler de var mıydı? diyeceksiniz ve hayranlığınızı gidereceksiniz.

Yine bu kitapta; Hz Ali-Muaviye çekişmelerinde, siyasî iradeyi, hayır-şerr sosyal düzeni için "Kurtuluş Savaşı" verme konusunda nasıl kullandıklarını bulacaksınız.

Bu kitapta, karşıt iki, iyi-kötü karizmatik halk kahramanı savaşında kader planlamasının nasıl kazaya dönüştüğünü göreceksiniz.

Yine bu kitapta, Şîa'nın "Oniki İmam Hareketi"nin kader konusunda ne anlam belirttiğini göreceksiniz. Hz Musa'nın, Hz Îsâ'nın ve Hz Muhammed'in "kendini ifade etme özgürlüğü" ve özel yetisi konusundaki karizmalarını da yeni bir anlayışta okuyacaksınız.

Yine bu kitapta, kaderi tartışmanın hangi yönden veya yönlerden yasaklandığını da göreceksiniz. Eğer kaderi tartışmak; kayıtsız şartsız yasak olsaydı, bugün her önüne gelenin kader konusunda neden kitap yazmakta olduklarının cevabını bulamayacaktınız.

Eski mezheplerin kaderi kendi siyasî yapılanmaları kapsamında ele aldıklarını, bugünkü siyasî yapılanmaya o eski mezhep görüşlerinin tam ışık tutmadığını, aynı görüşler hiç değiştirilmeden alındığında, zor anlaşılır veya hiç anlaşılmaz bir kader anlayışıyla karşı karşıya kalacağımızı ve bugünkü siyasî yapılanmalar ışığında yeniden gözden geçirmelerin gerekeceğini ve kadere iyi bir sosyal bilimci, iyi bir siyaset bilimcisi olmadan cevap verilemeyeceğini de bu kitapta anlayacaksınız. Saygılarımla.

"Bilgi Toplumunun Kader Anlayışı" adlı kitabımız yayınlanmıştır. Bu kitapta, kader anlayışımıza yeni bir bakışla: "hayır-şerr Allahtandır" temel tanımlanması noktasından girilmiştir. Kader anlayışı, sadece Müslümanlara özgü değildir. Her dinde ve her felsefî akımda, her millette, her dinde kade vardır. Bizim kadere getirdiğimiz yenilik, konuyu güncelleştirmektir. Modern devlet felsefesine eş değer bir konu olduğunu aşılamaktır. Kader konusunu beyinlere, özellikler genç beyinlere öyle nalşedeğiz ki Müslüman gençler veya İslamî düşünceyi sorgulayan gençler, anayasal siyasî devlet politikasını iyi-kötü değerler sistemi açısından irdelesin. Kur'an mesajındaki iyi-kötü değer yargı düzenini öğrensin. Devlet-Sivil Toplum Örgütlenmesi açısından İslam'ın da nasıl sivilleşeceğini, nasıl siyasallaşabileceğini, tartışılır duruma getirilebileceğini yalnız bu kitapta göreceksiniz.

Bu kitapta Kur'anın vitrini olan Fâtiha Sûresinde kaderin nasıl işlendiğini, siyasî İslam'ın da kader olayıyla nasıl yakından ilgili olduğunu da bu kitabın ilerleyen sayfalarında görecek ve ilgiyle okuyacaksınız. Kur'an-ı Kerimde bu bilgiler de var mıydı? diyeceksiniz ve hayranlığınızı gidereceksiniz.

Yine bu kitapta, kaderi tartışmanın hangi yönden veya yönlerden yasaklandığını da göreceksiniz. Eğer kaderi tartışmak; kayıtsız şartsız yasak olsaydı, bugün her önüne gelenin kader konusunda neden kitap yazmakta olduklarının cevabını bulamayacaktınız.

Eski mezheplerin kaderi kendi siyasî yapılanmaları kapsamında ele aldıklarını, bugünkü siyasî yapılanmaya o eski mezhep görüşlerinin tam ışık tutmadığını, aynı görüşler hiç değiştirilmeden alındığında, zor anlaşılır veya hiç anlaşılmaz bir kader anlayışıyla karşı karşıya kalacağımızı ve bugünkü siyasî yapılanmalar ışığında yeniden gözden geçirmelerin gerekeceğini ve kadere iyi bir sosyal bilimci, iyi bir siyaset bilimcisi olmadan cevap verilemeyeceğini de bu kitapta anlayacaksınız. Saygılarımla.

* * *



 
ZİYARETÇİ DEFTERİNE HOŞGELDİNİZ!
Uğur Aktaş

ugrkts@mynet.com

15.03.2005
Allah yâr ve yardımcınız olsun.Başarılar.

A.HAKKI

www.hakki_cilbir@mynet.com

15.03.2005
böyle bir site kurduğunuz için allah sizden razı olsun

mustafa sen

gul_yuzlum@mynet.com

16.03.2005
merhaba gercekten siteniz cok güzel olmuş ben sunu soylemek istiyorum eger bir chat sayfası olursa daha iyi olur diyorum insanlar seviyeli bir sohbet icin biliyorum mutlaka buraya gelir mesela dini sohbeler olabilir . sahsen kendimi soyleyeyım ben mutlaka buraya gelirim bu sitenin adınıda gazateden gordum. basarilarınızın devamı dileiyle ...

Mustafa SAKA

mustafa_saka@mynet.com

16.03.2005
Siteyi inceleme fırsatı bulduğum için teşekkür ederim...

Bir ilahiyat mezunuyum ve öğretmenim..Kur'anî kavramlara farklı bir bakış açısı ve yorum getirilmesi oldukça güzel olmuş...

Ve gerçekten güzel hizmetlerin yapıbaliceği bir sitenin olduğuna inanıyorum...

Ancak açıklamalar yapılırken cümlelerin daha yalın kullanılması, anlaşılması için güzel olsa gerek.

Mesela Hamd kavramı açıklanırken, hüküm kavramı açıklanırken, Kuran Kavramının diğer Kur'an ayetlerindeki ortamıyla tefsir edildiğini görmekteyiz.

Yalnız mesela cümle ortasındaki Yunus 3. de görüldüğü gibi yerine

Yunus suresi 3. ayette veya

Yunus üçüncü ayete şeklinde verilebilir

Bunun yanısıra ilgili ayet de açık olarak verilebilir...İmla hataları konusunda daha titiz olması gerekebilir...

Yinede hızlı yazı yazan biri olarak üzerime düşen bir görev varsa yerine getirebilirim...

Selametle...


A.HAKKI

cilbiroglu6@hotmail.com

16.03.2005
sitenize bugün tekrara girdim ve her girişimde farklı duygular hissediyorum.allah sizden razı lsun allah bahtınızı açık etsin

Selman Gezici

gezici@gmx.com.tr

18.04.2005
Sayın Hocam,

Beni tanımazsınız fakat benim ablam (Hanife (Gezici) Saklı) Samsun İ.H.L.'nden sizin talebenizdi ve sizden bana çok bahsetmişti. Bu yayınevinin adresi bizim mahallede görünüyor. Galiba size çok yakınız. Görüşmeyi çok isterim. Selamlar...


musa altun

alger66@mynet.com

28.04.2005
selamün aleyküm sevgili hocam benim desteğim size fikirlerinize katılmak bizler vesilesi ile islama hizmetinizde maneviyatınızı kuvvetlendirmek ve bilgi dağarcıklarınızı anlayabileceklere anlayanlar içerisinde yeni zeka penceresi açılıcak olanlara eserlerinizi okuyarak destek ve imamımızı bulmamıza katkılarınızı,bulamasakta o yolda cihada hicrete kavuşmamıza mustazaflıktan kurtulmaya,salt mütedeyyinlikten kurtulmaya,yardımcı olmanız Allah razı olsun Allahı yazmanın sınırı varmı ki sizin bir damlacık mürekkebiniz hak yolunda çabanız bir misli daha versek bitiremezsiniz dediği Allahı anlamanın kuranı anlamanın yanında faydası en azından beni saatlerce spor proğramına bakarak yerine getiremeyeceğim katlettiğim vakitleri anlamama yol verirken sorusu cehennemde sorulacak olan hicretsizliğimizi pekiştiren açıklamalarınız,şimdiye kadar neden oy kullanmadığıma camide değilde oradaki insanlarla kılınan namazlardan neden tat alamadığımı neden yıllarca cumada gerçek cem olamadığımın ve cumayı değilde sadece cem olmayı anlamadıklarını alelacele dağılarak geride bırakılan acuzler katılmayışımın cevabını yine bulur gibi olmam size destek ise işte ben inşaallah buradayım.şimdilik Allaha emanet olun hocam selamün aleyküm

musa altun

alger66@mynet.com

13.05.2005
Selamun aleykum muhterem kardeşim yalnız Allaha iman Allah aşkına yapma yaaaaaa eğer net cevap bulursan bizede ulaştır.yoksa mazaAllah

m.altun

alger66@mynet.com

26.05.2005
hocam Allaha şükür 8 aylık bir zamanda meal ve tefsirinizi anlamaya çalışarak araştırarak tartışarak okuyarak bugün tamamladım.Eseri okumayı tabiki herkese tavsiye ediyorum.eserinizi okuyanlar olarak inşaallah bir platform oluşturup daha ilerilere yol alırız.eserin tamamını okuyarak bizi gerekli yerlere ulaştıracağı kesindir.arada bir lazım olan yerlere bakmak bizi islami bütünlüğe anlayışa faydalanmamıza katkı sağlayacagğı kanatinde değilim.tekrar elinize dilinizi sağlık derim.Net anladığım en önemli konunun cematleşmek,sorunların üstesinden biliçli birlikteliğin olduğunu net olarak kavradım.daha detaylı anlamamız gereken konu ve eleştirilerimi kendi çapımda zamanla sorular bölümünde aktaracak ve sual edeceğim.Allaha emanet olun

.......

..........

27.05.2005
BÜTÜN MÜSLÜMAN KARDEŞLERE MERHABA

ARKADAŞLAR

HOCAMIZIN ESERİNİ OKUYORUZDUR İNŞAALLAH

OKUDUKÇA SORULARINIZI ELEŞTİRİ VE TAVSİYELERİNİZİ İLME DİNE KATKI ANLAMINDA BİR ELİN NESİ VAR İKİ ELİN SESİ VAR BABINDA BİRLİKTEN KUVVET DOĞAR ANLAMINDA YAPICI ÖĞRENİCİ VE ÖĞRETİCİ ANLAMINDA KATKILARINIZI BEKLİYORUZ ALLAHA EMANET OLUN


Orhan Yazıcı

oryazici@hotmail.com

08.09.2005
bilgi toplumunun kader anlayı ve kuar meeali ve tefsiri adlı eserletrinizi zevkle okudum.değişen toplumda ihtiyaca cevap verecek bir eser diyebilirim.ama tümünü anlamayaa bilgiletrim yetrli olmadını anlafdım.yinede çok şey kattı bilgi dağarcıma sağolun selam ve saygılar

Orhan Yazıcı

oryazici@hotmail.com

09.09.2005
sayın hocam ben kimim ki sizi kritize edyim alimin dilinden alim mürşidin dilinden mürşit anlar.ancak müsadeniz olursa bir şeyi tenkit edyim çok uzun cümleler kurmuşsunuz baından okumaya başladğımda sonuna doğru baş taak.n. unutuyorum.birde dil bana çok yeni ama anlaılır 2.3 kere okumak gerekiyor.avamın anlaması çok zor .bu devir için meal ve tefsir çok güzel geçmişin veya başkadsının kopyası deyil genel kritikden sonra inşallah özelede geleceğim.kusura bakmazsın inşazllah


Orhan Yazıcı

oryazici.hotmail.com

29.09.2005
halamınoğlu yazilarını büyük bir zevkle okuyorum okudukca hayretim artıyor bu zamanın en iyi açıklamalarını olması gerekenleri söylüyorsun .düşünem beyinler için çok değerli yazılar var sağ olasın sana yaranmak gibi bir niyetim yok .aslında kırgınlığım var ama gerçek her zaman gerçektir.


Ali Rıza Gül

alirizagul@hotmail.com

16.10.2005
Degerli Hocam, selam ve saygilarimi sunarim. Insallah iyisinizdir. Size uzun

zamandir herhangi bir sey yazamadim. Bu bizim ihmalkarligimiz. Küçük

mesguliyetlerimizi çogu zaman maalesef iletisimimizin önüne geçiriyoruz.

Birçok insanla iliskilerimde hep ayni ihmalkarlik karsima çikiyor.

Hocam, uzun zaman önce yazdiginiz bir mesajinizda mealinizi gözden

geçireceginizi söylüyorsunuz. Gayretinizden dolayi sizi tebrik ederim.

Insallah basariniz daim olur. Ayrica, "Kader Anlayisi" isimli çalismanizi

görüp görmedigimi soruyorsunuz. Maalesef görmedim. Kader konusu birkaç yil

sonra yapmayi düsündügüm çalismalardan. Su siralar "Kur'an'in Tanri Söylemi"

baslikli bir kitap çalismasiyla mesgulüm. Insallah onu dualarinizla

basariyla tamamlarim. Bundan baska yapmayi planladigim birkaç arastirma daha

var. Ondan sonra kader konusun ele alacagim. Tabii, yazilanlar disinda

birsey söyleyeceksem. Bu bakimdan sizin kitabinizi elde etmek isterim. Biz

genellikle internet araciligiyla kitap satin aliyoruz. Hem ucuz, hem de

istedigimiz her seyi elde etme açisindan daha elverisli oluyor. Ancak sadece

bir-iki kitap için siparis vermiyoruz. Eger yayinevinizin www.kitapyurdu.com

ile irtibati varsa, kitabinizi oradan temin edebilirim.

Sevgili Hocam, ben haftada bir-iki defa internetteki mesajlarima

bakabiliyorum. Eger cevaplarimda bir gecikme olursa, lütfen bunu baska türlü

degerlendirmeyin, simdiden affimi istirham ederim. Tekrar selam ve

saygilarimi sunar, Ramazaninizi tebrik ederim. Bu arada 14.11.05 tarihinde

girecegim doçentlik sözlü sinavim içinde dualarinizi ve manevi

desteklerinizi bekliyorum.

Ali Riza GÜL


Ömer Çelebi

iyisaatteolsunlar@hotmail.com

27.10.2005
esenle,hu. web ortamında görebilmek ne iyi bu sadayı, hiç de fena bir site olmamış; emek verenlere minnet olsun. liyakatli okuyucu ve öğrenciler olmadığımızı ikrar etmek malumun ifşası olacaktır Salih Hocamızın çaba ve emeği ile üretimi karşısında. ben de ziyaretçilerinden olduğum zahir olsun ve sayfanın sempatizanı olduğum bilinsin için bir kayıt bırakmak istedim buraya. barekellah demek gerek ortada olan salih amel için.hu

Ali İhsan Çelebi

aicelebi1@hotmail.com

01.11.2005
Salih hocamızın talebesiyim. Kendisine her zaman saygı duymuşumdur. Çalışmalarını daima takip etmeye çalıştım. Sanal alemdeki hizmetleri bizleri daha da mutlu etmiştir. Okuyucuya böyle güzel bir imkan sunduğu için Hocamızı kutluyor ve kendisine Yüce Allah'tan uzun ömürler ve muvaffakiyetler diliyorum.

Musa Altun

10.11.2005
merhaba hocam,sorularımdan veya tenkit ve eleştirilerimden anlaşılmayanlar veya okuyuculardan yanlış anlamaya veya fitneye sebeb olacak olduğuna kanaat getirdikleriniz varsa siteden silebilirsiniz.Ne bileyim bunları yazarken yanlış ve fitneye sebeb olmayım diye aklıma geldide.Selamlar.


muzaffer batmaca

studyoalara@hotmail.com

08.12.2005
kardeşlerimizle yanlış ve doğrulara bir yön vermek için yapılacak shat veya messenger adreslerinin faydalı olacağına inanıyorum.çalışmalarınız içiç ALLAH hepinizden razı olsun.ALLAH yar ve yardımcınız olsun.

esad cihad ARTAN

esadcihad@hotmail.com

09.01.2006
hocam sizi çok özledim.ben hamza abinin eski elemanı derviş cihad.bayramınızı en içten duygularımla kutlar ellerinizden öperim.Rabbim gayretinizi ve bizim gayretimizi arttırsın


Mukadder Arif YÜKSEL

mukadderyuksel@hotmail.com

19.02.2006
Saygı Değer Hocam,

İlmi faaliyetlerini bu şekilde kamu yararına sunmanız şanınıza layık bir teşebbüs olmuş Yararlı olmasını dilerim.


orhan gazi cerrah oğlu

bozkurt_61_orhan@hotmail.com

01.05.2006
merhaba gercekten siteniz cok güzel olmuş ben sunu soylemek istiyorum eger bir chat sayfası olursa daha iyi olur diyorum insanlar seviyeli bir sohbet icin biliyorum mutlaka buraya gelir mesela dini sohbeler olabilir . sahsen kendimi soyleyeyım ben mutlaka buraya gelirim

enver çoban

silver.stone@hotmail.com

08.05.2006
selamün aleyküm hocam,site adresinizi arkadaşım isa aydından aldım, çok beğendim, allah başarılarınızın devamını getirmenize yardım etsin. ben samsun ihl den öğrencinizim.96 mezunuyum. 7-c sınıfından.inşallah istanbula geldiğimde ziyaretinize geleceğim.allaha emanet olun hocam, allah uzun ömürler versin, toplumumuzun sizin gib değerli hocalarımıza herzaman ihtiyacı var. selamün aleyküm

mümin yıldıztaş

m.yildiztas@mynet.com

09.05.2006
sa.

hocam hürmet ederim. özel fm'deki konuşmanızı dinleme imkanım olmadı. bu konuşmanın bandını siteye koyma imkanı yok mu? saygılarımla,


isa aydın

beyyine98@hotmail

11.05.2006
hocam anket sorusu nezamn değişecek?

ankette birden fazla soru olsa olmaz mı?

86 samsun ihl (7/c) mezunlarından ulaşabildiğimiz herkesi buraya getirelim inşaallah.

diğer mezun olan arkadaşlar da aynı şekilde yaparsa çok güzel şeyler olur diye düşünüyorum.


vakkas DÖNDER

vdonder@hotmail.com

18.05.2006
Sayın hocam; kıymetli dostlarımın aracılığıyla sizlerin sitesini bulmam bana büyük bir mutluluk verdi. Hep merak ederdim Salih Parlak hocam kitaplarını ne zaman çıkaracak diye, inşallah kitaplarınızın tüm serisini almaya gayret edeceğim. Böyle bir siteyi oluşturduğunuz içinde ALLAH sizden razı olsun. Saygılar...

Samsun İHL Mezunu arkadaşlara burdan selamlar...


gülsüm helvacı

gulneda@mynet.com

05.07.2006
sevgili dayım siteni okuyorum ve begeniyorum yeni kitabını okumadım inş istiyorum görüşemedik başarılar fi emanillah gülsüm


ahmet ekinci

ahmet-e-ahiskali@hotmail.com

17.07.2006
hocam nasılsınız sizden bekleneni yapmışsınız ALLAH CC razı olsun İNŞAALLAH bazı beyinlerde boş kalan inanç merkezlerinin dolmasına ve insanların inançsız ve imansız gitmekten kurtulmalarına yardımcı olursunuz başarılarınızın devamını dilerim ellerinizden öperim

A. İhsan ÇELEBİ

celebiali55@hotmail.com

12.03.2007
Hocamız arapça dersimize gelmişti. Kendisinden istifade ettik. Arapçayı bize sevdirmişti.

Tefsir dersimize gelmediği için daima üzülürdüm. Bu çalışmalarıyla hocamızla birlikte oluyor,Yazılarını keyfle okuyorum.

Allah ondaki azmi artırsın. Bize de O'na layık talebe olmayı nasip etsin.


Hüseyin YILMAZ

05446836640

13.08.2007
HOCAM SELAMÜ ALEYKÜM BEN İSTANBULA GELDİM SITENİZ HAYIRLI OLSUN SİZİ ÖZLEDİK AKŞEMSETTİN ESKİ İMAMİ HOCAM İST. İSEN ZİYARET ETCEM ELLERİNDEN ÖPERİM ALLAHA EMANET OL CİHANGİR BEYE SELAMLAR İYİ AKŞAMLAR HOCAM

elvan

eayanoglu@igdas.com.tr

28.08.2007
hocam ben eski bir öğrencinizim dualarım sizinle her zaman.

bi soru sormak istiyorum.

şu an ki şartlarda miras hukuku kadın için ne şekilde uygulanır?

herkes farklı şeyler söylüyor.kafam karıştı.Sizin görüşünüzü öğrenebilirmiyim?

Allah'a emanet olun.


ayşe sürücü

kenzulenvar@hotmail.com

11.09.2007
selamün aleyküm hocam ben üsküdar üsküdar ihl 98 mezunlarından dershane 27 den ayşe sürücü sizi bulduğuma çok sevindim allah çalışmalarınızda başarılar nasip etsin.hayırlı uzun ömürler versin.o zaman anlattıklarınız şimdi daha iyi anlıyorum.ALLAHA emanet olun!

Musa altun

hodaroglu@hotmail.com

11.10.2007
Ramazan-ı şerif bayramınız mübarek olsun Allaha emanet olunuz

ömer aslan

ömer12345@hotmail.com

16.10.2007
ben ömer nasılsın iyimisin

hasan cerrhoglu

gunesarali_61@hotmail.com

04.11.2007
cok mükemmel birsite olmuş am chat sayfası kuyulsa cok daha güzel olur

dilek dinçay

OGZEDILEK@hotmail.com

06.11.2007
BU SİTE GÜZEL BİR SİTE AMA İSTEDİĞİM SONUCA ULAŞAMADIM BUNUN İÇİN ÜZGÜNÜM

ayşe sürücü

16.11.2007
hocam selamün aleyküm mesajınızı aldım yeni aldım bilgisayar bozuktu teşekkür ederim. inşallah okuyacağım yazılarınızı . allah muvaffak etsin dualarda unutmayın biz unutmuyoruz


56

liseli_veysel_33_56@hotmail.com

26.11.2007
çok güzel 1 site

EGEHABER.NET

HABER@EGEHABER.NET

15.12.2007
ÇALIŞMALARINIZDA BAŞARILAR DİLERİZ. WWW.EGEHABER.NET MUTLAKA ZİYARET EDİNİZ. DOST LİNKLERİNİZ ARASINDA YERALMAKTAN MUTLULUK DUYARIZ.

fatih bayar

fatih_bayar_06@hotmail.com

15.12.2007
ya kuranda biyolojık yasaya örnek olan 10 ayet arıyorum ama bulamıyorum bulan warsa bana msnden haber werebilirmi ??????? acil lazım

fatih bayar

fatih_bayar_06@hotmail.com

15.12.2007
s.a hocam ben fatih din hocasının werdiği bir ödev warda bulamıyorum acaba yardım edebilirmisiniz ödev

''kuranda biyolojik yasaya örnek 10 ayet anlam we açıklamaları lütfen hocam yardıım edinnn


fatih bayar

fatih_bayar_06@hotmail.com

17.12.2007
yyaaaa kaç gndr soruma cvp bekliom kimse yokmu burda yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa

HAKAN ÇİFTÇİMAN

ciftci@mynet.com

09.04.2008
sayın hocam

üsküdar imamhatipten öğrencinizim.

İnternet sayfanız çok güzel olmuş kitaplarınız güzel başarılarınızın devamını dilerim.Allah yardımcınız olsun


ayşe sürücü

hayal_meyyal@hotmail.com

10.04.2008
hocam bu benim yeni adresim yazılarınızı okuyorum 1-2yorum ekledim.başarılar

ayşe sürücü

hayal_meyyal

10.04.2008
hsize birkaç soru sordumh hocam cevabınızı bekliyorumüsküdar ihl den ayşe sürücü

ayşe sürücü

hayal_meyyal@hotmail.com

11.04.2008
selamün aleyküm hocam bi ayete baktım o allah yeri ve göğü yoktan var etmiştir diyor.enam 101 .ayeti kerimede bununla anlatmak istenen nedir.sizin dediğiniz vardan var etma allahü teala hz lerinni herşeyi ilminde ezeli ilminde mi var etmesiydi yani mebde -i teayyün olan ezelii ilminde var edip sonradan ona kendi varlık sıfatını giydirmesimidir.bir marangoz ilk önce yapacağı eseri ilminde var eder sonra da ortaya çıkarır mevcut olan malzemeyle allahü teala da bizi önce var edip

sonra da yani ilminde var edip kendi varlık sıfatını yansıttı mı deke istiyosunuz


ayşe sürücü

hayal_meyyal@hotmail.com

11.04.2008
selamün aleyküm hocam bi ayete baktım o allah yeri ve göğü yoktan var etmiştir diyor.enam 101 .ayeti kerimede bununla anlatmak istenen nedir.sizin dediğiniz vardan var etma allahü teala hz lerinni herşeyi ilminde ezeli ilminde mi var etmesiydi yani mebde -i teayyün olan ezelii ilminde var edip sonradan ona kendi varlık sıfatını giydirmesimidir.bir marangoz ilk önce yapacağı eseri ilminde var eder sonra da ortaya çıkarır mevcut olan malzemeyle allahü teala da bizi önce var edip

sonra da yani ilminde var edip kendi varlık sıfatını yansıttı mı deke istiyosunuz


A. İhsan ÇELEBİ

celebiali55@hotmail.com

17.09.2008
s.a. sy Hocam,

Yeni Meal Tefsirinizi henüz edinemedim. İnşallah istifade edebilmek için alıp inceleyeceğim. Sizlere bu üstün gayretinizden dolayı teşekkür eder, Yüce Allah (c.c.)'den; sihhat, gayret, başarı ve uzun ömürler dilerim.


Prof.Dr.Mustafa Aksoy

44.aksoy@gmail.com

23.10.2008
22.10.2008 tarihinde Ü tv deki konuşmalarınızı dinledim. Gönderdiğim yazıyı size bildirdilermi bilemiyorum. Yazımda belirttiğim gibi, size katılıyorum. Sizi anlamayan insanların tek çıkmaz noktaları, zaman ve maddeye takılıp kalmalarıdır. Saygılarımla.

erdem aygün

e1990_erdem_1907@hotmail.com

27.10.2008
aleviler namaz kılmaz aleviler oruc tutmazmıs neden tüm sünniler bunu böyle biliyo ne olur bana bir acıklama yapın

musa altun

hodaroglu@hotmail.com

03.11.2008
Selamün aleyküm sevgili hocam

Şükür Allaha ki mealin yenilenmiş haliyle tamamlandığını bildirmeniz beni sevindirdi.En kısa zaman da elime geçer inşaallah.Birinci yayınlanan eserinizi okuduğumu ve yeni dünya ile v yeni nesillerle çok güzel iletişim kurulacağını en iyi bir şekilde anlamış idim.İnşaallah yenilenmiş haliyle gençlerimiz okurda yeni ve tutarlı bir zeka pencerelerinin açılmasını sağlarlar ve teknoloji çağının gerçeklerini ve uçuk moda uydurmalarını anlayarak özlerine yönelişte olurlar umuduyla;yeni çalışmanızın ümmeti Muıhammede hayırlar ve beraberlikler getirmesini temenni ederim yüce Allahtan.Herkese Allahın selametini dilerim.


fulya ayse yıdızhan

ayse_şeffaf_20@hotmail.com

11.11.2008
selamın aleykümkader alın yazısı diolar sizce söyleninlere göre kadere inanmak yanlışmıdır doğru mu ben kadere gerektiğinde inanıyorum sitenizi çok seviyorum hayırlı uğurlu olur inşallah hoşçakalın salıcakla kalın

musa altun

hodaroglu@hotmail.com

15.11.2008
selamün aleyküm

sevgili hocam taaaaaaaaaaa kırıkkalelere gelerek bizleri aydınlattığınız için Allah razı olsun.Allah emeğinizi zai etmesin anlayışınızı artırsın.Allaha emanet olun teheccüd namazlarınızda dualarınıza bizleride alın inşaallah.


ayşe sürücü

havayikelebek@hotmail.com

17.11.2008
selamün aleyküm hocam ben size mana alemi ilgili bişey soracak tım rüyada selmanı farisi hz ,ni görmek ve onunu türbeesinde dua etmek ne anlama gelebiilri eğe r değerli vaktinizji cevaplamak içn ayırırsanız minnettar kalacağım size allah cc ne emanet olun sağlınıza duacıyım

hüseyin kayhan

talhakayhan@hotmail.com

04.01.2009
DEĞERLİ HANİF MÜSLÜMANLAR

ALLAH ODAKLI VE KURAN MERKEZLİ İMAN EDENLER…

RESULLERİN TAKİPÇİLERİ

Hanif Müslümanlığı yaşamımızın özü ve temeli haline getirme yolculuğumuzda, her daim birbirimiz ile güzellikleri paylaştık.

Birbirimizden ne kadar uzak olsak ta, fazlası ile yakınlaştık.

Aramızdaki kilometreler ve mesafeler, gönüllerimizin aynı SÖZ ile şahlanmasını engelleyemedi.

İnandığımız gerçeklerin üzerimize yüklediği sorumluluklardan hiçbir zaman kaçmadık. Her daim üzerine gittik. Yürüdük…

Bildik ki, varlığımız Rahmanın dilemesi ile vücud buldu. O’nun dilediği çizgiden yürümek, doğrudan şaşmamak adına vahye sarılmak tı davamız.

İşte bu gerçekliğin gölgesine, varlığımızı bütün kılmak adına BİR ARAYA geliyoruz…

Tüm Hanif Müslümanları, Kuran Erlerini, Kuran Davetçilerini bu Birlikteliğe bekliyoruz….

Kuran Eri olmak, Gerçeğin izinden asla korkmadan ve çekinmeden yürümektir.

Alemlerin Rabbi olan Allah, bu hayırlı birlikteliği daim etsin inşaAllah.

GELENEKSEL AKIL ve KURAN SEMPOZYUMU ‘’BÜYÜK BULUŞMA’’

ORGANİZASYONUNA, TÜM KURAN ERLERİ DAVETLİDİR…


hüseyin kayhan

talhakayhan@hotmail.com

04.01.2009
HOCAM sizi çok seviyorum nasılsınız iyimisiniz ben hüseyin

aleyküm selam

yazan_hüseyin kayhan


hüseyin kayhan

talhakayhan@hotmail.com

04.01.2009
inşaallah bende sizin talebeniz olurum ammmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmiiiiiiiiiiiiinnnnnnnnnnn


hüseyin kayhan

talhakayhan@hotmail.com

04.01.2009
allahım

sen

filistine yardımlar et!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!aamiiinnnnnnn!!!!!!!!!!!!!!!!!1111!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!


MUHAMMET tiryakioğlu

m.u.h.a.m.m.e.t@hotmail.com

13.01.2009
13.01.2009

(SAYIN SALİH PARLAK)

Size katılıyorum ammasizin tefsirleriniz onlar pek hoşuma gitmiyor o yüzden dini güzel örenmek ve! dine yaklaşık yanlış tefsir verilmemelidir.

Sayidende ama iyi bir (haocasınız) size inanıyorum sizin sohbetlerinizi! dinliyorum amma' sizin yaptığınız yani?! yanlış tef'sirler yanlış '' amma

sizi kırmak istemiyorum (SİZİN YAPTIĞINIZ YANİ ! SİZİN SOHBETLERİNİZE KATİLMAK İSTİYORUM AMMA''')nasip olmuyor tefriniz,grubunuz,terniyeniz iyi! o yüzden lütfen kur-

anın anlamını yani!!!!!!tefsirleri yanlış yazmayın (ALLAH) (CELLE CELELÜHÜ!!!BUYURUYOR) TEFSİRE VE ALLAHIN VERDİĞİ KURANI >KERİMİ yanlış olarak hitab!!!!! etmeyin

demekle SON!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

AMİN?!

YAZAN=AD=MUHAMMET

SOYAD=TİRYAKİOĞLU

SAYGILARIMLA!!!!!!!!!!!


musa altun

hodaroglu@hotmail.com

14.01.2009
selamün aleyküm sayın tiryakioğlu.hem katılıyorsun hem yanlış diyorsun,anlayamadım.Yanlış olanları yazsanız veya sorular bölümünden sorsanızda bizde yanlış veya doğruyu öğrenmeye çalışsak nasıl olur acaba.

Yalnış olanların doğrusunu diğer tefsirlere göre mi diyorsunuz?Yoksa sizde mi tefsir çalışması yapıyorsunuz?

Bunları yazarken hocayı savunmak adına değil,muallak olan ifadenize göre soruyorum.

Merak ettiklerinizi veya katılmadıklarınızı yazarsanız bizlerde müstefiid oluruz.

Allaha emanet olunuz.Saygılarımla


ŞEMSETTİN BAYRAM

anadolu.7@windowslive.com

19.03.2009
Sitenize yazdığım yorumda adresimi edebiyat61@hotmail.com maalesef başkalarının eline geçmiştir.Söz konusu adresten gelen hiçbir şeye itibar etmeyiniz.

saygılarımla


yuşa yusuf yazıcı

kosu_yusa13@hotmail.com

22.08.2009
hocam sitenizi çok beğendim.Bende site açmayla uğraşıorum.s.a

meryem yalçınkaya

meryem-_ykaya@hotmail.com

30.07.2010
hocam selamün aleyküm ben de geçmiş yıllardaki öğrencilerinizden...

allah yardımcınız olsun.


musa altun

07.10.2010
selamün aleyküm

Umarım Allahtan afiyettesindir sevgili ve muhterem hocam.

Bizi unutmayan Allah sizi bana unutturmuyor,kalbi ferahlığınız devam etsin bu mealde.Umarım ki ALLAH bizi,kendisini unutmayanları O'da daha hayırlılarına ulaştırır.

Sizden sizi yeni çağın,bilim çağının diliyle meal tefsir nimetiyle nimetlendiren ve akıl, sıhhat veren,kendini unutmayanı,unutanı asla unutmayanın size yüklediği görevleri yerine getirmeye çalışan bir nefis olarak;anlaşılmaya,anlamaya dönük ilmi,irfani,vehbi çalışmalarınızın penceresinin kanatlarını tümden kaldırarak,kapatmaya ve kapatılmaya meyil vermemek adına her hai nasip eden adına siz hep sözlerimiz ve göz attıklarımızın arasında,simurg cemaatimizin tartışmalarında anlam katan veya katmadığını ifade eden ve malumunuz kabul görmeyen ifadelerde ye bulmaktasınz.

Beklenti;

sizden ilmi kariyerinizi sıhhatinizin elverdiği imkanlar dahilinde;el üfelemeden,çanta taşımadan,uhudda gelen okun önüne baş uzatan gibi,ablukada karınlarına taş bağlayanlar gibi,babasını,anasını,evladını,canını feda edenler gibi onları sarfı nazar etme yolunda ilminizin sahibinin öngördüğü:çalışmalarınıza koyduğunuz isim gereği tapunuzu alın ve artık dikenlerle yolları kapatılan,taşlananlar gibi teknolojik görüntülerde yerinizi aldıracak çalışmanıza koyduğunuz ismin gereği lan TAPU yu almaya kalkışma zamanı artık,

derken çalışmalarınızda kullandığınız dile yakın olabilecek şekilde tavsiyenin bize düşmesini nasip eden adına......

ve İSTEK:

kullanılan kelime ve kavramların (uçuk simurg cemaatince bile ifadelendirmekte meşakkat çekilen)lügatçe bir çalışma eserini ortaya koymanız arzusundayız.

Dua:hiç değişmeyene değişen genişleyen,yazmakla bitmeyecek olanı anlamaya yönelik yönelişler nasip edenedir.


yAŞAR hACİOĞLU

y

07.01.2011
değerli hocam.

tabiiki sizin meal tefsiriniz hakkında bazı olumlu veya olumsuz tepkiler oldu. ben en çok eleştirilen konuyu sizinle paylaşayım. Şöyle ki:

meal tefsirin dilinin . yanı anlaşılırlığının çok karmaşık olduğu izlenimini algıladım. okuyan ve eline alan kişilerde daha sade bir dil kullanılsaydı eleştirisi oldu. insanlar şunu istiyor. bir ilkokul mezununun bile bir kitabı eline alıp okuduğu zaman ne demek istediğini anlaması lazım. ha ben sadece belli bir dini tahsil almış kişilere hitap ediyorum diyorsanız o zaman çok haklısınız. ama takdir edersiniz ki, salih PARLAK hocayı herkes karşısında bulup, hocam şurada ne demek istediniz, veya burayı biraz daha açarmısınız deme şansına sahip değiller. yanlış anlaşıldıysam özür dilerim. yani herkesime hitap etmek ggereğinin altını çizmek istedim. siz büyük bir alimsiniz. bu her seviyeye hitap edebilme sözümdeki gayeyi anlarsınız mutlaka. ama yine de her konuda size yardım etmeye hazırım. selam ve sevgilerle....

06 Ocak 2011 04:46 tarihinde SALİH PARLAK yazdı:

Sevgili Yaşar Hoca Kardeşim,

Ben unutulup unutulmamayı kitaplarım üzerinden ele alırım. Siz de hasbelkader elinizi taşın altına soktunuz. Sağolun birkaç dosta tavsiyede bulundunuz. Acaba ne kadar içlerine sindirebildiler. Bizim www.2001yayinlari.com web sitemiz kaç kere tıklandı ve ziyaret edildi.

Yani etki-tepki nasıl çalıştı. Sizlere intikal eden bir sorgulama var mı? Biz bunları araştırıyoruz. Yani ortalığı bizim adımıza bir karıştırırsan, kişilerin ne tepki gösterdiğini sorgular, uyuyan gönülleri hafif bir meltemle azıcık uyandırırsan, serpintisini bize de gönderirsen o zaman unutulmamış oluruz.

Yeni çalışmamız olacak. İki yıldır üzerindeyim. Çok güzel olacağına inanıyorum. Denilmeyen çok şeyleri söylüyor ve dillendirmeye çalışıyoruz. Bu ölü gönülleri uyandırmak için çok çok çalışıyoruz. O gönülleri beraber uyandıracağız.

Selam ve saygılarımla…

From: Yaşar Hacıoğlu [mailto:y.hacioglu41@gmail.com]

Sent: Wednesday, January 05, 2011 3:33 PM

To: SALİH PARLAK

Subject: Re: görüşelim

selamün aleyküm

yok hocam ne unutması olurmu öyle şey. telaştandır. tahsin hocaya hep sorarım sizi. selamlar , saygılar...allah unutturmasın...

04 Ocak 2011 19:46 tarihinde SALİH PARLAK yazdı:

Yaşar Hoca, tamamen unutulduk. Siz mi ara verdiniz, yoksa ben mi sesinizi duyamıyorum. Selam ve saygılar…


orhan yazıcı

orya@hotmail.com

04.12.2011
halamaoğlu

Harun Güneş

harungüneş@hotmail.com

10.12.2011
Harun GüneşSalih Parlak

Hayatımda tanıdığım insan mimarı v.e zaviyesi ve penceresi asrın zeka tutulmalarına yeni ufuklar açacak kadar engin bir birikimin sahibi bir okadaar da sahip olduğu değerleri inanç dünyasına aksettiren bir şahsiyyet ellerinden öptüğüm yüce insan size talebe olmaya devam etmek istiyorum gölgenizde bu kemtere de yer vardır inşaallah ömrünüz bereketli sağlık ve sıhhatiniz daim olsun sizi Rabbıma emanet ediyorum. İyi ki varsınız ve sizin gibi mümtaz bir şahsiyeti Allahım inananlara ve hidayete aç nesillere bağışlasın Allaha emanet olunuz

Beğen · · Gönderiyi Takip Etmeyi Bırak · Arkadaşlıklarını Gör · 3 saat önce

Salih Parlak Allah razi olsun, Harun Kardeşim. Ama biraz fazla değil mi! Selamlar..


Şevket Savaş

şevket savaş@hotmail.com

19.12.2011
ket Savas

22 saat önceSevket Savas

Saygıdeğer Büyüğümüz.En derin kalbi muhabbetlerimi sunuyor ellerinden öpüyorum.Bize yakmış olduğunuz tefsir ışığı yolumuzu aydınlatmakta.Bugün CERN'deki -tanrı parçacığını-anlayabiliyorsak,nano teknolojiyi özümseyebiliyorsak tüm bunlar sizin aydın ve münevver şahsiyetinizin bize bahşettiği paha biçilmeyen bilgilerin ışığındandır.Önünüzde saygıyla eğiliyorum.

1978 Samsun İİmam-Hatip ve 1983 Erzurum Atatürk Üniversitesi Edeb.Fak.Fransız Dili ve Edeb. mezunu öğrenciniz Ordu-Akkuş'tan ŞevketSavaş

18 saat önceSalih Parlak

Şevket'im ad ve soyadı iyi hatırladım. Allah razi olsun. Şu anda Akkuş'ta mısınız? Ben İstanbul/Çekmeköy'deyim. Buraya yerleştik artık. Yeni kitap yazıyorum. yakında yayınlanacak. Lütfen www.2001yayinlari.com web sitemizi ziyaret eyle. Selamlar.

4 saat önceSevket Savas

Değerli büyüğüm.

Sizlerin kıymeti ni bilememiş olmamızın sebebi tabi ki çocukluğumuzun verdiği cehaletimizin eseri.Oysa yıllar geçince insan anlıyor ki ilim öğrenmeden geçen her saniye boşa akan su misali.Hem sahibine hem de insanlığa zarar.Zamanımızdan yüzlerce yıl önce at ve deve sırtında kitaplarını taşıyarak binlerce km yol katedip ilim peşinde koşan ve onlarca cilt kitap yazan din ve bilim adamlarına karşı yaptığımız büyük ayıp.Elektriğin bilgisayarın internetin ve hatta hazır program ve yazılımların son teknoloji cep telefonlarının ve dünyayı keşfedilmemiş bir nokta bırakmadan bilgimize sunan national geographic gibi dergi ve kanalların ve google earth ün olduğu bir dünyada .Ama buna inanın ki bir tane bile olsa bir öğrenci yetiştirdiniz.Belki bir kitap yazmadım ama bu gece dahil olmak üzere hiç okumadığım bir günüm olmadı hayatımda.Ayrıca 2004-5 kışında 6 ay FIRAT KÜLTÜR MERKEZİnde Beyazıt da YAZARLIK KURSUnu bitirdim.Bana yaktığınız ışığı inancımdan ve imnımdan zerre sarsıntı yaşamadan fransız edebiyatını bitirerek çağdaş düşünceyle islami düşüncemi birleştirip elimden hiç bırakmadım.

Size uzun ömür diliyor ÖNÜNÜZDE SAYGIYLA EĞİLİYORUM.

İSTANBULDAYIM.telefonum 0534 933 58 87

4 saat önceSevket Savas

2001 yayınları.com'u inceledim.okudum.ŞEREF duydum SAYGILARIMLA


Necati Akbulut

necatiakbulut@gmail.com

22.12.2011

Necati Akbulut

Allahin selami üzerinize olsun muhterem hocam,"ülün nüha"bilgi toplumunu tesekkül ettirecek genclik hakkinda bu sayfada genis bir aciklama yapmanizi istirham etsem size zahmet vermis olurmuyum acaba.

23 saat

Salih Parlak Necati Arkadaş, bu bir kavramdı. İçini dolsrmak bizlere aittir. Kur'an-ı Kerimde Ulün-Nüha ve özellikleri o ayet-i kerimelerde yazılmıştır. İnşallah onları da özetler ve meallerini de yazarım.

8 saat önce

Salih Parlak

Ben daha önce www.2001yayinlari.com web sitemizde özelliklerine kısaca değinmiştim. O makaleyi istifadenize sunmaya çalışıyorum. İnşallah geliştiririz. Ben uşraşamıyorum. Gençlerle bu yönde ilgilenmek gerekmektedir. İnşallah yararlı oluruz.

8 saat önce ·

Salih Parlak

o makaleyı sunuyorum:

8 saat önce ·

Salih Parlak

Bilgi toplumunda esas olan, bilimsel düşünce ve bilişim teknolojisiyle bilgi üretimidir. Bilim dünyasının verilerini anlamak, kullanmak, yenilerini ortaya koymak, zor meseleleri çözme yeteneği kazanmak onların sembolüdür. Kendini gerçekleşt...

Devamını Gör www.2001 Yayınları'nda...

8 saat önce ·

Necati Akbulut

Muhterem hocam,bilg- iletişim çagında,insanların gönüllerine açılan en kestirme yol mesabesinde olan sosyal paylaşım sayfasında böyle aydınlatıcı bir bilgiyi bizlerle paylaştıgınız için çok teşekkür ediyor,çalışmalarınızda muvaffakiyetler diliyorum.

50 dakika önce ·

Salih Parlak bu yükü hep beraber sırtlanacağız ve hedefe götüreceğiz. Yaşım 70... Artık yol bitmek üzere... Ama bu elektronik çağın insanına bilgisayara dönüştürülmüş bir Kur'an kültürünün sudan ve ekmekten, benzinden daha çok ihtiyacı var. Sizin gençlerle, ama her Müslüman ırktan gençlerle resimleriniz var... Ne kadar hoş ve ne kadar çokgüzel! Ah diyorum; bu güzel menzaraları (Cum'a Tatili+Haram Aylar+Hacc) etkinlikleri adı altında adlandırarak bilgi toplumunun bayram günlerinin görüntülerine çevirebilsek. Yüce Rabbim Haram Ayları boşa akan Manahoz deresi gibi emretmemiş. Cum'a gününü sadece iki rek'at farz namaz için farz kılmamış. Bu Müslüman gençler; Allah için sevişecek; Allah için zıplayacak... Amma Cum'a tatili kapsamında... İşte ben bu yükü kaldıramıyorum. 1960'ların dünyasında 18'lerindeki genç olsam 21. yüzyılda daha çok işler yapardım; ama geçti! İnşallah iki ay içinde 800 sayfalık yepyeni bir tefsir metodunda eserimiz çıkacak. Bakalım neler olur? Saygılarımla

yaklaşık bir dakika önce · Beğen.

Yorum yaz...

..

.


Mustafa Yeşilyurt

afra65@yahoo.com

14.01.2012
SEVGİLİ SALİH HOCAM

SELAM VE HÜRMETLERİMLE

Ben ışık hızı c ile ilgili söylenebilecekleri ve yaşadığımız evrenin iki sınırından biri olduğunu ayrıca ulaşılamaz olduğunu kabul ediyorum. Ancak maddenin bundan daha büyük hızlarda hareket edebileceğini de biliyorum.

Süleyman Peygamber ülkesini ziyarete gelen Belkise konaklaması için kendi (Belkisin kendi) sarayını nasıl sundu? İlgili Ayetlerde Hz Süleyman emrinde bulunanlardan Belkis gelmeden tahtını/sarayını getirmelerini istemişti. Cinnilerden biri Hz Süleyman tahtından kalkıp geri oturmadan Belkisin tahtını getirmeyi teklif etmişti (v=0.9 c) ama O Süleyman bunu kabul etmemişti. Sonra (Kuranın tarifi ile) Kitabi bilim verilenlerden biri (alim bir insan) Hz Süleyman’a sen gözünü kırpmadan getiririm demiş ve cevap vermesini beklemeden Belkisin Tahtını getirmişti. (V > c) bu özel hız V ışık hızı olan c den büyük. Madde ışık hızı engelini aşmaya bilgi ile muktedir olabilir.

CERN’de son gerçekleştirilen deneylerde atom altı parçacıklardan nötrinoların ışık hızını aştıkları görülüyor. Deneyi gerçekleştirenler buldukları bu ters sonucu defalarca tekrarlayıp test ettiler yine de c ışık hızından büyük bir nötrino hızı ölçtüklerini gördüler Einstein tarafından konulan c ışık hızına ulaşılamaz yasağını benim gibi anlamadıkları için şu anda ikilemde kalmış görünüyorlar. Ben c ışık hızını bir limit olarak kabul ediyorum. Bu c ışık hızının ulaşılamaz olduğunu da görüyorum. Yani c ışık hızına bir cismi yavaş yavaş ivmelendirerek ulaştıramazsınız. Ancak bu özellik cisimlerin c ışık hızından büyük 1.1 c 1.5 c 2 c ve 100 c hızlarında hareket edemeyeceği anlamına gelmez. Işık hızından büyük hızlarda temel fizik yasalarla ilgili her hangi bir yasak tanımı da yoktur. Boy uzaması kısalması zaman uzaması kısalması gibi hiçbir yasak henüz tanımlanmadı. Çünkü bilimsel çalışmalar Einstein tarafından konulan rölativisttik yasakların gölgesinde yürüyor. Bilim çevreleri Einstein tarafından tanımlanan c ışık hızı yasaklarını da kolay kabul etmemişti. Şimdi 15 000 (on beş bin) ölçümde de ışık hızı c den büyük aynı nötrino hızı ölçtükleri halde bulgularına şüphe ile bakabiliyorlar.

Doğrusu atom altı parçacık olan nötrino CERN deneylerinde özellikle seçilerek hızlandırılan bir parçacık olmayabilir ama sonuçlar beni doğruluyor. Ben daha eski deneylerde kullanılan hızlandırıcılarda nötrinodan daha büyük kütlesi olan elektronların benzer şekilde belli bir hıza ulaştıktan sonra kaybolduklarını hatırlıyorum. Yani o eski deneylerde elektronlar kapalı yörüngede yok oluyorlardı. Önceleri E=mc2 gereği enerjiye dönüştükleri söylenmişti. Ancak bu enerjide ölçülemedi. Bana göre o deneylerde ivmelendirilen elektronlar 2c gibi hızlara zıplayarak ulaştıklarından gözlenemediler. Belki ışık hızı c den büyük hızlara zıplama yapılabilen bir özel hız var olabilir. Mesela 0,7 c hızına ulaşıldığında özel bir kuvvet büyüklüğü ve özel bir ivmelendirme ile 1,2 c ya da 2 c hızına zıplanabilir.

Mustafa YEŞİLYURT

Işık Hızı Aşıldı mı?

________________________________________

Atomdan küçük partiküller olan nötrinoların, temel fizik yasalarına aykırı biçimde, ışık hızını aştığını gösteren deney doğrulanırsa modern fizik kurallarının yeniden gözden geçirilmesi gerekebilir.

Avrupa Parçacık Araştırma Merkezi CERN'deki fizikçiler, atomdan küçük partiküllerin temel fizik yasalarına ters düşen biçimde, ışık hızını aştığını belirtti.

Uzmanlar, İtalya'da Alplerin kolu olan Apenin Dağları'nın altında bir laboratuardan 700 kilometre ötedeki diğer laboratuara fırlatılan nötrinoların hedefe saniyenin milyarda biri kadar önce vardığını hesapladılar.

15 bin defa ölçüm yapan bilimadamları sonucun kendilerini şaşırttığını, bu nedenle ABD ve Japonya'dan başka kuruluşlardan da bağımsız şekilde bu ölçümleri değerlendirmelerini istediklerini açıkladı. Araştırmacılar o zamana dek bu bulgulara temkinli yaklaştıklarını söylüyor.

Albert Einstein'e göre, hiçbir şey ışıktan daha hızlı hareket edemiyor. Ancak doğrulandığı takdirde bu deney, Albert Einstein'in Özel Görelilik Kuramının bazı kısımlarını tersine çevirebilir, evrenin nasıl işlediğini açıklayan yasalar alt üst olabilir. Tüm modern fizik teorilerinin yeniden gözden geçirilmesini dahi gerektirebilir.

Bununla beraber araştırma grubu "sistematik hata" dedikleri durumun oluşması halinde istenildiği kadar ölçüm yapılsın, yine aynı hata, yani hız sınırının aşıldığı gibi bir izlenim elde edilmesi riski bulunduğunu, bu nedenle ölçümlerini kamuoyuna ilan ettiklerini bildirdi.

Doktor Antonio Ereditato ve ekibi bu konuda üç yıldır araştırma yürütüyordu. Ereditato "Hayalim başka bir bağımsız deneyde de aynı sonucun alınması o zaman rahatlayacağım" diye konuştu.

Ereditato, "Ama şimdilik hiçbir şey iddia etmiyoruz. Toplumun bu çılgın sonucu anlamakta yardımcı olmasını istiyoruz - çünkü bu çılgınlık ve elbette sonuçları da çok ciddi olabilir" dedi.

Kaynak:http://www.ntvmsnbc.com/id/25281861/

----------------------------------------------------

Böyle bir iddia bir daha doğrulanırsa Modern Fizik'te bir çok kavram çökeceği gibi Einstein'i bilim dünyasındaki saygınlığıda bitecektir. Bunun yanında görelilik ve zaman-uzay kavramlarında yeni buluşlarda çıkabilir...

From: mustafa yesilyurt [mailto:afra65@yahoo.com]

Sent: Tuesday, January 10, 2012 4:35 PM

To: salihparlak@2001yayinlari.com

Subject: Fw: biraz bence, Doğrusunu Hz Allah bilir

----- Forwarded Message -----

From: mustafa yesilyurt

To: "salihparlak@2011yayinlari.com"

Sent: Tuesday, January 10, 2012 4:21 PM

Subject: biraz bence, Doğrusunu Hz Allah bilir

Selam ve dua ile

Sayın Salih hocam

Çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

Sevgili hocam,

-öncelikle yıllar sonra dersinizde bulunmaktam çok mutlu oldum.

-Hz Peygamber M. (SAV) bence miraca Hz Allahın kudreti ile ve yine Onun izinleri ile üç ayrı araçla ama biyolojik bedeni ile gittiler ve döndüler. Doğrusunu Allah bilir.

gerekçelerim;

1. Kesinlikle Hz Allah böyle biyolojik bedeni ile insanları fizik alemde ya da fizik ötesinde dilediğince götürme ve getirme kudretine sahiptir. Doğrusunu Allah bilir.

2. Hz İsa kendi ömründe bir ya da iki gün seyahat ederek veya uykuda kalarak dünyada yaşamın 2000 yıl sonrasına ulaşabilir. Ashabı kehf (yedi uyurlar) bir özel mekanda kendi ömürlerinde 8 saat civarinda bir süre uyudular ve uyandıklarında 300 sene sonra yaşam süren torunları ile bir süre birlikte oldular (Kehf süresi). Doğrusunu Allah bilir.

3. Sayın Bayraktar Bayraklı bir televizyon konuşmasında Hz İsa ile ilgili tartışmalarında kim bu kadar uzun yaşayabilir (2000 yıl sonra dünya ya dönme ihtimaline bakarak) demişti (Kehf süresini okumamış olabilir mi?). Doğrusunu Allah bilir.

4. Süleyman Peygamber ülkesini ziyarete gelen Belkise konaklaması için kendi (Belkisin kendi) sarayını nasıl sundu? İlgili Ayetlerde Hz Süleyman emrinde bulunanlardan Belkis gelmeden tahtını/sarayını getirmelerini istemişti. Cinnilerden biri Hz Süleyman tahtından kalkıp geri oturmadan Belkisin tahtını getirmeyi teklif etmişti (v=0.9 c) ama O Süleyman bunu kabul etmemişti. Sonra (Kuranın tarifi ile) Kitabi bilim verilenlerden biri (alim bir insan) Hz Süleymana sen gözünü kırpmadan getiririm demiş ve cevap vermesini beklemeden Belkisin Tahtını getirmişti. (V > c) bu özel hız V ışık hızı olan c den büyük. Madde ışık hızı engelini aşmaya bilgi ile muktedir olabilir. Doğrusunu Allah bilir.

5. Yaşam sürdüğümüz evrende güneşin geldiği yere giden Hz Zülkarney zamanda geride kalan başka yıldız sistemi olan bir yere mi gitti. Yoksa zamandaşı bir başka yıldız sistemi olan bir yere mi? Ya da bütün tefsircilerin dediği gibi dünyanın doğusuna bir yere mi gitti? Doğrusunu Allah bilir.

6. Kainatımızda 4 temel kuvvet yaratılmış bunlar önceleri birleşikti. Bunlar en güçlüden zayıfa doğru sıralanırsa, a-güçlü nükleer kuvvet, b-zayıf nükleer kuvvet, c-elektromagnetik kuvvet, d-kütle çekim kuvveti, şeklindedir. Doğrusunu Allah bilir.

7. Hawking bilinen 200 milyar galaksinin varlığını bağladığı bu kadar mini kara deliğin yaradılışın ilk anında var olduğunu matematik olarak var gösteriyor. Ve bunları galaksilerin tohumları olarak isimlendiriyor. Doğrusunu Allah bilir.

8. Evrende enerji ve ışık kaynağı olan güneşlerin hepsinin yakıt kaynağı küçük elementleri birleştirme güçleridir. Bizim Güneşimiz beyaz cüce olmaya aday küçük bir yıldızdır. Ancak kütlesi bizim güneşimizin 3 katı olan yıldızların hepsi ömürlerinin sonunda kütle çekim kuvvetine yenilip kendi içine çökerek karadelik olmaya adaydırlar. Yani doğamızda var olan en zayıf kuvvet olan kütle çekim kuvveti, en güçlü olan çekirdek kaynaştırmasından beslenen güçlü nükleer kuvveti bir gün yenecek ve karadeliği oluşturacaktır. Doğrusunu Allah bilir.

9. Yakınlarda bir gün kitabi (Allah vergisi) bilime sahip bir Müslüman mü’min cem olmuş cemaat, bu dört temel kuvveti birleştirip (cem-an) kendi çekim kuvvetini oluşturabilen ultra nükleer güce (nurun ala nur tandıra) sultana sahip aracı yapacak. Zariyat süresinde tarif edildiği gibi tabakadan tabakaya arşa miracı gerçekleştirecek. Doğrusunu Allah bilir.


Mustafa Yeşilyurt

afra65@yahoo.com

15.01.2012
Sevgili Mustafa,

2. Hz İsa kendi ömründe bir ya da iki gün seyahat ederek veya uykuda kalarak dünyada yaşamın 2000 yıl sonrasına ulaşabilir. Ashabı kehf (yedi uyurlar) bir özel mekanda kendi ömürlerinde 8 saat civarinda bir süre uyudular ve uyandıklarında 300 sene sonra yaşam süren torunları ile bir süre birlikte oldular (Kehf süresi). Doğrusunu Allah bilir.

Bu açıklamanızdan pek bir şey anlayamadım. Dünya günü ile uzay ve gezegenlerdeki gün aynı değildir. Zaman, görecelidir. Fakat Haz Peygamberimiz, maddeyi aşıp mana alemine geçince kiminle ışınlamışsa o binit veya düşünen zekanın zamanına göre yol almıştır. Burak ile Buraklaşmıştır. Cebrail ile Cebrailleşmiştir ve Refrefle refrefleşmiştir. Onların zamanına uyum sağlamıştır. Zülkarneyn hakkında: “Sümme etba’a sebeben” ayetindeki “sebep”, boyuttur ve farklı zaman anlayışıdır. Zülkerneyn hangi dünyaya gitmişse o dünyanın zaman’ına uygun yol almış ve davranmıştır.

Yani insan ve dolayısıyla Hz Peygamber sav göklerin de ötesinden gelmiştir. Dolayısıyla o geldiği yere ve gök katına dönüş yaparken o katın zamanına uyar.

3. Sayın Bayraktar Bayraklı bir televizyon konuşmasında Hz İsa ile ilgili tartışmalarında kim bu kadar uzun yaşayabilir (2000 yıl sonra dünya ya dönme ihtimaline bakarak) demişti (Kehf süresini okumamış olabilir mi?). Doğrusunu Allah bilir.

Hz İsa şu anda yaşamıyor; bize göre ölmüştür, ama insan pozisyonunda değil, melekler kategorisindedir. Tekrar dönmesi söz konusu değildir. Biz ölünce mahşere kadar bekleme salonunda, Berzah aleminde bekleyeceğiz. Ama Hz İsa, bize uygulanan ilkelere bağlı değildir. Çünkü Hz İsa, Berzah alemine girmemiş ve oradan çıkarak anne karnına gelmemiştir. Yani Haz İsa’nın insanlıkla hiçbir ilgisi yok; bütün işlemleri meleklerle ilişkilidir. Çünkü Hz İsa, Hz Adem ile cennetten kovulanlar arasında değildi ki insan gibi ölsün ve dirilsin. Öyleyse sözünü ettiğiniz 2000 yıl ile Hz İsa’nın hiçbir ilgisi yoktur.

.

4. Süleyman Peygamber ülkesini ziyarete gelen Belkise konaklaması için kendi (Belkisin kendi) sarayını nasıl sundu? İlgili Ayetlerde Hz Süleyman emrinde bulunanlardan Belkis gelmeden tahtını/sarayını getirmelerini istemişti. Cinnilerden biri Hz Süleyman tahtından kalkıp geri oturmadan Belkisin tahtını getirmeyi teklif etmişti (v=0.9 c) ama O Süleyman bunu kabul etmemişti. Sonra Hz Süleymana sen gözünü kırpmadan getiririm demiş ve cevap vermesini beklemeden Belkisin Tahtını getirmişti. (V > c) bu özel hız V ışık hızı olan c den büyük. Madde ışık hızı engelini aşmaya bilgi ile muktedir olabilir. Doğrusunu Allah bilir.

Bana göre Belkis insan değildir. Tahtı da maddi değil, tamamen elektronik ve sanal bir tahttır. Saydam ve kavarir bir elektronik yapıdaki taht, Hz Süleyman tarafından tanınmaz hale getirilirken maddileştirilmiştir. Saydamlıktan sıvılaşmış gibi oldu ve öyle maddi bir yapı kazandı ve Belkis, serap su sandı ve eteklerini yukarı çekmek zorunda kaldı. Bu sanallık emreden ayetlerin çevirisi yanlış yapılmıştır.

Tahtı getiren konusuna gelince, “(Kuranın tarifi ile) Kitabi bilim verilenlerden biri (alim bir insan) deyimi yanlış anlaşılmış. “Doğuştan imanlı kişi demektir. Yani kötü cin İfrit’in karşısında, iyi insan ve kökten imanlı bir kişi vardı. Kötü cinlerin etkisindeki Süleyman; tahtı getirme işini iyi ve imanlı insana vermesiyle Allah katında Hz Süleyman’ın iyi insan olduğunu kanıtlamıştır. Bu ayet-i kerimelerin meal ve tefsirini lütfen benim meal-tefsirimden okuyunuz. İnşallah bu açıklamam anlaşılmıştır.

Madde ışık hızı engelini aşmaya bilgi ile muktedir olabilir. Bu cümlenin yanlışlığını ve bilimsel açıklamalarınıza (V > c) gerek kalmayacağını lütfen anlayınız.

Yineleyeyim: Belkis, insan değildir, cindir. Tahtı da maddi ve taş topraktan ahşaptan yapılmış değildir, cinlerin anında taşıyabileceği biçimde, elektronik ve saydam bir saraydır. Hz Süleyman’a da tıpkı biçimiyle getirilmiş ve üzerinde biraz maddileşme operasyonu yapılarak sıvı bir yapıya kavuşturulmuştur.

5. Yaşam sürdüğümüz evrende güneşin geldiği yere giden Hz Zülkarney zamanda geride kalan başka yıldız sistemi olan bir yere mi gitti. Yoksa zamandaşı bir başka yıldız sistemi olan bir yere mi? Ya da bütün tefsircilerin dediği gibi dünyanın doğusuna bir yere mi gitti? Doğrusunu Allah bilir.

Yukarıda 2’de açıkladığımız gibi konuyu Hz Peygamberimizin sav üç binitiyle nasıl üç değişik boyuta geçme özelliği var idiyse Zülkerneyn’e as de aynı özellik yüklenmiş. (Etb’a sebeben” ayeti onun hakkında üç kez ve üç ayette inmiştir. Güneşin doğuş anı ülkesi, Güneşin battığı yer ve üçüncüsü de orta bir yer olan oğuzların ülkesine gelmiştir.

Zülkarneyn de insan değildi ve Hz İsa gibi ölümsüz kullardandı. Bu bir sistematiğin parçasıdır. Bizim klasik tefsir ve mealcilerin böyle bir sistematikten ve ölümsüz kullardan haberleri yoktur. Hz Peygamberimiz sav de ve dolayısıyla da tüm biz insanlık da gece yürüyüşü denen nötrino karanlık madde olabilme özellikleri vardır. Bu konuyu daha da açıklayabiliriz.

7. Hawking bilinen 200 milyar galaksinin varlığını bağladığı bu kadar mini kara deliğin yaradılışın ilk anında var olduğunu matematik olarak var gösteriyor. Ve bunları galaksilerin tohumları olarak isimlendiriyor. Doğrusunu Allah bilir.

Karadelik, bir girdap ve anafordur. Sayıları da çoktur. Güneş sistemi gibi küçük sistemleri yutabilen girdaplar olduğu gibi, Samanyolu gibi dev gök adasını yutabilecek büyüklükte başka karadelikler vardır. Değirmen gibi veya örümcek ağına takılma gibi ezen ve sıkan karadeliklerden geçen puasar gök adaları maddi bölümü meteorlaşıyor ve enerjileri açığa çıkıyor. O enerji bütünü yeniden kuasar biçimindeki yepyeni bir gükadasının hammaddesi olabiliyor. Allah cc her şeye kadirdir.

8. Evrende enerji ve ışık kaynağı olan güneşlerin hepsinin yakıt kaynağı küçük elementleri birleştirme güçleridir. Bizim Güneşimiz beyaz cüce olmaya aday küçük bir yıldızdır. Ancak kütlesi bizim güneşimizin 3 katı olan yıldızların hepsi ömürlerinin sonunda kütle çekim kuvvetine yenilip kendi içine çökerek karadelik olmaya adaydırlar. Yani doğamızda var olan en zayıf kuvvet olan kütle çekim kuvveti, en güçlü olan çekirdek kaynaştırmasından beslenen güçlü nükleer kuvveti bir gün yenecek ve karadeliği oluşturacaktır. Doğrusunu Allah bilir.

Buna biz her takımadanın veya gök adanın kıyameti vardır ve kendi büyüklüğündeki karadelikten geçecektir demekteyiz. Puasar biçiminde inleyen, vızıldayan, can çekişen gök adası beyaz cüce dönemi yaşamaktadır.

Biz böyle bir sistem geliştiridik ve kozmos düzen kurduk, kurguladık. İnşallah anlamışsınızıdır. Ama yine de görüşeceğiz ve birbirimizi daha iyi anlayacağız. Selamlar.

Salih Parlak

From: mustafa yesilyurt [mailto:afra65@yahoo.com]

Sent: Tuesday, January 10, 2012 4:35 PM

To: salihparlak@2001yayinlari.com

Subject: Fw: biraz bence, Doğrusunu Hz Allah bilir

----- Forwarded Message -----

From: mustafa yesilyurt

To: "salihparlak@2011yayinlari.com"

Sent: Tuesday, January 10, 2012 4:21 PM

Subject: biraz bence, Doğrusunu Hz Allah bilir

Selam ve dua ile

Sayın Salih hocam

Çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

Sevgili hocam,

-öncelikle yıllar sonra dersinizde bulunmaktam çok mutlu oldum.

-Hz Peygamber M. (SAV) bence miraca Hz Allahın kudreti ile ve yine Onun izinleri ile üç ayrı araçla ama biyolojik bedeni ile gittiler ve döndüler. Doğrusunu Allah bilir.

gerekçelerim;

1. Kesinlikle Hz Allah böyle biyolojik bedeni ile insanları fizik alemde ya da fizik ötesinde dilediğince götürme ve getirme kudretine sahiptir. Doğrusunu Allah bilir.

2. Hz İsa kendi ömründe bir ya da iki gün seyahat ederek veya uykuda kalarak dünyada yaşamın 2000 yıl sonrasına ulaşabilir. Ashabı kehf (yedi uyurlar) bir özel mekanda kendi ömürlerinde 8 saat civarinda bir süre uyudular ve uyandıklarında 300 sene sonra yaşam süren torunları ile bir süre birlikte oldular (Kehf süresi). Doğrusunu Allah bilir.

3. Sayın Bayraktar Bayraklı bir televizyon konuşmasında Hz İsa ile ilgili tartışmalarında kim bu kadar uzun yaşayabilir (2000 yıl sonra dünya ya dönme ihtimaline bakarak) demişti (Kehf süresini okumamış olabilir mi?). Doğrusunu Allah bilir.

4. Süleyman Peygamber ülkesini ziyarete gelen Belkise konaklaması için kendi (Belkisin kendi) sarayını nasıl sundu? İlgili Ayetlerde Hz Süleyman emrinde bulunanlardan Belkis gelmeden tahtını/sarayını getirmelerini istemişti. Cinnilerden biri Hz Süleyman tahtından kalkıp geri oturmadan Belkisin tahtını getirmeyi teklif etmişti (v=0.9 c) ama O Süleyman bunu kabul etmemişti. Sonra (Kuranın tarifi ile) Kitabi bilim verilenlerden biri (alim bir insan) Hz Süleymana sen gözünü kırpmadan getiririm demiş ve cevap vermesini beklemeden Belkisin Tahtını getirmişti. (V > c) bu özel hız V ışık hızı olan c den büyük. Madde ışık hızı engelini aşmaya bilgi ile muktedir olabilir. Doğrusunu Allah bilir.

5. Yaşam sürdüğümüz evrende güneşin geldiği yere giden Hz Zülkarney zamanda geride kalan başka yıldız sistemi olan bir yere mi gitti. Yoksa zamandaşı bir başka yıldız sistemi olan bir yere mi? Ya da bütün tefsircilerin dediği gibi dünyanın doğusuna bir yere mi gitti? Doğrusunu Allah bilir.

6. Kainatımızda 4 temel kuvvet yaratılmış bunlar önceleri birleşikti. Bunlar en güçlüden zayıfa doğru sıralanırsa, a-güçlü nükleer kuvvet, b-zayıf nükleer kuvvet, c-elektromagnetik kuvvet, d-kütle çekim kuvveti, şeklindedir. Doğrusunu Allah bilir.

7. Hawking bilinen 200 milyar galaksinin varlığını bağladığı bu kadar mini kara deliğin yaradılışın ilk anında var olduğunu matematik olarak var gösteriyor. Ve bunları galaksilerin tohumları olarak isimlendiriyor. Doğrusunu Allah bilir.

8. Evrende enerji ve ışık kaynağı olan güneşlerin hepsinin yakıt kaynağı küçük elementleri birleştirme güçleridir. Bizim Güneşimiz beyaz cüce olmaya aday küçük bir yıldızdır. Ancak kütlesi bizim güneşimizin 3 katı olan yıldızların hepsi ömürlerinin sonunda kütle çekim kuvvetine yenilip kendi içine çökerek karadelik olmaya adaydırlar. Yani doğamızda var olan en zayıf kuvvet olan kütle çekim kuvveti, en güçlü olan çekirdek kaynaştırmasından beslenen güçlü nükleer kuvveti bir gün yenecek ve karadeliği oluşturacaktır. Doğrusunu Allah bilir.

9. Yakınlarda bir gün kitabi (Allah vergisi) bilime sahip bir Müslüman mü’min cem olmuş cemaat, bu dört temel kuvveti birleştirip (cem-an) kendi çekim kuvvetini oluşturabilen ultra nükleer güce (nurun ala nur tandıra) sultana sahip aracı yapacak. Zariyat süresinde tarif edildiği gibi tabakadan tabakaya arşa miracı gerçekleştirecek. Doğrusunu Allah bilir.


Yunus Karakaş

yunus-ata@hotmail.com

29.01.2012
Çok teşekkürler ederim, Yunus Kardeşim. Hiç öyle değildir. Nedenine gelince, benim bu sitemi ziyaret dışında, yayınlanmış eserlerimi görebilseniz daha yararlı olacak.

Şu anda baskıya hazırlanmak üzere ve inşallah en geç Mayıs ayında yayınlanacak eserim var. O, benim hakkımda daha yararlı bilgi verecektir.

Nşsa Suresi ilk 35 ayetini konulu olarak tefsir ediyorum. Yaklaşık 800 sahife… tamamen akademik ağırlıklı, İmam Azam Hazretlerinin geliştirdiği istihsan delilini esas alarak hazırlanmış olmaktadır.

Üç ayrı yorumla bu sayfalara katılmanız beni sevindirdi. İnşallah tanışırız. Selam ve saygılar.

Filozofluk özentisi dışında, inşallah yeni bir tefsir çığırı kapısını aralamayı Yüce Mevlam bize nasip eder. Akademik Tefsir Çığırı’na doğru yol aldığımızın iddiasındayım. İnşallah Yüce Mevlam bizi bu yolun eşiği olmamızla bizi ve dostlarımızı muvaffak eyler.

Biz sadece filozof değil, hiçbirisine aday olmadığımı belirterek; ama çalışmalarımız bu imajı işlemekte olmasından söylüyorum; bir sivil toplum örgütü Cemaat Önderliği gibi de davranıyoruz. Yani biz “Birleşik Alan Kuramı” diye bir serinin peşindeyiz. Eserlerimizin başında bu seri numarası vardır.

Biz Bilim-Felsefe-Tasavvuf üçlüsünü tek bir çatı altında birleştirme ve bu üçlüyü barındırma çabası içindeyiz. Tıpkı İmam Gazzali ve Hıristiyan dünyasındaki Saint Thomas Moore gibi.

Eserlerimde bu üçlüyü bağdaştırdığım için mutluyum. Yeter ki dostlarım bu eserleri sabırla mutalaa etsinler yeter. Saygılarımla… Salih Parlak


Yunus Karakaş

yunus-ata@hotmail.com

29.01.2012
Yunus Dostum, herkes bizi kendi dar dağarcığından değerlendirmeye kalkışıyor ve yanlışlık var gibidir. Herkes bu Kur’an kültürünü kendi dar kafa dağarcığına sindirmeye çalışmakla meşgul! Kur’a kültürü bu dar kafa dağarcığına sığmayacağını bir idrak edebilsek!

çokca ayrıntılarla uğraşıp esasa bağlı kalmaktan ve sağlıklı bir ruh halinden uzaklaşmış olmadınız mı?...

Sorunuz ço ilgimi çekti de ondan… Bilim-Din-Felsefe üçlüsünde ortak paydayı nasıl yakalayabilirsiniz? İşte ben bu üçlüyü çok yüksek bir paydada EBOB’unu bulmaya çalışmaktayım. Kolay değil. Bak Kardeşim şu anda saat Sabahın 5’i… ben ayaktayım. Bu saatler feyz ve bereket zamanı ve mevsimi! Nefehat-ı ilahiyyenin dağıtıldığı ve Müslümanların en çok bereketlendiği bir zaman dilim! Rabbim bu saatleri ihyaya çalışanları boş bırakmaz. Neden bir İmam Gazzali… Neden bir İmam Rabbani yetişmesin. Sabahlara kadar kahve köşelerinde… Yarı gecelere kadar misafir ağırlayıp siyasi partiyi veya köpekler gibi havlamayı maharet sanan Takımcıları tartıştırıp birşey yapmış gibicilerin yaptığını yapmıyoruz. Bu saatlerde tefekkür edenleri Yüce Mevlam geniş ufuklara daldırır ve bunun meyvesini de topluma yansıtır.

Neden bir İmam Rabbani yetişmesin!

Neden bir İmam Gazzali…

Bilim-Felsefe-Tasavvuf üçgeninin yüksekliğini bulmak… En Büyük Ortak Bölen sayıyı yakalamaya çalışmak o kadar da kolay değil!

Ama ben bu yoldayım. Rabbimin muvaffakiyetine talibim. Ben ölürsem inşallah bu bayrağı taşıyacak genç nesiller yetişecektir.

Ruh halimiz henüz bozulmamış… bunamamışız her halde… yükseklerde de uçmuyoruz. Bir beşer olarak Alla’ın cc bize Vehbi olarak ihsan buyurduğu zekamızı iyi kullanma yolunda olduğumuzu sanıyorum.

Sadece ON civarında, eski öğrencilerimden oluşan yüksek tahsilli iş adamı gençlere haftada bir, Üsküdar’da Tefsir Dersi vermekteyiz. İnşallah bekleriz.

“Esasa bağlı kalmak” deyiminiz de ilgimi çekti. Esasın sınırlarını belirleyen mi var? O esas dediğimiz alan, vahiy alanıdır… genel-geçer bilgi alanıdır… Onu yakalayan m var? O esas, kıyamete kadar sürecektir. Herkes kendi yüzyılına ve o yüzyılın insanına yararlı olmaya çalışır. İnsanları kutsallaştırmayalım. 500 yıl… 1000 yıl öncesinin Büyük İnsan’ını bugün de diriltmeye çalışmayalım. “Aramızdadır” veya “Göklerdedir” gibi şirk kokan sözcüklerle teslis’e havale etmeyelim.

İmam Azam Hazretlerinin: “Hüm Rical ve Nahnü Rical” tekerlemesini de unutmayalım. İnsanları çok fazla ululaştırmaYALIM VE ÇAĞIMIZA DA SAHİP ÇIKALIM. Çağımızın ötesinde bedenen yaşamaya da çalışmayalım. Öncekilerin bedenleri toprak olmuştur, ancak nurlu çalışmaları bize ışık tutmaktadır. Biz o bilgiler üzerinden bir basamak daha yukarıdaki bugünkü yüzyılımıza çıkalım. O yüzyılın insanına iyi ve gür seslenelim.

Saygılarımla.


Yunus Karakaş

yunus-ata@hotmail.com

29.01.2012
Yunus Kardeş, şimdi aşağı yukarı anlaştık gibi. Amaç üzüm yemektir; bağcıyı kovmak değildir. Bu Bağ’ın sahibi Allah! Biz meyvesinden beslenip yine o beslendiklerimizi mezar denen kuyucukta, bu toprağa bırakarak ahiret yolumuza devam edeceğiz. Burada anlaşalım.

Ben gerçek İmam Rabbani, Yunus Emre, fikirlerinin epey yontulmuş biçimiyle Hallac-ı Mansur, günümüzde de Prof Dr Esat Coşan ve Oğlu Nurettin Coşan daha çok ilgimi çekmektedir.

tarikatler hakkında konuşurken dikkatli olmak lazım.şunu ii bilmeliyiz ki osmanlı bu tasavvuf ocaklarıyla gelişti.hatta şeyhul-meşayih denen bir müessese bile kurulmuştu.direk olarak bireyler üzerinde etkisi olan ve de temiz bir ahlak sahibi olmalarını sağlamk maksatlı bir görev üstlenmişler tarih boyu.en son ki şeyhul-meşayih esad erbili dir.ancak birilerini rahatsız ediyor ki tarikatler deyip zırvalıyor duruyor.nefis terbiyesi teskiyesi ve kalbin tasfiyesi amaç edinilmiş ayrıca bu sistematik hale getirilmiştir.sistematik hale getirilmesi 5.yy da beyazadi bistami zamanında dergah sistemine gweçilerek yapılmıştır.tasavvufla ilgisi olmayan ve kendini ilmiye sınıfından sayanlar bu durumu hep inkar etmiş tarikat pirlerine hep miskin derviş gözüyle bakmışlardır.ancak yunus emre gibi mevlana celaleddin rumi gibi imam-i rabbani gibi hacı bayram-i veli gibi şeyh akşrmseddin gib zatlar ve niceleri bu yollarla yetişmiştir.şimdilerde bazı ehil olmayanlar olabilir yani murşitliğe.şeyhin oğlu şeyh olamaz veya olmamalıdır söyleyipte bu tariketleri vedih bir lisanla alaya almak veyahut hafife almak doğru bir tavir değildir.boyle yorum yapanların arkasına sakalnıpta böyle söyleyenler de var demek yalnıştır.bu yalnış bir mantıktır.çünkü peygamber oğlu peygamberler var hem de bir kaç örnek de var kur'anda geçiyor.nasıl olacak o zaman .sizlerde amel edip tezkiye ve tasfiyeyi gerçekleştirin ve fena mertebesinden beka mertebesine ulaşıp tekrar halka rucuğ edin o zaman şeyh olursunuz...bu kadar kolay imam-i şibli gibi yunus emre gibi yıldlzları seyr eyler semavatı izler kafanızdaki soru işaretleri giderirsiniz...

Yunus Kardeş, beni de şeyhliğe soyunan birisi olarak görmek istediğiniz ve bu korkuyu yaşadığınızı sezinler gibiyim. Korkma, benim öyle bir iddiam olamaz. Sadece bilimsel araştırmalarımın hakkını versin bu toplum, yeter!

“nefis terbiyesi teskiyesi ve kalbin tasfiyesi amaç edinilmiş…”

Ben, emekli bir insan olduğum halde, bir gün bile olsun emekliliğimin hakkını verip serbestçe geziler yapamadım. Rabbim, bu zeka mızı hayırlarda bulunmamız için bizi memur etmiş durumdadır. Sadece yazmadan edemiyorum ve hastA OLUYORUM. Biz filozofluk veya şeyhlik lüksünü ve derdini asla taşımayız. Ancak Bielwşik Alan Kuramı yolundaki çalışma, araştırma ve bağdaştırmalarımızı bu toplum bellesin; farkına varsın. Bu çağımızın tefsir çığırını aralayalım ve “Akademik Tefsir Çığırı” diye yeni bir çağı aralayalım ve İmam Azam Hazretlerinin İstihsan çağı olsun.

Ahmet Yesevi’nin taşıdığı Anadolu^ya taşıdığı Horasan dervişliğine sizlerin de karşı olduğunuz anlaşılmaktadır. Osmanlının da fuzuli destek olduğu Bektaşilik, Cem dindarı Alevilik, Yezidilik, Kızılbaşlık, aşırı Şeyh Bedrettinler, Safeviler, Şah İsmailler… biz bunlara karşıyız.

“sistematik hale getirilmesi 5.yy da Beyazadi Bistami zamanında dergah sistemine geçilerek yapılmıştır “

Çağdaş deyimle, sivil toplum örgütü ve boş zamanı değerlendirme kurumları olarak Cemaatleşmeye çok ihtiyacımız var. Tasavvufu, cemaatleşme adı altında yeniden yapılandırma çabası içindeyiz. Daha çok gençliğe yönelik Hz Peygamberimizin sav üzerinde durduğu ve gelenekleştirdiği spor oyunlarının canlandırılmasını, yaygınlaştırmasını ve tüm İslam dünyasının gençliğini Cum’a tatil kültürünü canlandırmaları için cemaatleşme yanlısıyız.

Cemaat önderi zat ,sadece dervişlerin tesbihi ve zikri ile ilgilenmeyecek, gençliği Resulüllah sav sporlarıyla tanıştıracak, üstün yeteneklileri, Müslüman ülke gençleriyle tanıştıracak, spor karşılaşma yarışmaları düzenleyecek, ses ve söz yarışmaları düzenleyecek, İslamülkeleri arası otelcilik etkinliklerini canlı tutacak, Haram Ayları İslamülkeleri gençlik kupa karşılaşmalarıyla şenlendirecek, hacc mevsimine geniş hazırlık yapacaktır. İki aylık hacc sportif karşılaşmalarını düzenleyecek, İslam kardeşleşmesini cemaat önderi zatlar üsteleneceklerdir.

“tarikat pirlerine hep miskin derviş gözüyle bakmışlardır. Ancak Yunus Emre gibi Mevlana Celaleddin Rumi gibi İmam-i Rabbani gibi Hacı Bayram-i Veli gibi Şeyh Akşrmseddin gib zatlar ve niceleri bu yollarla yetişmiştir.”

İşte bizim cemaat anlayışımız projesinin ana özeti budur.

“Cum’a Tatil Kültürü” adlı kitabımız tamamen bu ayrıntının kısa girişini sağlamaktadır. “Kader Anlayışı” kitabımız da bunun devamıdır. Çok sistematik Kur’an kültürü düzenlemelerimiz bulunmaktadır.

Bu saydığınız zatlar, sahabe-i Kiram’ın önderleriyle birlikte İslam’ın sivil toplum örgütlenmesi olan “Vasat Ümmeti”n yapıtaşlarıdır. Gençliğin spor ve müzik şahlanışlarını; “boş zamanı değerlendirme” çerçevesi içinde gerçekleştirmiş; ülkenin siyasetini ve sosyal barışını, huzurunu, Malazgirt Zaferi ile İstanbul’un Fethi’n, gerçekleştiren insanların İslamülkeleri arası kaynaşmasını sağlamışlardır. Ama bu ruh ve şahlanış 21. Yy gerçeklerine göre yeniden taslaklanacaktır. Bu görevi de yeni ve genç cemaat önderleri üstlenecektir.

“sizlerde amel edip tezkiye ve tasfiyeyi gerçekleştirin ve fena mertebesinden beka mertebesine ulaşıp tekrar halka rucuğ edin o zaman şeyh olursunuz...”

Bu alanı o kadar daraltmayalım. Fena mertebeleri, beka mertebeleri ve yeniden halka rücu’ etme işini o kadar daraltmayalım. Gençliğin arasına karışacak karizmatik halk kahramanlarını bulalım ve cemaatleşelim.

“murşitliğe.şeyhin oğlu şeyh olamaz veya olmamalıdır söyleyipte bu tariketleri vedih bir lisanla alaya almak…”

Allah cc her işimizi seçilmekle tamamlamayı bize öğretmiştir. Seçim işi ta Cennette; Şaki mi said misin?. Şeytandan yana mı olacaksın? Allah’tan cc yana mı olacaksın? Bütün bu soruların cevabını Allah cc cennette bizlere sormuş, bu seçimde büyük çoğunluğumuz şeytandan yana oyunu kullanmış ve cennetten toptan kovulmuşlardır. Allah cc bu işi seçimle gerçekleştirmiştir. “Haydi sen Cennete” veya “haydi sen cehenneme” diye kendi iradesini kullanarak insanları çil yavrusu gibi dağıtmamıştır.

Bir şeyh Efendi’nin kendi halifesini belirleme hakkı olmaması daha doğrudur. Aynı dergaha bağlı müridan arasında görüş birliğine göre gelecekteki şeyhleri konusunda görüşlerinin de etkisi olmaktadır ve olacaktır. İktidarlarını hayattayken oğulları arasında paylaşan imparatorların iktidarları husranla bitmiştir. Oğullarını kendilerinden sonra iktidara hazırlayan siyasi liderleri de husranla sonuçlanmıştır. İşte Hüsnü Mübarek, Saddam Hüseyin, Muammer Kaddafilerin perişan sonu da ortadadır. Günümüzde Nakşi ve Kadiri tarikatlerinin bölük pörcük olmaları yürek acısıdır. Saygılarımla.


Necati Akbulut

necati@hotmail.com

09.02.2012
Necati Akbulut

matematik hesaplar üzerine kurduğun bir hayatın; artı-eksi,bölme-çarpma gibi sonuçlarına katlanacaksın!!!

Ekleyen: Altın Sözler

Hasan Cin: Alın yazısı mı veya kişilerin hür iradesi ile seçdikleri bir hayat mı?

Necati Akbulut: Hasan bey,her insan,doğruyu-yanlışı,güzeli-çirkini, seçme iradesi(hürriyeti) ile dünyaya gelmiştir,hayat seruvenindeki eylemlerini de belirleyecek olan insanın bizatihi kendisidir.Ancak ezeli güç(Allah),onun nasıl bir seçim yapacağını önceden bildiği için senaryoyu yazıp anlına yapıştırmıştır.

Salih Parlak: Kusura bakmayın. Mademki topluma açık beyanlarda bulunuyorsunuz; ben de kanaatimi söyleyeyim. İnşallah kusur işlemeyiz.

Salih Parlak: Adam olan biz cennette seçme irademizi cennette kullanmışız ve kader denen defterimizi biz dürmüşüz. Dünyadakş seçme iradesi o asilin kopyesidir ve kazasıdır. Böylece cennette programlanan kaderimizi de biz düzenledik ve onun filmini dünyada oynamamıza da kaza denmektedir. Allah cc, cennette adı bütün olarak Adem olan biz insanlara cennette seçme iradesi olan aklı ihsan etmiş, insan da bu yetkisini kullanarak dünyadaki cennetlik veya cehennemlik mi olacağı kaderini belirlemiş, Allah cc sadece bu kader planlamasını kozmik oda olan Levh-i Mahfuz'da korumaya almıştır. Bu planlamanın asla değişmeyeceğini garantörlüğüne almıştır.

Salih Parlak hayat serüvenindeki sosyal etkinlikler, cennetteki ana planlama gereği kendiliğinden gelmektedir; yoksa o eylemi insan, dünya yaşamında yeniden belirlememektedir. onun ana menüsü cennette tamamlanmıştır. Adem olan insan, bu dünyada onun filmini oynamak olan kazasını gerçekleştirmektedir. İtirazlarınızı bu satırlarda beklerim. Selam ve saygılar...


necati akbulut

necat@hotmail.com

09.02.2012
Yüz verip adam ettiysem; sıfırla çarpar yok ederim.

necati akbulut

necat@hotmail.com

09.02.2012
Yüz verip adam ettiysem; sıfırla çarpar yok ederim.

Necati Akbulut

matematik hesaplar üzerine kurduğun bir hayatın; artı-eksi,bölme-çarpma gibi sonuçlarına katlanacaksın!!!

Ekleyen: Altın Sözler

Hasan Cin: Alın yazısı mı veya kişilerin hür iradesi ile seçdikleri bir hayat mı?

Necati Akbulut: Hasan bey,her insan,doğruyu-yanlışı,güzeli-çirkini, seçme iradesi(hürriyeti) ile dünyaya gelmiştir,hayat seruvenindeki eylemlerini de belirleyecek olan insanın bizatihi kendisidir.Ancak ezeli güç(Allah),onun nasıl bir seçim yapacağını önceden bildiği için senaryoyu yazıp anlına yapıştırmıştır.

Salih Parlak: Kusura bakmayın. Mademki topluma açık beyanlarda bulunuyorsunuz; ben de kanaatimi söyleyeyim. İnşallah kusur işlemeyiz.

Salih Parlak: Adam olan biz cennette seçme irademizi cennette kullanmışız ve kader denen defterimizi biz dürmüşüz. Dünyadakş seçme iradesi o asilin kopyesidir ve kazasıdır. Böylece cennette programlanan kaderimizi de biz düzenledik ve onun filmini dünyada oynamamıza da kaza denmektedir. Allah cc, cennette adı bütün olarak Adem olan biz insanlara cennette seçme iradesi olan aklı ihsan etmiş, insan da bu yetkisini kullanarak dünyadaki cennetlik veya cehennemlik mi olacağı kaderini belirlemiş, Allah cc sadece bu kader planlamasını kozmik oda olan Levh-i Mahfuz'da korumaya almıştır. Bu planlamanın asla değişmeyeceğini garantörlüğüne almıştır.

Salih Parlak hayat serüvenindeki sosyal etkinlikler, cennetteki ana planlama gereği kendiliğinden gelmektedir; yoksa o eylemi insan, dünya yaşamında yeniden belirlememektedir. onun ana menüsü cennette tamamlanmıştır. Adem olan insan, bu dünyada onun filmini oynamak olan kazasını gerçekleştirmektedir. İtirazlarınızı bu satırlarda beklerim. Selam ve saygılar...


Mahmut Yazıcı

30.03.2012
Uğur Güçlü Nolcakki bizim beyinsizlerde Amerikaya izin verdi Irak'a girebilmeleri için.. Ha amerika ha iTrail at gozluklerini cikarma zamani gelmistir bence!! Sana saygim sonsuz mahmut amca !

Mahmut Yazici Evet evet Ugurcugum atgozluklerini cikartarak ulkenin gelecegine yatirim yapilmali. Biz nezaman ummet dusuncesinden kopartildik o tarihden buyana yanliz bizde degil butunmusluman cografyasi kan icinde. Yani ummet birligine acil ihtiyac var aksi taktirde bizleri az az bolerek parcalayarak yutmak icin hersey ortada.

 Ummet Un iki musluman bir araya gelemiyor nasil olacak guzel kardesim!.. biz once kendimiz dersek daha cokkkkkk bu insanlar aglar oysa bir araya gelmek Resulullah s.a.v i iyi tanimakla ve onun ahlakinda kaybolmakla olur ancak!.. saygilar herkese:)

Salih Parlak Müslüman milletinin ortak akıl kurumu ve merkezi olmadıkça çok daha çeker. Selçuklu ve Osmanlının ilk yılları dışında böyle bir ortak akla sahip oşamayan Müslümanlar Millet olamaz. İnşallah Hz Muhammed Muftafa'yı sav sadece vahiy aldığı Kur'an kadar olağanüstü görmek, O'nun da aynen bizim gibi insan olduğunu, kendi sözlerini söylerken kul olarak hata edebileceğini bilmemiz gerek! Hz Peygamberi asla yanılmayan, yerlerde değil de göklerde yaşayan olağanüstü insan gibi görmemek gerek! Allah'ın oğlu gibi düşünmemek gerek! Hangi Hıristiyanlar helak oldu? Hz İsayı Allah'ın oğlu gibi görenler helak oldu. Öyle düşünmeyen Hıristiyanlar da var. Az ama var. Çoğunluğu tıpkı bizimkiler gibi helak olmaktadır.

Salih Parlak Biz de kendi mezhep imamalarımızı, şeyhlerimizi de insan olarak, ancak kendilerine verilen tafdil ve üstün zekalılık sayesinde Kur'anı daha iyi yorumladıkları için biz normal insanlardan daha büyük ve seçilmeye layık olduklarını, yanılma paylarının da olabileceğini bilmemiz gerek! ne çekiyorsak şeyhlerimizi yanılmaz birer Allah'ın oğlu gibi düşünmemizden çekmekteyiz. Herkes bir cemaatin üyesi; çoğunluğumuz da bir spor takımına tapacak kadar bağımlılık gösterdiğinden Müslüman Ortak Akıl Merkezine sahip olamadığımızdan Amerika'nın veya israil'in zağarlığını yapmak zorunda kalmaktayız. Ama Erdoğan'ın dik duruğu sayesinde özellikle 150 yıllık pejmurdeliğimizi ortadan kaldrımaktadır. Arap Baharı'nı da beraberinde getirmektedir. Selam ve saygılar.


Mukadder Arif Yüksel

mkadrq

13.04.2012
Paylaşım

Salih Parlak Muhterem M. Arif Hoca kardeşim, ben bu başlık ayetinizde çok farklı bir düşünceye sahip olduğumu aktarmak isterim. "İnananlar Kardeştir" yerine, "Aynı devlet çatısı altından birbirine güven duyan vatandaşlar kardeştir" diyorum. Bu surede, devlet bütünlüğü ve gerçek İslami değerler üzerine kurulmuş İslam Devletine inanıp birbirini bu inançla seven vatarndaşlar kardeştir. "İktedele" fiili önemlidir. İfti'al babından, mutavaat yani edilgen ve aynı devletin iki kavgalı vatandaş grubu, ailesi akrabası vb kendi kendisiyle kavgalı iki maceracı vatandaşlar silahsız; değnek, taş vb ile kavgalı olurlarsa "Kâtlû" fiili gelmektedir. Yani bu "iktetele" ve "Katilû" fiillerine çok dikkat etmeliyiz. İşte bana göre Allah cc burada buyuruoyr ki, "Ey Müftülrt... Ey Kutlu Doğum Haftası" çığrtkanlığı yapanlar..." bu haftayı üç beş tumuturaklı, göbekli müftü ve çyle göbek bağlayan Hafız Efendilerin konuşma ve bağırma, böğürtüleriyle geçirmeyin. Yakın Mahallelerde, yakın köylerde, size yakın kasabalarda bağrı yanık, kendini halkına ve kendinden olan ülkesine hizmetle geçiren karizma sahibi vatandaşları bulun Bu hafta içinde konuştururn, plan ve projelerini halka tanıtın, Sevgili Peygamberimizin ülke kalkınmasında nasıl cemaatleştiğini ve kimleri ön plana çıkardıklarını halkın gözünün önüne çıkartın" denmektedir. Lüks Kur'an kurslarında, lüks öekanlarda iri göbekli e dünyayı işkembesine indirmekle meşhur kişileri konuşturmayı... milletine çok faydalı olmuş kişilerin çaluışmalarını bu "Kutlu Doğum Haftası" içinde halkına tanıtın ve iyi bir halk ve gençlik yetiştirme çarelerini araştırın denmektedir.

2 saat önce · Beğen


Anonim

anonimler@

02.05.2012

Sevgili Hocam,

Buradayız. Yazınızı ışık hızı ile okudum. Uzun zamandır projelerin baskısı altında olduğum için yazıp çizmeğe vakit bulamıyorum.

İşin aslı asaba-aşiret işlerinden de pek anlamam. Bildiğim tek şey, aşiret anlayışının bu yüz yılda hala büyük bir sorun olarak orta yerde durduğu. Ben insanların bireyselleşmesinden, özgürleşmesinden yanayım. Aşiret içinde farklı düşünce olmaz, aşiretin katı kuralları vardır gerektiğinde cinayet işlenir. Hatta kendi öz kızlarını zalimce öldürürler. Artık bu eski çağ hastalığının toplumun yakasından düşmesini diliyorum.

Sevgiler,

Halit

From: ellibes@yahoogroups.com [mailto:ellibes@yahoogroups.com] On Behalf Of aliozsy@mynet.com

Sent: Monday, April 30, 2012 2:15 PM

To: ellibes@yahoogroups.com

Subject: Ynt: RE: [ellibes] lütfen okmuyun ve değerlendirin

Muhterem Hocam

yazılarınızı okuyoruz sadece yorum yazmıyoruz.bazen çıtkı alıp arkadaşlara da okutuyoruz.selam ve saygıyla

ALLAH'a emanet olunuz. Ali ÖZSOY

----- Özgün İleti -----

Kimden : salihparlak@2001yayinlari.com

Kime : ellibes@yahoogroups.com

Gönderme tarihi : 30 Nisan 2012 Pazartesi 07:28

Konu : RE: [ellibes] lütfen okmuyun ve değerlendirin

Allah razi olsun. Bu sayfalar çok okunurdu. Bugünler kurudu. Nerde Halit Zengince, nerde İsmail Şahin ve öteki kardeşlerimiz! Selamlar. Salih Parlak

From: ellibes@yahoogroups.com [mailto:ellibes@yahoogroups.com] On Behalf Of Demircan Yetkin

Sent: Sunday, April 29, 2012 2:29 PM

To: ellibes@yahoogroups.com

Subject: Re: [ellibes] lütfen okmuyun ve değerlendirin

Aynen öyle hocam nesini değerlendirelim dün dindir bu gün bu gündür demişler kendilerine göre değerlendirerek yoluna devam etmiş bı rejim

Var elimizde.

Demircan Yetkın

28 Nis 2012 tarihinde 18:21 saatinde, "Salih PARLAK" şunları yazdı:

Onlar cami-i şerifte ve meydanlarda ortaya çıkar, halkı aydınlatmak ve doğru yolu göstermek için ne söylemek gerekiyorsa söylerlerdi. Bu tarzın devam edebilmesi için bir şart lazımdı. O da milletin reisi olan zatın halka doğruları söylemesi ve halkı aydınlatması; halkı, umumi ahvalden haberdar etmek son derece önemlidir. Çünkü herşey açık söylendiği zaman halkın dimağı faaliyet halinde bulunacak, iyi şeyleri yapacak ve milletin zararına olanları reddederek, şunun veya bunun arkasından gitmeyecektir.

Hutbeden maksat, halkın aydınlatılması ve doğru yolun gösterilmesidir. Başka şey değildir. Yüz, iki yüz, hatta bin sene evvelki hutbeleri okumak, insanları cehl ve gaflet içinde bırakmak demektir. Hutbeyi okuyanın her halde halkın kullandığı dili kullanması lazımdır.

'Minberler halkın dimağları, vicdanları için bir feyz menbaı, bir nur menbaı olmuştur. ' Böyle olabilmesi için minberlerde aksedecek sözlerin bilinmesi ve anlaşılması, fenni ve ilmi hakikatlere uygun olması lazımdır. Hatiplerin siyasi, içtimai ve medeni ahvali her gün takip etmeleri zaruridir. Bunlar bilinmediği takdirde halka yanlış telkinler verilmiş olur. Binaenaleyh hutbeler tamamen Türkçe ve zamanın icaplarına uygun olacaktır.[1] Atatürk Söylevleri

Ne kadar güzel söylenmiş mesajlar… Minberler halkı dimağı, beyni, ortak hafızası ise asabalar da devlet işçisi ve kiracısı durumundaki halkın; yetamanın beynidir, dimağıdır. Asabaların toplamı, akraba birliklerinin, akraba birlikleri de sülale ve aşiret birliğinin ilk temel taşıdır. Öyleyse siyaset, bugün olduğu gibi değildir. Siyaset, asabadan, halkın ilk beyni camiden, halkın sesi olan cami minberindeki hutbenin dilinden geçmektedir. İşte yerinden yönetimin de gerçek anlamı budur.

Hutbeyi asabaların en en faziletlisi, en tafdil edilmişi, halkın içine ve gönlüne girip halkı harekete getirebilecek en üstün kişi okumalıdır. Hutbelerde, yönetici ve yönlendirici asabalar halkına hutbe irat etmeli ve seslenmelidir. 1000 yıl önceki Emevi ve Abbasi sultanları hutbenin amacını saptırmış, cehl ve gaflet ehlinin hutbe okumasını zorunlu kılmışlardır. Devletin maaşını verdiği ücretli memurlarına sadece ilmihal bilgisi vermelerini zorlamıştır.

________________________________________

[1] Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, c. 2, s. 93.

________________________________________


Halit Zengince

essis.com

02.05.2012
Halit’im sizin özgürlükçü olduğunuzu biliriz. Ama herkes özgürlüğünü isterse veya özgürlükleri ortadan kaldırıp tek bir millette eritmek istersek dünya ne olur? O dediğin aşiretçilik asla düşünülemez. Herkesin herkesi veya aşiret ailesinin katı kurallar koyması asla düşünülemez. Ama diyelim ki İsviçre modeli, Amerikan modeli veya diyelim ki Fransa modeli bir devletleşme neden olmasın. Aşiret veya akraba asaletine dayalı aile şirketleri gibi bir devlet oluşumu neden olmasın. Bu çalışma, Kur’ana dayalı bir anayasa ve devlet modeli oluşturma deney ve araştırmasıdır.

Cum’a ve hutbesi siyasi İslam açısından çok önemlidir. İnşallah kitabımız yayınlandığında tartışılacaktır. Selamlar.

From: ellibes@yahoogroups.com [mailto:ellibes@yahoogroups.com] On Behalf Of Halit

Sent: Monday, April 30, 2012 2:47 PM

To: ellibes@yahoogroups.com

Subject: RE: RE: [ellibes] lütfen okmuyun ve değerlendirin

Sevgili Hocam,

Buradayız. Yazınızı ışık hızı ile okudum. Uzun zamandır projelerin baskısı altında olduğum için yazıp çizmeğe vakit bulamıyorum.

İşin aslı asaba-aşiret işlerinden de pek anlamam. Bildiğim tek şey, aşiret anlayışının bu yüz yılda hala büyük bir sorun olarak orta yerde durduğu. Ben insanların bireyselleşmesinden, özgürleşmesinden yanayım. Aşiret içinde farklı düşünce olmaz, aşiretin katı kuralları vardır gerektiğinde cinayet işlenir. Hatta kendi öz kızlarını zalimce öldürürler. Artık bu eski çağ hastalığının toplumun yakasından düşmesini diliyorum.

Sevgiler,

Halit


Şenol Maden

senolmaden@hotm

18.05.2012
.

.

.

26 Nisan

Senol Maden

Hocam ellerinizden öperim. Allah azze ve celleden sizlere bereketli uzun ömürler diliyorum. hocalarimizin hepsi ALTIN VE ELMASTANDI. Hürmetler hocam. siz belki beni hatirlamazsiniz ama hic unutmadigim her zaman dualarimda andigim büyügümüzsünüz.tesekkürler

..

29 Nisan

Senol Maden

hocam tesekkür ederim.

..

12 saat önce

Senol Maden

hocam bu sayfa bizzat kendi denetiminizdemi yoksa baskalarinin elindemi

..

birkaç saniye önce

Salih Parlak

Şenol Kardeşim, doğrudur. Sadece iyi bir isim ve soyadınız aklımda iyi bir insan olarak geçmektedir. Mesela bir de Şevket Savaş var. Güzel bir hatıra olarak aklımda kalmış. Onunla ben arkadaşlık istedim ve kabul etti. O da İstanbuldaymışi felsefeciymiş. Hergün onlarca videosunu görürüm. Ama henüz birbirimize merhaba diyemedik. Hiçbir kitabımı yazarken kimseyle, hoca efendilerle danışma gereği duymadım. Rabbim bana bu karakter ve ahlakı nasip eylemiş.

Şimdi son dört yıldır ber tefsir kitabı yazmaktayım, bitirmek üzereyim. İnşallah baskıya veririrm. İşte bçyle, Şenol kardeşim.

Web sitesi taamen kendimindir. En çok sorulan Sorular" bölümünü kasıtlı e-maillerle doldurdu ve kaoattılar. Ama açacağız. Çok sorular soruldu ve verdiğimiz cevaplar tanımadığım kişileri rahatsız etti ki savaş açtılar ve kapattılar. ama açacağız.

Hayırşlı haberlerinizi beklerin. Samsun denge gazetesinde haftada iki gün Çarşamba-Pazar köşe yazılarım çıkıyor. Selam ve saygılarımla... Salih Parlak.


şenol maden

şenol@maden

30.08.2012

Senol Maden

Ashâb-ı Kehf, Hızır ve Zülkarneyn

Soru: Kehf Sûresi?ndeki kıssalar birbirinden ayrı hadiseler olarak mı ele alınmalıdır; yoksa mebdeden müntehaya bir dirilişin ya da bir medeniyetin sergüzeştine dair merhaleler şeklinde mi? Ashab-ı Kehf?in hali, Hazreti Musa?nın Hazreti Hızır?la yolculuğu, Hazreti Zülkarneyn?in seferleri ve seddi günümüz insanlarına neler ifade etmelidir?

Kehf Sûresi?nde anlatılan hâdiselerin hemen hepsi vüzuhu içinde hafî gibidir. Bir bakıma topyekün beşerin serencâmesinin yine beşerin enzârına arz edilmesi itibarıyla vak?aların kahramanları âdeta belirsizleştirilmiştir; ifadeler fizikî mülâhazalar çerçevesinde ele alınsa da metafizik edalıdır. Değişik renklerle vak?alara öyle bir ton verilmiştir ki, kahramanlar birer sırlı ve sihirli varlıklar görünümü arz etmektedir; ifadeler onları hep buğulu gösterir. İnsan, onları seyrederken tayin ve teşhislerinde zorlanır. Zannediyorum bu tür konularda esas olan da budur; çünkü anlatılanlar, bütün bir insanlığın macerasıdır. Şu kadar ki, Kur?ân?ın anlattığı vak?alar, bizim senaryolarımız gibi hayalî değildir; onlar, hakikatin ta kendisidir. Bu vak?aları, peygamberler ve salih insanların şahsında sahnelendiren Hazreti Allah (celle celâluhu), Kelâm-ı Kadim?i ile de ibret alınması maksadıyla, ayn-ı hakikat olarak Peygamberine bildirmiştir. Şimdi bize de, onlardan alınacak hisseyi almak düşmektedir. (01:00)

Ashab-ı Kehf, Allah inancından uzaklaşıp putperestliğe saplanmış toplumu terk ederek bir mağaraya sığınan, halleriyle insanlara ahiret inancı ve ölümden sonra dirilme hususunda ibret olan birkaç gençtir. Bu gençler, şerir bir idareye karşı fiilen mukavemet edemediklerinden dinî hayatlarını yaşayabilmek için saray hayatını terk ve mağarada yaşamayı tercih etmişlerdi. Bu zatlar orada, ilâhî bir rahmet eseri olarak çok uzun bir uykuya dalmışlar, Romalılar da mağaranın ağzını kapatarak onları ölüme mahkûm etmek istemişlerdi. Üç yüz küsur sene sonra uyanan bu gençlerin harika hallerine şahit olan o dönemin idarecileri de mağaranın kıyısına bir mescit yapmışlardı ki, daha sonra burası herkes için bir ziyaretgâh haline gelmişti. Kur?ân-ı Kerim, Ashab-ı Kehf?in yerini açıklamamıştır. Anadolu?da Tarsus ve Efes?te olduğu gibi İspanya, Cezayir, Mısır, Ürdün, Suriye, Afganistan ve Doğu Türkistan başta olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerinde Ashab-ı Kehf?in mağarası olarak gösterilen mekanlar vardır. Bunun bir hikmeti şu olabilir ki; bu, sadece bir yerde olmuş mahallî bir hâdise değildir; dünyanın çeşitli yerlerinde inanan insanların çoğu hep böyle bir mağaraya sığınma ve bir ?tahannüs? devri yaşamışlardır. İşte Kur?ân, meseleyi mutlak bırakmakla bu hususa işaret etmekte ve her yerdeki Ashab-ı Kehf?e dikkat çekmektedir. Belki de her peygamberin ümmeti içinde bu tür bir Ashab-ı Kehf mevcudiyeti söz konusudur. (03:35)

Hazreti Musa, bir münacatında kendisinden daha bilgili bir insan olup olmadığını Cenâb-ı Hakk?a sorar. Gayesi tefahur değil, sadece o kişiden istifade etmektir. Cenâb-ı Hak, Hazreti Musa?ya, böyle bir kişi olduğunu ve onu görmek için de ?Mecmaü?l-Bahreyn?e kadar gitmesini vahyeder. Hazreti Musa emre icabet ederek yanına fetâsını alır ve yola koyulur; bu genç (fetâ), tefsircilerin ittifakıyla Yuşa b. Nun?dur. Yolda büyük bir kayanın yanına varırlar. Orada bir müddet istirahat ederler. Bu arada zembillerindeki ölü balık birden canlanır ve denize dalıverir; derken gözden kaybolur. Demek ki, bulundukları o yerde mânevî ve ayrı bir atmosferin mevcudiyeti söz konusuydu. Orada Cenâb-ı Hak, apaçık Hayy ismiyle mütecellî idi. Aslında makam-ı Hızıriyet, bütünüyle canlılıktır. İhtimal işte o atmosfer içine girince, Hayy isminin fevkalâde tecellîsiyle balık birden canlanmış ve suya dalıverirmişti. Hazreti Musa ile Yuşa b. Nun (aleyhimesselâm) bir müddet yürürler. Kendilerinde bir yorgunluk ve açlık hissettiklerinde Hazreti Musa?nın teklifiyle yemek yemeye karar verirler. O esnada Hazreti Yuşa unuttuğu bir meseleyi, yani balığın canlanıp denize atlayıp gittiğini hatırlayıverir. Daha sonra oranın bir buluşma yeri olduğunu anlayıp geriye dönerler. Hızır?ı (aleyhisselâm) orada duruyor görürler. Kur?ân, onu, kendisine ?Ledün ilmi? verilen bir kul olarak anlatır. Hazreti Musa, durumunu ona açar ve kendisine tâbi olmak istediğini söyler. Ancak Hızır (aleyhisselâm), Hazreti Musa?nın kendisiyle yolculuk yapmaya tahammül edemeyeceğini söyler. Peygamber Efendimiz?den şerefsüdur olan hadislerde bu hâdise ile alâkalı tafsilat şöyledir: Hazreti Musa?ya hitaben Hızır şöyle der: ?Allah sana bir ilim vermiştir. Onu ben bilemem. Bana verdiği ilmi de sen bilemezsin.? Sonra da denize gagasını daldırıp çıkaran bir kuşu gösterir ve şöyle der: ?Yâ Musa! Senin ve benim bildiklerim, Cenâb-ı Hakk?ın ilmine nisbeten, şu kuşun gagasına bulaşan su ile koca okyanusun nispeti gibidir.? Farklı buuddaki o yolculuk sırasında Hazreti Hızır bir gemiyi arızalı hâle getirir, bir çocuğu öldürür ve kendilerine yemek vermeyen insanların bulunduğu yerdeki bir duvarı da düzeltir. Bunlar işin zâhirine göre hep hatadır, bu itibarla da her defasında Hazreti Musa?nın itirazı olur. Ancak ayrılacakları sıradadır ki, Hızır, bu vak?aların iç yüzünü anlatır. Bu yolculuk, her zaman ve devirde yapılması gereken bir yolculuktur. İnanan insanlar sadece zâhirî ilimlerle yetinmemeli, kalb ve ruh dünyalarını işlettirerek ledün ilmine vâkıf olmaya da çalışmalıdırlar. Yolculuk, bir mânâya göre çile ve seyr u sülûkun remzidir. Bu uzun yolculukta her makamın kendine göre şartları vardır ve bunlar ancak erbabınca bilinmektedir. Sahabeden sonra tâbiîn döneminde bu iş hakkıyla yapılmış ve her türlü ilmi elde etme cehdiyle insanlar uzak mesafelere yolculuk yapmış ve at koşturmuşlardır. Aynı hedefe varmak isteyenler, günümüzde de aynı şekilde davranmak zorundadırlar. Demek ki, bu hâdiseden hisse alma kıyamete kadar devam edecek ve her ilim insanı bu hâdiseden kendi seviyesine göre bir mânâ anlayacaktır. (06:46)

Zülkarneyn; iki boynuzlu, iki yönlü, iki buudlu veya iki çağa hükmeden insan mânâsına gelir. Zülkarneyn ismi Kur?ân?da bizzat zikredilir. Ancak isim zikredilmekle birlikte, Zülkarneyn?in kimliği yine kapalı kalmaktadır ki, bu vak?ada da diğer hâdiselerdeki gibi meçhuliyet devam etmektedir. Ona Topal Filip?in (Philippos) oğlu Büyük İskender diyenler vardır. Hâlbuki Zülkarneyn, Hazreti İbrahim devrinde yaşamıştır. Hatta bazı rivayetler, Hazreti İbrahim ile Zülkarneyn?in görüşmelerinden bahsetmektedir. Bu itibarla milattan 300 sene kadar önce yaşamış olan Büyük İskender asla Zülkarneyn olamaz. Zülkarneyn?in Himyer?den olması ihtimal dahilindedir. Çünkü Yemen lisanında isimlerin başına ?Zülmenar?, ?Zülyesar? vs. gibi ?zü? getirilmesi âdeti vardır. Durum böyle olunca şark ve garptan maksat, baştan sona Afrika olabilir. Zülkarneyn?in oradan Çin?e uzanmış olması da mümkündür. Hazreti Zülkarneyn, peygamber olup olmadığı şüpheli zevattandır; ancak zâhir ve bâtın ilimlerini cem eden bir insan olduğu kesindir. Zülkarneyn, cihanın şarkına ve garbına seyahat yapar. Önce Bahr-i Muhit?e daha sonra da meşrık tarafına gider. Orada üzerlerinde elbise dahi olmayan bir toplulukla karşılaşır. Yolculuğuna devam eder ve iki sed arasına ulaşır. Burada dillerini anlamadığı bir cemaat ona Ye?cüc ve Me?cüc anarşisinden bahseder ve ne pahasına olursa olsun onlarla kendi aralarına bir sed yapması teklifinde bulunurlar. O da ücreti reddetmekle beraber sed yapmayı kabul eder ve iki tepe arasına demir ve kaynamış bakır halitasından bir sed yapar. Orada bulunanlar da kendisine işçilikte yardım ederler. (09:36) Bir kere daha tekrar edelim; Zülkarneyn?in kim olduğunu bilmiyoruz. Bildiğimiz bir husus varsa, o da onun, bir hakikatin temsilcisi olduğudur. Zaten bizim için mühim olan da böyle bir hakikatin keşfidir. Zülkarneyn, sebeplerle çepeçevre kuşatılmış ve kendisine Cenâb-ı Hak tarafından ?müknet? verilmiş bir insandır. Onu, hiçbir hâdise sarsamaz. O, hayatın bütün ünitelerinde tam bir salahiyet sahibidir. İçtimaî hayatı bütün teferruatıyla bilir. Onun iktisadî hayatı ve askerî hayatı da, en az bunlar kadar ileridir. Ve o aynı zamanda, bir ibadet insanıdır. Bu yönüyle de tam bir zâhiddir. Bütün sebepler seferber edilmiş ve onun emrine verilmiştir. Binaenaleyh yerinde irşad ekipleri çıkarır, onları yürütür, yerinde de cihanı fethetmek için hem şarka hem garba seferler tertip eder. Bu yönüyle Hazreti Süleyman?dan Hazreti Ömer?e, ondan da Kanuni Sultan Süleyman?a kadar bu hakikatin temsilcisi olmuş Zülkarneyn?ler söz konusudur. Zira bu hâdiseler, sadece bir devreye ve bir mahalle mahsus hâdiseler değildir. Her devirde ve her yerde olması mümkün hâdiselerdir ve kahramanları da belli şahıslara münhasır olmamalıdır. Belki bu kahramanlar, dünyanın değişik yerlerine serpiştirilmiştir. Hazreti Âdem?den beri devam eden ve kıyamete kadar da devam edecek olan her türlü şuurlu bir araya gelmeler bu hakikatin bir parçasıdır ve Cenâb-ı Hak, bu hususu bir sır olarak sürdürmektedir. (12:00)

Hazreti Zülkarneyn?in seddi hakkında da çeşitli rivayetler vardır; bazıları bu seddin, meşhur Çin Seddi olduğunu söyler. Onlara göre bu set, Çinlileri Türklerden korumak için yapılmıştır. Bazılarına göre ise Azerbaycan-Ermenistan arasında Dağıstan?daki Demirkapı seddidir. Belki de bu set, Ural dağlarındaki settir veya hiçbiri değildir de Bering Boğazı?ndaki geçit noktasıdır. Bütün bunlar bizim bilgimiz dışındadır. Bunların ne olup-olmadığını bilmediğimiz gibi, bu seddin keyfiyetini de kesin olarak bilemiyoruz. Bildiğimiz bir şey varsa o da şudur: Âlemşümul kabul devresi Zülkarneyn?le anlatılmış olmaktadır. O devre, dünya muvazenesinde bir yer almak, sözü dinlenilir bir konumda bulunmak ve daima haksızlığın önünde bir set gibi durmak zamanıdır. (17:10)

Bir mü?min, Kur?an-ı Kerim?in hemen her sûresinin, her maktaının, hatta her ayetinin bir manada kendisine baktığını nazar-ı itibara almalıdır. Bu zaviyeden, Kehf Sûresi?nde anlatılan kıssaların bizimle çok ciddi alakası vardır. Mesela, Ashab-ı Kehf anlatılırken ?telattuf? ve -Hazreti Üstad?ın ifadesiyle- ?sırran tenevveret? düsturları nazara verilmektedir. Lütûfkâr ve latîfane hareket etme esasına bağlı bu düsturlar, hareketlerini Kur?ân?a uydurmak durumunda olanlar için vazgeçilemez birer umdedir. Latîf, Esma-i Hüsnâ?dandır; yani Cenâb-ı Hakk?ın yüce isimlerinden biridir ve Kur?ân?da da zikredilmektedir. Allah, Latîf?tir. O, lütûflarını insanların içine, onlara hiç hissettirmeden akıtıverir. İnsanlar hissetmezler; ama, onları İlâhî esintiler sessiz sessiz sarıverir. Bazen çok cüzî bir hâdiseyle, içinizin aydınlandığını görürsünüz; halbuki tenasüb-ü illiyet prensibiyle mes?eleye baksanız, yaptığınız o cüzî şeyle elde ettiğiniz büyük lütûf arasında bir münasebet kuramazsınız. Bir diğer zaviyeden Latîf ismi, İlâhî tecellilerin, akdes feyizlerin bilmediğimiz bir noktadan gelip, bizim ruhumuzu sarması demektir. Böylece insan îman adına birden bire bir inşirah ve inbisat hissetmeye başlar. Artık, îman onun için en zevkli bir keyfiyet, küfür ise, yılan ve çıyanın kucağına düşmek gibi en kerih ve çirkin bir duygu haline gelir. İşte, bu manâda telattuf, yapılan hizmetlerin hiç kimseyi rahatsız etmeyecek şekilde, gürültü ve görüntüden uzak bir keyfiyette ortaya konulmasıdır. Ziya Paşa?nın ?Erbâb-ı kemâli çekemez nâkıs olanlar / Rencide olur dide-i huffaş ziyadan.? sözüyle dikkat çektiği üzere, ışıkla, nurla da olsa hiçkimseyi rahatsız etmemek, hazımsızlığa itmemek ve husumete sevk etmemek hedef olmalıdır. (19:55) Ashâb-ı Kehf senelerce yattıkları mağaralarından, kabirden kalkar gibi uyanıp kalkmış; vaktiyle ayaklandıkları müşriklere karşı başarılı olduklarını ve isteyip umdukları Allah merhametinin bir tecellisini görmüş ve dolayısıyla önceden iman ettikleri şekilde Allah?ın vaadinin hak olduğunu müşahede etmişlerdi. Ondan sonra da tekrar mağaralarına çekilip yeniden kıyamete kadar uykuya dalmayı istemiş ve öyle de yapmışlardı. Zira, onlara göre önemli olan, misyonlarıydı. Madem vazifelerini tamamlamışlardı, artık ahiret onlar için daha sevimli ve hayırlıydı. Halk arasında takdir edilen ve alkışlanan, böylece ahiret azığını dünyadayken tüketen birer insan olmaktansa Hakk?a yürümeyi seçmişlerdi. İşte bu tavırlarıyla da onlar, bütün dava erlerine hüsn-ü misal teşkil etmişlerdi. (26:50) Hazreti Musa ile Hazreti Hızır kıssasından pek çok ibretle beraber şu dersi de almalıyız: Bir insan Musa bile olsa, Hızır gibi bir rehberin önünde diz çökmesini bilmeli ve ilmine ilim katmak, seyr ü sülûkunu tamamlamak için talebeliğe can atmalıdır. Bu aynı zamanda tevazu alametidir ki; Hazreti Sâdık u Masduk?a isnad edilen bir hoş söz şöyledir: ?Yüzü yerde olanı Allah yükselttikçe yükseltir, kibre girip çalım çakanı da yerin dibine batırır.? (28:00)

Zülkarneyn olma, evvelâ mağarada Ashâb-ı Kehf olmaktan başlar. Bu arada safvetini koruyanlar, ledünniyata sımsıkı bağlı olanlar ve işin başındaki hasbîliklerini sonuna kadar götürenler, fütüvvet erbabıdır ve insanlığın mâkus tali?ini de onlar değiştirecektir. Bağa, bahçeye, mal ve servete takılıp kalanlar, yazlığına kışlık ve kışlığına yazlık eklemeye çalışanlar ve en kıymetli sermayeleri olan ömürlerini böyle lüzumsuz arzu ve isteklerin arkasında koşarak tüketenlerin ise Zülkarneyn olmaya hakları ve liyakatleri yoktur. Bugün yeryüzü, Zülkarneyn ile temsil edilen hakikatin günümüzdeki mümessillerine muhtaçtır. Ülkemizin, dünya muvazenesinde bir yer alması, sözü dinlenilir bir konumda bulunması ve daima haksızlığın önünde bir set gibi durması milletimiz için bir hedef olmalıdır. (30:18) Hadis-i şeriflerde Cuma günü Kehf Sûresi?nin başından (bir rivayette sonundan) on ayet okumanın Deccal fitnesine karşı kalkan olacağı ifade edilmektedir. İnsan, bu sûrede anlatılan-Ashab-ı Kehf?in harika şekilde korunması gibi- ilahî icraâtıdüşünerek ayet-i kerimeleri tilavet edip O?nun inayet ve riayetine çağrıda bulunursa, inşaallah âhir zaman fitnelerinden muhafaza olur. (33:36)

..

12 dakika önce

Salih Parlak

Şenol Kardeşim, çok güzel anlatmışsınız. Allah razi olsun. Sadece bazı noktaları benim anlayış farklılığımı anlatırım:

Bu, Allah yolundaki gözü pek, yiğit mi yiğit; 3-5-7 sayıları önemli değil; gençleri tek başına değiller. Kendileri sığınmamışlar. Allah cc bağrına basarak, kucağına alarak (hâşâ) mağaraya yönlendirmiştir. İşte anlaşılmazlıklar burada başlamaktadır. Nasıl yönlendirmiş? Mağarayı nasıl hazırlamış? Köpeği cenever cesına kapıya nasıl dikmiş? Güneşin nasıl yıllARCA VE HANGİ YÖNDEN NASIL HİZMETLER SAUNARAK ÇÜRÜTMEDEN VE YILLARCA CANLARINI TESLİM ETMEDEN YAŞATILMIŞ? iŞTE BU GAYBİ NOKTALAR ÇOK KARANLIK! Çünkü fizik yasaları orada çalıştırılmamış. Daha doğrusu bilim adamlarının anlayacağı yasalar çerçevesinde değil de semavi güçler kullanılarak onlar orada yaşatılmış. Bu yasalar bize karanlık; çünkü gaybidirler. Ama yasaları belki de ahır zamana doğru Allah cc bir devrin bilimadamlarına izhar edecekrie. Ama şu anda bize karanlık!.

Allah cc onlarladır; onların gönlündedir ve onları mağarada sosyal güvenceye alan güç; Allah'tır cc.

Maide suresindeki: "Siz risaleti ihyaya çalışın. Allah sizi Nas'tan korur" (ya'sımüke min en nasi) ayetinin sırrını burada tecelli ettirmiştir.

Bu farklılığı anlamanızı isterim. Allah cc verdiği bu sözü bu olayda canlı olarak göstermiş ve Nâs'tan nasıl 300 veya 310 yıl nasıl koruduğunu belgesel olarak bir sinema filmi gibi anlatmıştır. Ama gaybi ifadelerle anlatmıştır. Birçok yönü bize karanlık!

Tkrar ediyorum: "Mağaraya kendileri yönelmemiş. Allah'ın cc bizzat yönlendimesiyle bu mağara ortamına yerleştirilimşlerdir. ve Nâs'tan 300 yıl korunmuşlardır.

"kabirden kalkar gibi uyanıp kalkmış"; ifadeniz: "uyandılıp kaldırılmış" ile düzeltseniz iyi olur.

"terk ederek bir mağaraya sığınan," ifadenizde "sığındırılan ve oraya yönlendirilen" ifadesi daha iyi olur.

Bugün de sizlerin ve bizim gibi gafil ve bol konuşup bir şey yapamayan insanlar da Ashab-ı Kehf Gençleri neden yetiştirmesin? Kapı açık! Biz kendimizi vareste kılmayalım. Peygamberlerin varisleri bugün de olabilir. Yani Ashab-ı Kehf, bu ayet-i kerimelere göre her an ve her çağda yetiştirilebilir.

Bu sevaba nail olabilecek verese yok!

"Deccal fitnesine karşı kalkan olacağı ifade edilmektedir." bu güzel sözünüz bence yeterli değildir. Okuyup anlayan ve kendi üzerinde uygulamaya çalışan ümmet, cemaat yetiştirmek faziletlidir.

Önce okuyan cemaar, daha sonra anlayan cemaat ve daha sonra da uygulayacak cemaat yetiştimek gerekmektedir. O fazileti Rabbim inşallah sizlere nasip eyler; Güzel Şenol Kardeşim!!!

..


şenol maden

şenol@maden

30.08.2012

Senol Maden

Ashâb-ı Kehf, Hızır ve Zülkarneyn

Soru: Kehf Sûresi?ndeki kıssalar birbirinden ayrı hadiseler olarak mı ele alınmalıdır; yoksa mebdeden müntehaya bir dirilişin ya da bir medeniyetin sergüzeştine dair merhaleler şeklinde mi? Ashab-ı Kehf?in hali, Hazreti Musa?nın Hazreti Hızır?la yolculuğu, Hazreti Zülkarneyn?in seferleri ve seddi günümüz insanlarına neler ifade etmelidir?

Kehf Sûresi?nde anlatılan hâdiselerin hemen hepsi vüzuhu içinde hafî gibidir. Bir bakıma topyekün beşerin serencâmesinin yine beşerin enzârına arz edilmesi itibarıyla vak?aların kahramanları âdeta belirsizleştirilmiştir; ifadeler fizikî mülâhazalar çerçevesinde ele alınsa da metafizik edalıdır. Değişik renklerle vak?alara öyle bir ton verilmiştir ki, kahramanlar birer sırlı ve sihirli varlıklar görünümü arz etmektedir; ifadeler onları hep buğulu gösterir. İnsan, onları seyrederken tayin ve teşhislerinde zorlanır. Zannediyorum bu tür konularda esas olan da budur; çünkü anlatılanlar, bütün bir insanlığın macerasıdır. Şu kadar ki, Kur?ân?ın anlattığı vak?alar, bizim senaryolarımız gibi hayalî değildir; onlar, hakikatin ta kendisidir. Bu vak?aları, peygamberler ve salih insanların şahsında sahnelendiren Hazreti Allah (celle celâluhu), Kelâm-ı Kadim?i ile de ibret alınması maksadıyla, ayn-ı hakikat olarak Peygamberine bildirmiştir. Şimdi bize de, onlardan alınacak hisseyi almak düşmektedir. (01:00)

Ashab-ı Kehf, Allah inancından uzaklaşıp putperestliğe saplanmış toplumu terk ederek bir mağaraya sığınan, halleriyle insanlara ahiret inancı ve ölümden sonra dirilme hususunda ibret olan birkaç gençtir. Bu gençler, şerir bir idareye karşı fiilen mukavemet edemediklerinden dinî hayatlarını yaşayabilmek için saray hayatını terk ve mağarada yaşamayı tercih etmişlerdi. Bu zatlar orada, ilâhî bir rahmet eseri olarak çok uzun bir uykuya dalmışlar, Romalılar da mağaranın ağzını kapatarak onları ölüme mahkûm etmek istemişlerdi. Üç yüz küsur sene sonra uyanan bu gençlerin harika hallerine şahit olan o dönemin idarecileri de mağaranın kıyısına bir mescit yapmışlardı ki, daha sonra burası herkes için bir ziyaretgâh haline gelmişti. Kur?ân-ı Kerim, Ashab-ı Kehf?in yerini açıklamamıştır. Anadolu?da Tarsus ve Efes?te olduğu gibi İspanya, Cezayir, Mısır, Ürdün, Suriye, Afganistan ve Doğu Türkistan başta olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerinde Ashab-ı Kehf?in mağarası olarak gösterilen mekanlar vardır. Bunun bir hikmeti şu olabilir ki; bu, sadece bir yerde olmuş mahallî bir hâdise değildir; dünyanın çeşitli yerlerinde inanan insanların çoğu hep böyle bir mağaraya sığınma ve bir ?tahannüs? devri yaşamışlardır. İşte Kur?ân, meseleyi mutlak bırakmakla bu hususa işaret etmekte ve her yerdeki Ashab-ı Kehf?e dikkat çekmektedir. Belki de her peygamberin ümmeti içinde bu tür bir Ashab-ı Kehf mevcudiyeti söz konusudur. (03:35)

Hazreti Musa, bir münacatında kendisinden daha bilgili bir insan olup olmadığını Cenâb-ı Hakk?a sorar. Gayesi tefahur değil, sadece o kişiden istifade etmektir. Cenâb-ı Hak, Hazreti Musa?ya, böyle bir kişi olduğunu ve onu görmek için de ?Mecmaü?l-Bahreyn?e kadar gitmesini vahyeder. Hazreti Musa emre icabet ederek yanına fetâsını alır ve yola koyulur; bu genç (fetâ), tefsircilerin ittifakıyla Yuşa b. Nun?dur. Yolda büyük bir kayanın yanına varırlar. Orada bir müddet istirahat ederler. Bu arada zembillerindeki ölü balık birden canlanır ve denize dalıverir; derken gözden kaybolur. Demek ki, bulundukları o yerde mânevî ve ayrı bir atmosferin mevcudiyeti söz konusuydu. Orada Cenâb-ı Hak, apaçık Hayy ismiyle mütecellî idi. Aslında makam-ı Hızıriyet, bütünüyle canlılıktır. İhtimal işte o atmosfer içine girince, Hayy isminin fevkalâde tecellîsiyle balık birden canlanmış ve suya dalıverirmişti. Hazreti Musa ile Yuşa b. Nun (aleyhimesselâm) bir müddet yürürler. Kendilerinde bir yorgunluk ve açlık hissettiklerinde Hazreti Musa?nın teklifiyle yemek yemeye karar verirler. O esnada Hazreti Yuşa unuttuğu bir meseleyi, yani balığın canlanıp denize atlayıp gittiğini hatırlayıverir. Daha sonra oranın bir buluşma yeri olduğunu anlayıp geriye dönerler. Hızır?ı (aleyhisselâm) orada duruyor görürler. Kur?ân, onu, kendisine ?Ledün ilmi? verilen bir kul olarak anlatır. Hazreti Musa, durumunu ona açar ve kendisine tâbi olmak istediğini söyler. Ancak Hızır (aleyhisselâm), Hazreti Musa?nın kendisiyle yolculuk yapmaya tahammül edemeyeceğini söyler. Peygamber Efendimiz?den şerefsüdur olan hadislerde bu hâdise ile alâkalı tafsilat şöyledir: Hazreti Musa?ya hitaben Hızır şöyle der: ?Allah sana bir ilim vermiştir. Onu ben bilemem. Bana verdiği ilmi de sen bilemezsin.? Sonra da denize gagasını daldırıp çıkaran bir kuşu gösterir ve şöyle der: ?Yâ Musa! Senin ve benim bildiklerim, Cenâb-ı Hakk?ın ilmine nisbeten, şu kuşun gagasına bulaşan su ile koca okyanusun nispeti gibidir.? Farklı buuddaki o yolculuk sırasında Hazreti Hızır bir gemiyi arızalı hâle getirir, bir çocuğu öldürür ve kendilerine yemek vermeyen insanların bulunduğu yerdeki bir duvarı da düzeltir. Bunlar işin zâhirine göre hep hatadır, bu itibarla da her defasında Hazreti Musa?nın itirazı olur. Ancak ayrılacakları sıradadır ki, Hızır, bu vak?aların iç yüzünü anlatır. Bu yolculuk, her zaman ve devirde yapılması gereken bir yolculuktur. İnanan insanlar sadece zâhirî ilimlerle yetinmemeli, kalb ve ruh dünyalarını işlettirerek ledün ilmine vâkıf olmaya da çalışmalıdırlar. Yolculuk, bir mânâya göre çile ve seyr u sülûkun remzidir. Bu uzun yolculukta her makamın kendine göre şartları vardır ve bunlar ancak erbabınca bilinmektedir. Sahabeden sonra tâbiîn döneminde bu iş hakkıyla yapılmış ve her türlü ilmi elde etme cehdiyle insanlar uzak mesafelere yolculuk yapmış ve at koşturmuşlardır. Aynı hedefe varmak isteyenler, günümüzde de aynı şekilde davranmak zorundadırlar. Demek ki, bu hâdiseden hisse alma kıyamete kadar devam edecek ve her ilim insanı bu hâdiseden kendi seviyesine göre bir mânâ anlayacaktır. (06:46)

Zülkarneyn; iki boynuzlu, iki yönlü, iki buudlu veya iki çağa hükmeden insan mânâsına gelir. Zülkarneyn ismi Kur?ân?da bizzat zikredilir. Ancak isim zikredilmekle birlikte, Zülkarneyn?in kimliği yine kapalı kalmaktadır ki, bu vak?ada da diğer hâdiselerdeki gibi meçhuliyet devam etmektedir. Ona Topal Filip?in (Philippos) oğlu Büyük İskender diyenler vardır. Hâlbuki Zülkarneyn, Hazreti İbrahim devrinde yaşamıştır. Hatta bazı rivayetler, Hazreti İbrahim ile Zülkarneyn?in görüşmelerinden bahsetmektedir. Bu itibarla milattan 300 sene kadar önce yaşamış olan Büyük İskender asla Zülkarneyn olamaz. Zülkarneyn?in Himyer?den olması ihtimal dahilindedir. Çünkü Yemen lisanında isimlerin başına ?Zülmenar?, ?Zülyesar? vs. gibi ?zü? getirilmesi âdeti vardır. Durum böyle olunca şark ve garptan maksat, baştan sona Afrika olabilir. Zülkarneyn?in oradan Çin?e uzanmış olması da mümkündür. Hazreti Zülkarneyn, peygamber olup olmadığı şüpheli zevattandır; ancak zâhir ve bâtın ilimlerini cem eden bir insan olduğu kesindir. Zülkarneyn, cihanın şarkına ve garbına seyahat yapar. Önce Bahr-i Muhit?e daha sonra da meşrık tarafına gider. Orada üzerlerinde elbise dahi olmayan bir toplulukla karşılaşır. Yolculuğuna devam eder ve iki sed arasına ulaşır. Burada dillerini anlamadığı bir cemaat ona Ye?cüc ve Me?cüc anarşisinden bahseder ve ne pahasına olursa olsun onlarla kendi aralarına bir sed yapması teklifinde bulunurlar. O da ücreti reddetmekle beraber sed yapmayı kabul eder ve iki tepe arasına demir ve kaynamış bakır halitasından bir sed yapar. Orada bulunanlar da kendisine işçilikte yardım ederler. (09:36) Bir kere daha tekrar edelim; Zülkarneyn?in kim olduğunu bilmiyoruz. Bildiğimiz bir husus varsa, o da onun, bir hakikatin temsilcisi olduğudur. Zaten bizim için mühim olan da böyle bir hakikatin keşfidir. Zülkarneyn, sebeplerle çepeçevre kuşatılmış ve kendisine Cenâb-ı Hak tarafından ?müknet? verilmiş bir insandır. Onu, hiçbir hâdise sarsamaz. O, hayatın bütün ünitelerinde tam bir salahiyet sahibidir. İçtimaî hayatı bütün teferruatıyla bilir. Onun iktisadî hayatı ve askerî hayatı da, en az bunlar kadar ileridir. Ve o aynı zamanda, bir ibadet insanıdır. Bu yönüyle de tam bir zâhiddir. Bütün sebepler seferber edilmiş ve onun emrine verilmiştir. Binaenaleyh yerinde irşad ekipleri çıkarır, onları yürütür, yerinde de cihanı fethetmek için hem şarka hem garba seferler tertip eder. Bu yönüyle Hazreti Süleyman?dan Hazreti Ömer?e, ondan da Kanuni Sultan Süleyman?a kadar bu hakikatin temsilcisi olmuş Zülkarneyn?ler söz konusudur. Zira bu hâdiseler, sadece bir devreye ve bir mahalle mahsus hâdiseler değildir. Her devirde ve her yerde olması mümkün hâdiselerdir ve kahramanları da belli şahıslara münhasır olmamalıdır. Belki bu kahramanlar, dünyanın değişik yerlerine serpiştirilmiştir. Hazreti Âdem?den beri devam eden ve kıyamete kadar da devam edecek olan her türlü şuurlu bir araya gelmeler bu hakikatin bir parçasıdır ve Cenâb-ı Hak, bu hususu bir sır olarak sürdürmektedir. (12:00)

Hazreti Zülkarneyn?in seddi hakkında da çeşitli rivayetler vardır; bazıları bu seddin, meşhur Çin Seddi olduğunu söyler. Onlara göre bu set, Çinlileri Türklerden korumak için yapılmıştır. Bazılarına göre ise Azerbaycan-Ermenistan arasında Dağıstan?daki Demirkapı seddidir. Belki de bu set, Ural dağlarındaki settir veya hiçbiri değildir de Bering Boğazı?ndaki geçit noktasıdır. Bütün bunlar bizim bilgimiz dışındadır. Bunların ne olup-olmadığını bilmediğimiz gibi, bu seddin keyfiyetini de kesin olarak bilemiyoruz. Bildiğimiz bir şey varsa o da şudur: Âlemşümul kabul devresi Zülkarneyn?le anlatılmış olmaktadır. O devre, dünya muvazenesinde bir yer almak, sözü dinlenilir bir konumda bulunmak ve daima haksızlığın önünde bir set gibi durmak zamanıdır. (17:10)

Bir mü?min, Kur?an-ı Kerim?in hemen her sûresinin, her maktaının, hatta her ayetinin bir manada kendisine baktığını nazar-ı itibara almalıdır. Bu zaviyeden, Kehf Sûresi?nde anlatılan kıssaların bizimle çok ciddi alakası vardır. Mesela, Ashab-ı Kehf anlatılırken ?telattuf? ve -Hazreti Üstad?ın ifadesiyle- ?sırran tenevveret? düsturları nazara verilmektedir. Lütûfkâr ve latîfane hareket etme esasına bağlı bu düsturlar, hareketlerini Kur?ân?a uydurmak durumunda olanlar için vazgeçilemez birer umdedir. Latîf, Esma-i Hüsnâ?dandır; yani Cenâb-ı Hakk?ın yüce isimlerinden biridir ve Kur?ân?da da zikredilmektedir. Allah, Latîf?tir. O, lütûflarını insanların içine, onlara hiç hissettirmeden akıtıverir. İnsanlar hissetmezler; ama, onları İlâhî esintiler sessiz sessiz sarıverir. Bazen çok cüzî bir hâdiseyle, içinizin aydınlandığını görürsünüz; halbuki tenasüb-ü illiyet prensibiyle mes?eleye baksanız, yaptığınız o cüzî şeyle elde ettiğiniz büyük lütûf arasında bir münasebet kuramazsınız. Bir diğer zaviyeden Latîf ismi, İlâhî tecellilerin, akdes feyizlerin bilmediğimiz bir noktadan gelip, bizim ruhumuzu sarması demektir. Böylece insan îman adına birden bire bir inşirah ve inbisat hissetmeye başlar. Artık, îman onun için en zevkli bir keyfiyet, küfür ise, yılan ve çıyanın kucağına düşmek gibi en kerih ve çirkin bir duygu haline gelir. İşte, bu manâda telattuf, yapılan hizmetlerin hiç kimseyi rahatsız etmeyecek şekilde, gürültü ve görüntüden uzak bir keyfiyette ortaya konulmasıdır. Ziya Paşa?nın ?Erbâb-ı kemâli çekemez nâkıs olanlar / Rencide olur dide-i huffaş ziyadan.? sözüyle dikkat çektiği üzere, ışıkla, nurla da olsa hiçkimseyi rahatsız etmemek, hazımsızlığa itmemek ve husumete sevk etmemek hedef olmalıdır. (19:55) Ashâb-ı Kehf senelerce yattıkları mağaralarından, kabirden kalkar gibi uyanıp kalkmış; vaktiyle ayaklandıkları müşriklere karşı başarılı olduklarını ve isteyip umdukları Allah merhametinin bir tecellisini görmüş ve dolayısıyla önceden iman ettikleri şekilde Allah?ın vaadinin hak olduğunu müşahede etmişlerdi. Ondan sonra da tekrar mağaralarına çekilip yeniden kıyamete kadar uykuya dalmayı istemiş ve öyle de yapmışlardı. Zira, onlara göre önemli olan, misyonlarıydı. Madem vazifelerini tamamlamışlardı, artık ahiret onlar için daha sevimli ve hayırlıydı. Halk arasında takdir edilen ve alkışlanan, böylece ahiret azığını dünyadayken tüketen birer insan olmaktansa Hakk?a yürümeyi seçmişlerdi. İşte bu tavırlarıyla da onlar, bütün dava erlerine hüsn-ü misal teşkil etmişlerdi. (26:50) Hazreti Musa ile Hazreti Hızır kıssasından pek çok ibretle beraber şu dersi de almalıyız: Bir insan Musa bile olsa, Hızır gibi bir rehberin önünde diz çökmesini bilmeli ve ilmine ilim katmak, seyr ü sülûkunu tamamlamak için talebeliğe can atmalıdır. Bu aynı zamanda tevazu alametidir ki; Hazreti Sâdık u Masduk?a isnad edilen bir hoş söz şöyledir: ?Yüzü yerde olanı Allah yükselttikçe yükseltir, kibre girip çalım çakanı da yerin dibine batırır.? (28:00)

Zülkarneyn olma, evvelâ mağarada Ashâb-ı Kehf olmaktan başlar. Bu arada safvetini koruyanlar, ledünniyata sımsıkı bağlı olanlar ve işin başındaki hasbîliklerini sonuna kadar götürenler, fütüvvet erbabıdır ve insanlığın mâkus tali?ini de onlar değiştirecektir. Bağa, bahçeye, mal ve servete takılıp kalanlar, yazlığına kışlık ve kışlığına yazlık eklemeye çalışanlar ve en kıymetli sermayeleri olan ömürlerini böyle lüzumsuz arzu ve isteklerin arkasında koşarak tüketenlerin ise Zülkarneyn olmaya hakları ve liyakatleri yoktur. Bugün yeryüzü, Zülkarneyn ile temsil edilen hakikatin günümüzdeki mümessillerine muhtaçtır. Ülkemizin, dünya muvazenesinde bir yer alması, sözü dinlenilir bir konumda bulunması ve daima haksızlığın önünde bir set gibi durması milletimiz için bir hedef olmalıdır. (30:18) Hadis-i şeriflerde Cuma günü Kehf Sûresi?nin başından (bir rivayette sonundan) on ayet okumanın Deccal fitnesine karşı kalkan olacağı ifade edilmektedir. İnsan, bu sûrede anlatılan-Ashab-ı Kehf?in harika şekilde korunması gibi- ilahî icraâtıdüşünerek ayet-i kerimeleri tilavet edip O?nun inayet ve riayetine çağrıda bulunursa, inşaallah âhir zaman fitnelerinden muhafaza olur. (33:36)

..

12 dakika önce

Salih Parlak

Şenol Kardeşim, çok güzel anlatmışsınız. Allah razi olsun. Sadece bazı noktaları benim anlayış farklılığımı anlatırım:

Bu, Allah yolundaki gözü pek, yiğit mi yiğit; 3-5-7 sayıları önemli değil; gençleri tek başına değiller. Kendileri sığınmamışlar. Allah cc bağrına basarak, kucağına alarak (hâşâ) mağaraya yönlendirmiştir. İşte anlaşılmazlıklar burada başlamaktadır. Nasıl yönlendirmiş? Mağarayı nasıl hazırlamış? Köpeği cenever cesına kapıya nasıl dikmiş? Güneşin nasıl yıllARCA VE HANGİ YÖNDEN NASIL HİZMETLER SAUNARAK ÇÜRÜTMEDEN VE YILLARCA CANLARINI TESLİM ETMEDEN YAŞATILMIŞ? iŞTE BU GAYBİ NOKTALAR ÇOK KARANLIK! Çünkü fizik yasaları orada çalıştırılmamış. Daha doğrusu bilim adamlarının anlayacağı yasalar çerçevesinde değil de semavi güçler kullanılarak onlar orada yaşatılmış. Bu yasalar bize karanlık; çünkü gaybidirler. Ama yasaları belki de ahır zamana doğru Allah cc bir devrin bilimadamlarına izhar edecekrie. Ama şu anda bize karanlık!.

Allah cc onlarladır; onların gönlündedir ve onları mağarada sosyal güvenceye alan güç; Allah'tır cc.

Maide suresindeki: "Siz risaleti ihyaya çalışın. Allah sizi Nas'tan korur" (ya'sımüke min en nasi) ayetinin sırrını burada tecelli ettirmiştir.

Bu farklılığı anlamanızı isterim. Allah cc verdiği bu sözü bu olayda canlı olarak göstermiş ve Nâs'tan nasıl 300 veya 310 yıl nasıl koruduğunu belgesel olarak bir sinema filmi gibi anlatmıştır. Ama gaybi ifadelerle anlatmıştır. Birçok yönü bize karanlık!

Tkrar ediyorum: "Mağaraya kendileri yönelmemiş. Allah'ın cc bizzat yönlendimesiyle bu mağara ortamına yerleştirilimşlerdir. ve Nâs'tan 300 yıl korunmuşlardır.

"kabirden kalkar gibi uyanıp kalkmış"; ifadeniz: "uyandılıp kaldırılmış" ile düzeltseniz iyi olur.

"terk ederek bir mağaraya sığınan," ifadenizde "sığındırılan ve oraya yönlendirilen" ifadesi daha iyi olur.

Bugün de sizlerin ve bizim gibi gafil ve bol konuşup bir şey yapamayan insanlar da Ashab-ı Kehf Gençleri neden yetiştirmesin? Kapı açık! Biz kendimizi vareste kılmayalım. Peygamberlerin varisleri bugün de olabilir. Yani Ashab-ı Kehf, bu ayet-i kerimelere göre her an ve her çağda yetiştirilebilir.

Bu sevaba nail olabilecek verese yok!

"Deccal fitnesine karşı kalkan olacağı ifade edilmektedir." bu güzel sözünüz bence yeterli değildir. Okuyup anlayan ve kendi üzerinde uygulamaya çalışan ümmet, cemaat yetiştirmek faziletlidir.

Önce okuyan cemaar, daha sonra anlayan cemaat ve daha sonra da uygulayacak cemaat yetiştimek gerekmektedir. O fazileti Rabbim inşallah sizlere nasip eyler; Güzel Şenol Kardeşim!!!

..


bir dostunu kıran bir dost

kljshkjhds@hotmail.com

07.11.2012
selamün aleyküm

cübbeli ile ilgili kopyala yapıştır haberin neresinde duruyorsunuz şahit ve deliliniz nedir katıldığınız(yorum eklemeden almışınız ki yazıya katılıyorsunuz galiba)katılmadığınız yönler.

lütfen şait delil nedir ispat yoksa kul hakkı falan sizin ve bizim için ne olacak

bu haberden bizim anlamamız gereken nedir.

aklınıza kozmogonik açılım pencereler diliyorum.pencereleride açık bırakmanızı diliyorum

acele cevap


cavabınız

afasdf@hotmala .kom

04.12.2012
yukarıdaki soruya cevabınız şiddetle beklenmektdir muhterem saygılar


şevket savaş

şevketsavaş@hotmail.com

06.12.2012
05:50

Sevket Savas - Saygıdeğer Büyüğümüz.En derin kalbi muhabbetlerimi sunuyor ellerinden öpüyorum.Bize yakmış olduğunuz tefsir ışığı yolumuzu aydınlatmakta.Bugün CERN'deki -tanrı parçacığını-anlayabiliyorsak,nano teknolojiyi özümseyebiliyorsak tüm bunlar sizin aydın ve münevver şahsiyetinizin bize bahşettiği paha biçilmeyen bilgilerin ışığındandır.Önünüzde saygıyla eğiliyorum.

1978 Samsun İİmam-Hatip ve 1983 Erzurum Atatürk Üniversitesi Edeb.Fak.Fransız Dili ve Edeb. mezunu öğrenciniz Ordu-Akkuş'tan ŞevketSavaş

...

18 Aralık 2011 09:07

Salih Parlak - Şevket'im ad ve soyadı iyi hatırladım. Allah razi olsun. Şu anda Akkuş'ta mısınız? Ben İstanbul/Çekmeköy'deyim. Buraya yerleştik artık. Yeni kitap yazıyorum. yakında yayınlanacak. Lütfen www.2001yayinlari.com web sitemizi ziyaret eyle. Selamlar.

...

18 Aralık 2011 23:06

Sevket Savas - Değerli büyüğüm.

Sizlerin kıymeti ni bilememiş olmamızın sebebi tabi ki çocukluğumuzun verdiği cehaletimizin eseri.Oysa yıllar geçince insan anlıyor ki ilim öğrenmeden geçen her saniye boşa akan su misali.Hem sahibine hem de insanlığa zarar.Zamanımızdan yüzlerce yıl önce at ve deve sırtında kitaplarını taşıyarak binlerce km yol katedip ilim peşinde koşan ve onlarca cilt kitap yazan din ve bilim adamlarına karşı yaptığımız büyük ayıp.Elektriğin bilgisayarın internetin ve hatta hazır program ve yazılımların son teknoloji cep telefonlarının ve dünyayı keşfedilmemiş bir nokta bırakmadan bilgimize sunan national geographic gibi dergi ve kanalların ve google earth ün olduğu bir dünyada .Ama buna inanın ki bir tane bile olsa bir öğrenci yetiştirdiniz.Belki bir kitap yazmadım ama bu gece dahil olmak üzere hiç okumadığım bir günüm olmadı hayatımda.Ayrıca 2004-5 kışında 6 ay FIRAT KÜLTÜR MERKEZİnde Beyazıt da YAZARLIK KURSUnu bitirdim.Bana yaktığınız ışığı inancımdan ve imnımdan zerre sarsıntı yaşamadan fransız edebiyatını bitirerek çağdaş düşünceyle islami düşüncemi birleştirip elimden hiç bırakmadım.

Size uzun ömür diliyor ÖNÜNÜZDE SAYGIYLA EĞİLİYORUM.

İSTANBULDAYIM.telefonum 0534 933 58 87

...

23:11

Sevket Savas - 2001 yayınları.com'u inceledim.okudum.ŞEREF duydum SAYGILARIMLA

...

15 Şubat 03:44

Sevket Savas - selamünaleyküm sevgili hocam hayırlı geceler en derin saygılarımı iletir mübarek ellerinizden öperim

...

10 Ağustos 08:35

Sevket Savas - MUHTEREM HOCAM HAYIRLI RAMAZANLAR DİLER ELLERİNİZDEN ÖPERİM

...

3 Eylül 21:20

Sevket Savas - sevgili hocam sizlere rastlayamadığım için izinsiz yazmak durumunda kalıyorum.affınıza hoşgörünüze sığınıyorum.tabii bu arada siz bizim hala hocamızsınız .ben ümraniyede medine caminin önünde şafak otelinde gündüz saat 8-19 arası bulunmaktayım.hotel bir hacı arkadaşımın.odalarımız klimalı kahvaltılı her odada seccade ve abdest almak için terlikli.düzgün bir aile oteli.ben sizi her zaman elinizi öpmek için beklerim.ayrıca müsaadenizle bir şey danışmak istiyorum.bir tefsir okumak istiyorum.vaktım müsait.bana hangi tefsiri okumamı tavsiye edersiniz. iyi akşamlar saygılarımla ellerinizden öperim

...

4 Eylül 07:19

Salih Parlak - Şevket Kardeşim, seni orada bilmiyordum, ilk uygun zamanımda yanındayım. Çekmeköy sana çok yakın! Benim meal-tefsirim sana çok uygun. Başkasını arama. Selamlar.

...

5 Eylül 12:32

Sevket Savas - sevgili hocam .aslında senin yanına gelip elini öpmek benim için

farzı kifaye ama oteli bırakacak kimse yok bende sabahtan akşam saat sekize kadar buradayım yanıma gelmeniz benim için dünyanın en büyük nimetlerimden biri.şeref verirsiniz.her saniye sizi saygıyla bekliyorum.yanınızda lütfen -sizde vardır -internet te satışı bitmiş meal-tefsiri'nizden de getirirseniz çok iyi olur saygılarımı iletir ellerinizden öperim

...

16 Eylül 14:32

Sevket Savas - muhterem hocam selamünaleyküm.bende telefonunuz olmadığından aramadan bugün Çekmeköy Bosna cad.Destegül sokak 7 numaraya gittim.saat biri beş geçtiği için bir alt sokakta sağ başta kuaförle başlayan ileride cami var orada öğle namazını ifa ettim sizin dükkanın arkasında playstation yeri hafta içi orda olacağınızı çekmeköy mezarlığından ilerde bir mahallede oturduğunuzu söyledi.en azından yeri öğrendim müsaade ederseniz bir gün sizi arar gelirim.üsküdar da davet kitabevinin sahibi sakallı ramazan gül benim arkadaşım.ondan çok kitap alıyorum geçen ay da ondan kurtubi tefsirini ve tefsiri kebiri aldım .sizinde bir kitabınızı gördüm ismi -cuma- idi.sizden alayım hemde meali alayım diye ordan almadım başkasına satılsın .ellerinizden öper saygılar sunarım.

...

15:03

Sevket Savas - telefonlarıda yazayım hocam.otel şafak 0216 443 443 78-79 gsm, 0536 9878739 -053 933 5887 saygılarımla

...

17 Eylül 12:05

Sevket Savas-

26 Eylül 08:16

Sevket Savas - selamünaleyküm hocam aynştayn'lık sorusunu bir dakikada çözdüm.üstelik matematiğimde zayıftır.cevap 144 tür. cevaplar 1.ve 2. sayıların toplamının birinci sayıyla çarpımıdır. saygılarımla ellerinden öperim

...

6 Ekim 18:09

Sevket Savas - saygıdeğer hocam meali okuyorum .ayrıca tefsirlerimin içine 17 cilt ruhul furkanı da dahil ettim 57 cilt olacak.imamı azam camiinin karşısında ahıska yayınevi ile anlaştım tanesi 20 liradan çıktıkça alacağım şu basılan 17 cildi de aldım.

...

7 Ekim 02:55

Salih Parlak - Hayırlı olsun. Çok büyük bir kolleksiyon! Allah okuma aşkını arttırsın. Selamlar.

...

17 Ekim 17:18

Sevket Savas - muhterem hocam sizlerinde teşvikiyle evimde çok güzel bir tefsir kitaplığı oluşmakta.1-Kur'an dili 10 cilt eser neşriyattan 2- Fizilalil kuran 16 cilt 3-Tefsiri kebir 23 cilt 4-Kurtubi tefsiri 20 cilt 5-Ruhul beyan 22 c. 6- Ruhul furkan 17 cilt 7- El esas fittefsir 16 cilt. 8-Nesefi tefsiri 10 cilt 9-İbni kesir 10 cilt kahraman yayınları 10-Taberi tefsiri 6 cilt 11- Tefhimül kuran 7 cilt 12-Süleyman ateş 6 cilt 13- Bayraktar bayraklı tefsiri 22 cilt ve sizin kitabınızı zaten aldım.şu anda şükürler olsun kitaplığıma koydum.yakında inşallah Ebussuud tefsiri için ve tabatabainin El mizan tefsiri için Şefkat yayınlarıyla görüştümTahir b.Aşur un et-Tahrir vet-Tenvirini alacağım.birde sizden rica ediyorumZemahşerinin Keşşafı kaç cilttir.bazı tefsirler muhtasar basılıyor.yanlışlıkla muhtasar kitap almayayım.yakın bir zamanda 13 cilt olan bu koleksiyonu inşallah 25 e çıkarmayı düşlüyorum.sizde görüşlerinizi belirtirseniz duacı olurum.saygılarımla öğrenciniz şevket

...

18 Ekim 05:21

Salih Parlak - Allah razi olsun. Çok güzel bir iş yapmışsınız ve yapöaktasınız. Büyük bir kütüphaneyi evinize taşımışsınız. Ama bu kitapların okuuma ve okutma zekatı vardır. Bu güzel kitapları evinizde hapsetmekler ve evinizde kuru bir hapishane kurmuş olmayasınız. Yani çevrenden bir yakın çevre edinerek ayın belli günlerinde bir tefsir okuma günü düzenlemelisin. Çok çok iyi olur. Mesela Üsküdar Özbekler tekkesi restore edilerek hizmete açılmış. Belli adamlar orada düzenli ve disiplinli ders veriliyor. Böyle bir yerde gün alabilmek ve kitapların okutabilmek ve tartışabilmek çok iyi bir hizmet oluverir. Selam ve saygılar Salih Parlak

...

05:22

Salih Parlak - Keşaf'ın, el Mizan'ın arapçası bende var. Ama kim tercüme etmiş yayınlamış bilmiyorum.

...

18 Ekim 10:37

Sevket Savas - Muhterem hocam el -Mizan tefsirini Kevser yayınevi çıkartıyor şu anda 11. cildi çıkardılar 20 cilt olacağını söylediler ama Keşşaf a daha ulaşamadım.Arapça tefsirler için Beyazıt ta Yumni iş merkezinde Şefkat yayınclıkta Mehmet Can bey le gittim görüştüm iyi bir indirimle alabileceğimi söyledi.Benim de amacım asla Kuranı hapsetmek değil.Ne haddimize.amacım -iyi öğrenmek ve öğretmek.güvendiğim okuyuculara da ekden ele dolaştırıp -Yüce Kitabımızı diri tutmak.gösterdiğiniz büyüklükten dolayı tekrar saygılarımı iletiyor ellerinizden öpüyorum

...

5 Kasım 15:44

Sevket Savas - muhterem hocam selamünaleyküm nasılsınız

...

16:34

Salih Parlak - Sağolasınınz çok iyiyim... teşekkürler ederim. Kusura bakmayın. misafirler vardı. geç farkına varmışım.

...

21 Kasım 16:55

Sevket Savas - muhterem hocam önce Allahın selamı üzerinize olsun .Yüce Mevla kısa zamanda kaybetmiş olduğum kitaplığımı kurmayı nasip eyledi dini kitaplık bölümünün yüzde ellisine eriştim.geçenki yazımdan sonra -celaleyn 5 c.-kadı beydavi 5 c.-arapça keşşaf 4 c.-geylani tefsiri 6 c. safvetüt tefasir sabuni 7 c.-fuyuzat şemseddin yeşil 7 c.-ibni kayyım tefsiri 4 c. islam fıkhı ansiklopedisi vehbe zuhayli risaleden 10 c.-el esas fis sünne said havva aksa dan 10 cilt elhamdülillahi rabbil alemiyn ellerinizden öperim saygılarımla

...

19:45

Salih Parlak - Ne kadar güzel! Rabbim okumayı ve okutmayı da nasip eylesin.

...

27 Kasım 07:10

Sevket Savas - muhterem hocam sizi facebook ta görmediğim için -ÖĞRETMENLER GÜNÜ-nüzü kutlayamadım.unutmadım.öğretmenler gününüzü kutlamış olayım.ellerinizde öper saygılar sunarım

...

07:12

Salih Parlak - Sağolasın ama ben Resulüllah'ın sav Başöğretmen olduğu günün kutlanacağı günlerin ve öyle bir ümmet yetişmesinin özlemindeyim.

...

Pazartesi 19:36

Sevket Savas - muhterem hocam hayırlı akşamlar.inşallah sağlığınız yerindedir.Yüce mevlam sizlere sağlıklı hayırlı bereketli ve uzun bir ömür nasip etsin.bu hafta verimli ve güzel geçti.17 cilt arapça fethül bari ve 15 cilt türkçe fethül bari-yi aldım.daha da sevindiricisi 12 CİLTLİK ebussuud tefsirini aldım.affınıza sığınarak bilginize sunayım istedim.en derin saygılarımımla ellerinizden öperim

...

Bugün 04:40

Salih Parlak - Rabbim azminizi, şevkinizi cesaretinizi artırsın. Bu ne cesaret! Allah yendeme de sabırlar versin. Bunları nereye sığdıracaksınız?

Siz bir milli, kütüphena açıjn derim. Bunlar bir kişiye çok fazla gelir.

Bu kadar eser ve bir kişide duymadım. Rabbim okunmalarını da nasip eder inşallah. Selam ve saygılar.

düzeltmeler: yengemize... kütüphane açın...

Bugün

09:54

Sevket Savas - Muhterem büyüğüm.Bize anlattığınız -o güne kadar hiç bir hocadan duymadığımız-tafsilatlı ayet tefsirleri levhi mahfuz tarifleri ve daha niceleri ta o zamanlar benim sizi can kulağıyla dinlememi ve ilerde bir gün gücüm yettiğinde böyle bir kitaplık kurma hissini bende oluşturdu.Daha önce 40 metre karelik bir kitaplık oluşturmuştum ama 2004-5 teki yazarlık kursunda sonra yanlış kitaplar okuyarak zaman kaybında olduğumu -yazılan bütün kitapların içinde yüce kitabımız KURAN dan kaynaklanmayan bahsetmeyenlerin aslında kitap olmadığını öğrendim.Ben oturarak para kazanan biriyim.o zaman boş oturmaktansa yüce kitabımızı okumak hem bu dünyada huzur hem ahirette yoldaş olacağından tüm gücümle kur'an öğrenmeye karar verdim.Bu kararımdan sonra Allahım önümde beklemediğim kolaylıklar nasip etti.sizlere de bahsettiğim gibi kutusu açılmamış bayraktar bayraklı tefsiri hiç olmayacağı BİR YERDE 2. EL MOBİLYACIdan 70 liraya aldım.üzeri fiyatı 570 tl.KAÇA ALABİLİRİM ÖĞRENEYİM DİYE İNTERNETTEN BULDUĞUM BİR TELEFONDA KARŞIMA BAYRAKTAR BAYRAKLI ÇIK-CADDEBOSTAN BİR CAMİ ADI VERDİ ORAYA GEL ben sana 350 liraya veririm dedi.ben zaten almıştım .bunları ve daha ne kolaylıklar.anladım ki bunlar kuran ile ilgilenmem için bana güzel işaretler.ebussuud tefsiri üzeri 600 tl .marmara ilahiyatın kitabevinde-ki ordan 17 cilt arapça fethül bari'yi aldım-bile öğrencilere 550 tl.cağaloğlunda Boğaziçi yayınlarına -ergun göze beyin kordinatör olduğu-gittim.10 dakika konuştum çayımı içtim.sen ne verirsen kitabı al dediler.gazi altun beye teşekkür ettim kucaklaştık 350 tl verdim ebussuud tefsirini aldım.sevgili hocam on trilyon değerinde servet batırdım sadece bu inanç ve imanla ayakta kaldım.şu anda oluşturmak istediğim projemin yarısındayım.24 takım -255-cilt tefsir oldu.elimdeki liste 40 takımlık.2013 yılı haziranına onu yetiştireceğim.tabii YÜCE MEVLANIN İZNİYLE.benim için önemli olan şu.her tefsir doğal olarak aynı şeylerden bahsetmekte.fakat bir fark var.çok basit bir örnek her ahçı pilav yapar ama birini tadı diğerini tutmaz.sizin damağınıza hoş gelen lezzet verene nasıl yaptığını sorduğunuzda -içine biraz SEVGİ kattım der.katılan maddi bir şey değildir. manevidir .ebussuud tefsirinin 20.sayfasında.şunu yazıyor.Muhterem Ömer Nasuhi Bilmen Hoca bu kati hükmüyle meseleyi bağladıktanve hem Kaazi Beyzavi'ye hem Zemahşeriy'ye rahmet diledikten sonra bu fikrini açıklayacak iki misalde vermektedir ki bunlardan birincisi: Cenab-ı Hakk'ın,9.sürenin 43. ayetinde,Resulü Ekreme sitemini anlatırken müfessire gerekli olan,nezaket ve nezaheti göstermediğidir.Gerçekten Zemahşeri tefsirinde 9.süre(tevbe)43 ayetteki 'Afaallahü anke... ' ibaresini -Hata ettin, ne fena yaptın...tarzında yorumlamıştır.Halbuki burada söz konusu Resulü Ekremin Tebük Gazvesine iştirak etmemek için mazeret beyan edenlerin mazeretlerini kabul etmesinden ibaretti ve tevbih edilecek bir şey olmayıp şer'i tabiriyle ancak bir 'terk-i evla -idi.Bu bakımdan böyle bir ifade Zemahşeri gibi beliğ bir allame için bir noksan olarak görülmüş ve bu yüzden imam Subki gibi alimler Keşşafı okumaktan el çekmişlerdir. Bunu affınıza sığınarak şunun için yazdım. Bir kaç satır sonra: Buna mukabil Ebussuud efendi, bu konuda hem gerekli nezahet ve hemde nezaketi göstermiştir .....diye devam eder.Bu demektir ki bir müfessir sıradan bir kişinin diğerine söyleyeceği bir sözü -Allah kelamı olarak çeviremez.Yüce Mevlamız şerefine alemleri yarattığı peygamberini hatadan beri kıldığına göre-o'na hata ettin diye hitap etmez. önemli 5000 -on bin sayfalık tefsirleri okurken bu hikmet damlacıklarını yakalamak.daha işin başındayım .arapça öğrenmek için gerekli yatırmlarımı yaptım herhalde iki sene içinde emsile bina maksut avamil izhar izzi ve ilaller izhar ve irabı kafiye ve irabı -ilk ve ileri arapça dilbilgisi kitaplarını ve modern arapça konuşma kitaplarını bitireceğim. Her ikimiz içinde -sizden daha çok şey öğreneceğim-

Yüce mevladan gelmiş geçmiş evliyaların enbiyaların nebilerin resullerin sahabilerin peygamberlerin tabiin ve tebei tabiinlerin şehitlerin kabul olnmuş duaların ve duaları kabul olanların ismi azamın ve esmai hüsnanın ve yüce peygamberimiz SAV in yüzü suyu ve şefaati hürmetin sağlık ve ömür talebinde bulunuyorum .Saygıyla ellerinizden öperim

...




 
SİPARİŞ VER

Kitaplarımızdan temin etmek isterseniz tıklayınız


ANKET
Lütfen
anketimizi oylayınız.


Hergün beş vakit namazımızı camide, bir imamın eşliğinde kılmaktayız. Acaba cami nedir ve imam kimdir?
Cami namaz kılma yeri ve İmam memurdur
Cami, imamın evi ve İmam sadece namazı kıldırandır
Cami, sivil toplum kurumu ve İmam STK önderidir.
Cami, bahçesiyle eğitim yuvası, İmam eğitimcidir.

ÇOK OKUNAN 5 YAZI
Yazı Hit
2001 YAYINLARI VE SALİH PARLAK 9013
SEBE' IRKI VE GEZEGENLERDEN SÜRGÜN 6165
FATİHA SURESİ 5846
KUR'AN HAKKINDA GENEL BİLGİLER 4944
BİR AKADEMİK MEAL - TEFSİR 3958

ZİYARETÇİ DEFTERİ
Deftere Yaz Defteri Oku
86 mesaj var.

SOHBET ODASI

Sohbet Odasına Gir